Kreş Maceraları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kreş Maceraları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mayıs 2013 Salı

Yılsonu Veli Toplantısı

Yılsonu veli toplantısında da yine tüm öğretmenleri ile ayrı ayrı görüştük, yarı yıldaki görüşmelerle en ufak bir değişiklik yok. söylediklerine göre Defnoş halâ yardımcı öğretmen modunda, hala çok hırslı, hala çok başarılı. Hareket koordinasyon öğretmeni bayılıyor Defne’ ye. Sınıfımın yıldızı diyor, süpper bir sporcu olacak kesin diyor J yüzmeyi öğrendiğini söylediğimde hiç şaşırmadı emindim zaten dedi. İngilizce öğretmeni, söylenecek laf yok, çok çok özel, çok farklı  bir çocuk yorumunu yaptı. Şeyma hanım zaten hayran ona. Söyleyecek cümle bulamıyorum hakkında diyor. O sınıftayken çok rahatım, ortamı çok güzel idare ediyor diyor. Bazen sorduğu sorulara nasıl cevap vereceğimi bilemiyorum düşünmem gerekiyor uzun zaman diyor J aynı durumu ben de yaşıyorum açıkçası..

Dans & Bale öğretmeni, dansa çok yatkın olduğunu düşündüğünü söyledi. Hatta yıldızlar sınıfına seçilmiş dans&bale’ den. Hareket koordinasyonda da yıldızlar sınıfında. Defne’ lerin yaş grubunda yıldız sınıfına seçilen tek çocuk Defne J.

El Sanatları öğretmeni de çok çok başarılı ve  yatkın olduğunu söyledi, drama öğretmeni de yine aynı şekilde oldukça özgüvenli bir çocuk olduğunu söyledi.

Kuzum benim yine çok başarılı bir sene geçirdin, gurur duyuyorum seninle meleğim...,



 

31 Ocak 2013 Perşembe

Defnoş' un Karnesi..

2012-13 öğretim yılı yarı yıl karnemizi aldık. Her yer gülen yüz ile dolu J


22 Ocak 2013 Salı

Veli Toplantısı -5 ( El sanatları & Drama )

Drama öğretmeni ile telefonda görüşme ayarlayabildik, ancak telefonda drama öğretmeni Defne’ nin deyimiyle “oyun abi J”  Defne ile ilgili bir takım çekinceler yaşadığını ve yüzyğze görüşmemizin uygun olacağını söyledi. Okula görüşem için gittim apar topar. Ancak gitiğimde drama öğretmeni, telefonda Defne’ yi başka bir çocuk ile karıştırdığını, özgüven ve tiyatral yetenek bakımından Defne’ nin oldukça iyi olduğunu söyledi J bir masa üzerine bir sandalye koyaraki sandalyede ayakta duracak şekilde ellerine m,ikrofon vererek bağırmalarını ve öğretmenin söylediği bir sözü tekrarlamalarını istiyormuş kendine güveni oluşturmak için. Defne hiç korkmadna ve oldukça başarılı şekilde gerçekleştiriyormuş J

El sanatları öğretmeni ile de telefonda görüşmek durumunda kaldım. O da Defne’ nin el sanatlarına oldukça yatkın olduğunu düşündüğünü söyledi. Yaptıkları resimler, yaşıtlarına göre oldukça iyiymiş. Açıkçası ben resime karşı pek yeteneği olmadığını düşünüyordum ama öğretmeni ile bu konuda aynı fikirde değiliz J yaptıkları resimlerin yaşıtlarına göre oldukça iyi olduğunu düşünüyor öğretmeni. Ayrıca hamurlar,  çamurlar ve kağıtlar ile de  yaptıkları konusunda el yeteneğinin oldukça iyi olduğunu düşünüyor. Algılarının çok kuvvetli olması sebebiyle, her gösterdiğini tek seferde anlaması ve düzgün bir şekilde yapıyor oluşu da çok hoşuna gidiyormuş öğretmeninin...

21 Ocak 2013 Pazartesi

Veli Toplantısı-4 ( Müzik )

Müzik öğremteni Can bey, Defne’ nin müthiş bir ritim kulağını olduğunu ve müziğe çok yetenekli olduğunu söyledi. Derslere çok büyük bir keyifle katılıyormuş ve çok eğleniyormuş. Görüşmeden bir gün önce yarı yıl gösterileri vardı. Gösteride Defne’ den gözlerimi alamadım dediğimde, Can Bey : “İnanın ben de Defne’ den alamadım gözlerimi” dedi. Büyük bir keyifle şarkıları söylediğini ve herşeyi çok çok doğru bir şekilde yaptığını, bundan dolayı da çok mutlu olduğunu söyledi. Tabi onun bu yorumu beni de çok mutlu etti. J

Defne’ nin ileride kesinlikle bir enstrüman çalması gerektiğini  düşündüğünü söyledi. Ben keman ya da piyano düşündüğümü söyleyince o da uygun gördü ve onayladı. Ancak o zamana kadar Defne’ de kulak gelişimini arttırmak için Bülent Ortaçgil gibi, farklı enstrümanların yer aldığı CD ler dinletmemizin uygun olduğunu söyledi. Gerçekten de Defne Bülent Ortaçgil CD lerini çok seviyor ve “anne bak şimdi piyano çalıyor, bakşimdi keman başladı” gibi yorumlar yapıyor J

17 Ocak 2013 Perşembe

Veli Toplantısı - 3 ( İngilizce)

Defnoş'un çok özel bir çocuk olduğunu söylüyor İngilizce öğretmeni Seda Hanım, Defne' nin deyimiyle " Seda teacher" :) . O benim prensesim, gerçekten çok özel, çok farklı bir çocuk diyor. Algılarının çok kuvvetli olması sebebiyle çok çok hızlı öğreniyor ve öğrendiğini de unutmuyor diyor. İngilizceye karşı yeteneği olduğunu düşünüyor.  Sınıfta Defne varken ben rahat ediyorum diyor. Derste sadece ingilizce konuşuyor çünkü Seda hanım, bazen sınıfın genelinin anlamadığı şeyleri Defne anlıyor ve sınıfa Türkçe olarak açıklıyormuş :) Hatta geçenlerde şöyle bir durum olmuş; Seda hanım, elinde bir elma tutarak " What is this?" demiş. Sınıftaki tüm çocuklar anlamamış bir şekilde birbirlerine bakmaya başlamışlar. Defne biraz beklemi ş ve demiş ki ;" bu ne diyor cevap veysenize, elma desenize, Allah allaaah " :) Koptum gülmekten diyor öğretmeni
Geçenlerde kurduğu ingilizce cümleden bahsettim  ( baby duck is in Özge ) çok şaşırdı çünkü "in" kavramını sadece bir kez göstermiş sınıfta. Bunu kavrayıp kullanması hayrete düşürdü onu..

16 Ocak 2013 Çarşamba

Veli Toplantısı -2 ( Hareket & Koordinasyon )

Geçen Cuma görüştük hareket koordinasyon öğretmeni Mehmet Ali Bey ile.
Görüşme gerçekten çok keyifli idi :)
Mehmet Ali bey, Defne için "bir tane" diyor.
Boyu uzun Defne' nin yaşıtlarına göre. Mehmet Ali bey' e öre bu birçok spor dalı içn avantaj Defne için. Ancak sadece boyunun uzunluğu da yetmiyor, kemik yapısı da çok gelişmiş durumda, kasları da çok kuvvetli diyor. Daha da önemlisi ,Defne  vücudunu nasıl kullanması gerektiğini çok iyi biliyor ve spora oldukça yatkın diyor.

Aynı zamanda inanılmaz bir görsel zekası var ve gösterilen herşeyi anında kaparak bir daha unutmadan tekrarlıyor artık diyor. Ayrıca hırslıymış da çok derslerde :), eğer bir hareketi olur da yapamazsa, bir kenarda onu yapana kadar çalışıp yapabildikten sonra gelip gösteriyormuş öğretmenine :)

Bu yaş çocuklarda topluma uyum konusunda sorun yaşama ve toplumda nasıl davranılacağını bilememe durumları ile sık karşılaşırız ve bu da çok normaldir diyor, ancak Defne' nin bu konuda da çok başarılı olduğunu düşünüyormuş. Arkadaşları -öğretmenleri ile ilişkileri, sorun yaşadıkları anlarda arkadaşlarına destek olma çabası ve onlar üzerindeki etkinliği öğretmeninin çok dikkatini çekmiş ve hoşuna gitmiş. Aferin benim kızıma :)

Yeteneğinin yanında ilgisi de olduğunu düşünüyor Defne' nin spora karşı ve ne olursa olsun Defne' yi muhakkak seveceği bir spor dalında değerlendirin diyor. Şu an için başlangıçta tenis, yüzme gibi sporlar ile başlanabilir, ileride volaybol, basketbol gibi takım sporları ile devam edilebilir ancak ne olursa olsun muhakkak aktif bir şekilde spor ile ilgilenmeli ve milli sporcu olmalı diyor.  Bunu kesinlikle başarabileceğini ve eğer yapmazsa Türk sporu için bir kayıp olacağını söyledi :) ( Ben onun yalancısıyım :):) )

Şu an yetenek sınıfında 3 yaşlardan bir tek Defne ve bir arkadaşını daha almış, normalde 3 yaş sınıfından pek almayız çünkü daha kasları yeteli seviyeye ulaşmamış durumdadır ancak Defne nin kesinlikle değerlendirilmesi gerekiyordu dedi.

İtiraf edeyim, koltuklarım kabarmış bir şekilde ve inanılmaz mutlu olarak ayrıldım görüşmeden. Defne bizim için gerçekten "özel" bir çocuk, çünkü bizim çocuğumuz ve onunla ilgili başkalarından da övgü dolu sözler duymak beni inanılmaz mutlu ediyor :):):)

Maşallah kızıma benim...

11 Ocak 2013 Cuma

Veli Toplantısı-1

Bu senenin ilk veli toplantısını gerçekleştirdik,

Kuzumun değerlendirme formu :)

 
 

 
Bu sene, geçen seneden farklı olarak, okul pedagogu, sınıf öğretmeni ve 6 branş öğretmeni ile yapılıyor, hepsinin detayları görüştükçe ayrı ayrı sayfalarda yer alıyor olacak :)

İlk görüşme Sesil hanım ile oldu, Defne' nin oldukça olgun, uyumlu, arkadşları ile iletişimi çok iyi olan, sorumlulukları çok kuvvetli ve birçok özelliği bakımından oldukça gelişmiş durumda olduğunu söyledi.

Kardeşi olma konusunu oldukça olumlu karşıladığını ve mutlululğunu okulda arkadaşları ile paylaştığını iletti.

Çok güzel ve içeriği gerçekten çok zengin cümleler kurduğunu, çoğu zaman Defne' nin kurduğu cümleleri duyduğu zaman çok şaşırdığnı belirtti, itiraf edeyim aynı şaşkınlığı ben de yaşıyorum gerçekten :)

Bu aralar yemek yeme konusunda biraz sıkıntılı, tabağına konan yemeği yine yiyor ancak çok uzun zaman alıyor ve lokmayı ağızda tutma gibi bir huy edindi. bununla ilgili konuştuk biraz, ödül yöntemini kullanma, porsiyonları biraz azaltarak başarma duygusunu yaşatma gibi konularda hemfikir olduk,

Kardeşi olacağını öğrendiğinden beri az da olsa bana olan bağlılığında artma var, yatağında tek başına yatıp uyurken önceden artık bir süre bana sarılarak uyumak istiyor. Bundan bahsettim, bu kadar ufak çapta bir nevi "kıskançlık" olmasının normal olduğunu ve bu dönemde ortaya çıkmasının daha iyi olduğunu belirtti. Zaten her çocuk muhakkak bir kıskançlık yaşarmış, bunu ifade edebiliyor olması gerçekten çok önemli imiş içine atarsa ileride daha büyük sorunlar oluşturumuş. Ayrıca doğmadan önce bunu atlatıyor olmasi sonrasında rahat etmemize yol açarmş.

Daha sonra öğretmeni Şeyma Hanım ile görüştük, sınıfta sohbet etmekten çok keyif aldığım bir çocuk Defne dedi. Onun kurduğu cümleler gerçekten çok etkili ve arkadaşları üzerinde de etki oluşturuyor dedi Ayrıca sorumluluk duygusunun çok iyi düzeyde olduğunu belirtti, örneğin müzik dersine giderlerken biraz sorunlu olan ve başka derslere girmek istmeyen bir arkadaşını Defne' ye emanet ediyormuş ve kameradan izliyormuş sonra.  Defne, de arkadaşının  derse katılımı için teşvik ediyormuş

Zencefilli bal yiyorlar hergün. Defne aslında hiç sevmez ve evde yediremem hiç. Ama okulda kendisi yiyormuş, yemesi yetmiyormuş gibi sevmeyen ve yemek istmeyen arkadaşlarına "Ama havalağ çok soğuk, eğeğ biz bunu yemezsek çok hasta olabiliğiz, ben de sevmiyoyum ama yemem gerektiği için yiyoyum lütfen siz de yiyin oluğ mu" diyormuş, arkadaşları onu dinleyerek yiyorlarmış :), veya diyelim bir arkadaşı bir yemeği yemek istemiyorsa,  "ama hemen yemiycem dememen lazım, önce bi tadına bak, eğeğ beğenmezsen o zaman yemezsin" diyormuş :)

Neşe Erberk Joyfull House, yetenek geliştirme üzerine eğitim veriyor. 3 yaşdan itibaren derslere branç öğretmenleri de giriyor. Defne, bir çok branşta oldukça etkili bir şekilde katılıyormuş derslere. Hareket koordinasyon öğretmeni, gerek fiziksel yatkınlığı gerekse hareketleri düzgün yapışı sebebiyle Defne' yi "Hareket Koordinasyon" konusunda yetenek sınıfına almıs ve artık haftada bir gün belirli bir süre extradan hareket koordinasyon dersine katılıyormuş. Aynı şekilde Bale & Dans Dans öğretmeni de dansa olan yatkınlığı sebebiyle Defne' yi Dans &Bale; Bale konusunda kendi yetenek sınıfına almak istemiş. Defne bir hafta katılmış derslere ancak yetenek sınıfında ağırlıklı bale olduğundan Defne çok keyif almamış, şimdilik Defne isteyene kadar katılmıyormuş, Ancak öğretmeninin aklı Defne' deymiş hala ve arada bir soruyormuş acaba gelir mi diye :)

Müzik öğretmeni de, Defne' nin müzik kulağının çok iyi olduğunu söylüyormuş. 3 yaş sınıflarından öğrenci almıyorum, 4 yaştan itibren başlıyoruz müzikte yetenek sınıfına ancak alacak olursam muhakkak Defne ile devam ederim diyormuş. İngilizce de aynı şekilde, 5 yaşından itibaren oluşturuluyormuş yetenek sınıfı ancak İngilizce öğretmeni Defne' nin katılımından çok memnunmuş.

Bir tek el sanatlarında resim yapma konusunda  yaşıtları ile paralel ilerliyor, diğer tüm branşlarda  yaşına göre ileride devam ediyor Defne' nin yetenekleri diyor öğretmeni. Maşalllah kızıma benim :)

31 Aralık 2012 Pazartesi

Yılbaşında bir pamuk prenses

Okulda yapılacak yılbaşı partisinin kostümlü olacağı bilgisi son dakika verildi. Ben Ankara’ dan dönüşte eve uğramadan hemen okuluma gidiyordum, Defne’ yi anneannesi aldı servisten. Taksideyken aradılar beni ertesi gün yapılacak partinin kostümlü olacağını söylemek için. Defne servisten iner inmez “Anaaneee, bana pamuk plenses kostümü dikeymisin?” demiş. Tabi o saatten sonra mümkün değil. Defne ile telefonda konuşup evdeki başka  bir kostümünü giymesi konusunda ikna etmeye çalıştım . Tamam dedi ama sesindeki hüzün çok netti L. Dedesi kıyamadı kızıma J, o saatte açık olabilecek tüm kostüm evlerini dolaştı ve nihayet bir tane prenses kostümü buldu.  Defne gerçekten müthiş bir prenses oldu J



 

24 Mayıs 2012 Perşembe

Veli Toplantısı :)

23 Mayıs tarihinde ikinci veli toplantımızı gerçekleştirdik. Önce okul pedagog u Sesil hanım, sonra da öğretmeni Sinem Hanım ile görüştük. Gerçekten çok olumlu ve beni mutlu eden bir görüşme idi.



İşte Defne’ nin karnesi :)


Önce Sesil Hanım ile görüştük. Defne’ nin dört dörtlük bir çocuk olduğunu, herşeyin çok olumlu ve güzel gittiğini iletti. Kendi yaş seviyesinde yapması gereken davranışları tam anlamıyla yerine getirdiğini hatta bir çok noktada da üstüne çıktığını belirtti :) özgüven ve özbakımının çok gelişmiş olduğunu, iletişiminin çok iyi seviyelerde olduğunu söyledi. Bunda aile içi iletişimin de çok etkili olduğunu ve Defne’ nin ailede çok güzel bir ortam içinde büyüdüğünü düşündüğünü iletti, bundan da ayrıca mutlu oldum :) Hülya hanımın ve aile büyüklerinin de katkılarının olduğunu düşündüğümü belirtmeden geçemedim ben burada :)

Defne bazı harfleri yanlış kullanıyor. Çok tatlı bir hal veriyor bu ona gerçekten bu arada ben çok seviyorum onun bu halini. Ama tabi çok sevdiğimizi ve eğlendiğimizi belli etmiyorum ona. Örneğin k ve c harfleri yerine “d” harfini kullanıyor. Bunu bir sorun olarak görmediğini şu an için ama 1 sene sonrasında bu konuda bir ilerleme olmazsa eğer bir konuşma terapistine yönlendirebileceğimizi söyledi Sesil hanım. Açıkçası küçükken Selçuk ve ben de aynı şekilde olduğumuz için ben bir sorun görmüyorum burada. Şöyle bir tespiti oldu Sesil Hanım’ ın , “bir takım harfleri yanlış kullanırken, bu kadar özgüvenli bir şekilde uzun cümleler kurabilen ve kendisini bu kadar güzel ifade edebilen bir başka çocuk görmedim ben daha önce!”, Defne bu konuda gerçekten çok başarılı. Bu beni çok mutlu etti gerçekten.

Sonra Sinem Hanım ile başladık görüşmeye. Sinem Hanım da aynen Sesil Hanım gibi, Defne’ nin son derece uyumlu, başarılı, aktif, çok iyi dinleyen ve söylenenleri tek seferde anlayarak aksiyona döndürebilen gerçekten çok başarılı ve yaşıtlarına göre kimi noktalarda ileri seviyede olduğunu belirtti. ( maşallah kızıma :) ) şu an Defne’ ye ne öğretirsek öğretelim, yapabileceğini düşündüğünü söyledi ( buna okuma-yazma öğrenmek de dahil ) ancak tabi ki ondan talep gelmediği müddetçe bu yönde bir yaklaşımda bulunmamamız gerektiğini de hatırlattı. Aksi takdirde ileride çok sıkılabileceğini de ilave etti. Zaten biz de, bu şekilde davranıyoruz şu anda.

Defne’ nin çok hazırcevap olması sebebiyle, onunla konuşurken kelimeleri çok dikkatli seçtiğini ve bazen Defne’nin söylediği şeylere yetersiz kaldığını hissettiğini söyledi. Ne yalan söyleyeyim aynı durumu ben de yaşıyorum zaman zaman :)

Defne’ nin çok güzel bir gülüşü vardır. Neşeyle öyle bir kahkaha atar ki, hemen karşındakini de içine alır bu kahkaha. Sinem hanım tam da bu durumdan bahsetti, Defne’ nin o güzel kahkahasını duydukları anda tüm sınıfın da gülmeye başladığını ve oldukça eğlenceli anlar yaşadıklarını iletti. O kahkahayı ve yüz ifadesini gözümün önüne getirdim ve ben de gülümsedim hemen :)

Kitap okuma saatinden çok keyif aldığını söyledi ( aynen evde olduğu gibi ) Sinem hanım okuduktan sonra çocuklara kitap veriyormuş ve bir süre onların kendi kendilerine okumalarını istiyormuş ( aynen evde olduğu gibi :) ). Kendileri okuma süreleri bittiğinde Sinem hanım, “haydi bakalım kitaplarınız bitirdiniz bana verin şimdi” dediğinde, Defne vermek istemiyormuş ve “Hayır benim kitabım bitmedi” diyormuş. Sinem Hanım, “bitti Defne’ cim bak arkadaşların da bitirdi” diyormuş, o da “hayır onlar da bitirmediler” deyip dönüyormuş arkadaşlarına “ bitiymediniz di mi, okumak istiyosunuz di mi?” diyerek örgütlüyormuş onları  ve sonuçta onlar da “Hayır bitmedi bizimkiler de” diyorlarmış ve süre biraz daha uzatılıyormus...



Benim açımdan son derece güzel ve keyifli bir toplantı oldu, göğsüm kabararak çıktım oradan. Ve tüm eğitim-öğrenim hayatının bu şekilde geçmesini diledim...

20 Mart 2012 Salı

Okulundan görüntüler

Joyfull house, Regilio Emillia eğitim yöntemini kullanarak yürütüyor faaliyetlerini.

Kısaca bilgi vermek gerekirse Regilio Emilia’ dan, Bu yaklaşıma göre çocuklar hayatın anlamıyla ilgili cevaplar aramaktadırlar. Onlara cevabı vermek için acele etmemek, onun yerine cevabı kendilerinini bulması için teşvik etmek gereklidir. Erken çocukluk eğitiminde yapılması gereken, çocuklara gelişimlerini destekleyici ve ilerlemelerini teşvik edici bir ortam yaratabilmek ve kendi fikirlerinin gelişmesine fırsat tanımaktır. Çocukların sayısız yaratıcı, entellektüel ve iletişimsel potensiyelleri vardır ve her birine saygı gösterilmelidir. Çocuklar teoriler geliştiren, bilgi üreten, gözlem yapan, aktif deneyimler edinen, sosyal, duygusal ve zihinsel yönden farklı kaynaklara sahip olan kişilerdir.
Reggio Emilia yaklaşımında, çocuklara somut yaşantılar sunulur, bu sayede yeni deneyimler kazanmalarına yardımcı olunur. Çocuklar araştıran, üreten ve hipotezlerini test eden kişilerdir. Kendilerini ifade ederken çok farklı sembolik araçlardan yararlanabilirler. Örneğim, resim, heykel, müzik, gölge oyunları, dramatik oyun gibi. Reggio yaklaşımında buna “Çocuğun Yüz Dili” adı verilir. Çocukların düşüncelerini ve duygularını herkes tarafından görünür kılmak adına kullandıkları birçok sayıda dile sahip olduklarına inanılır. Bu diller aracılığıyla çocukların sembolik düşünmesi, yaratıcılığı ve iletişim becerileri gelişir. Tüm bunları ise oyunlar aracılıpı ile gerçekleştiririler.

Sinem hanım, belirli periyotlar ile Regilio emilia sunumları düzenliyor okulda. Bu sunumlarda, o ana kadar gerçekleştirmiş oldukları faaliyetler, resimler ile gösterilirken, Sinem Hanım da miniklerin katılımları hakkında bilgiler veriyor.

İlk sunum geçenlerde gerçekleşti,

Miniklerin ilk konuları “Ben kimimi” imiş J bu faaliyette, birbirlerini tanımışlar, kendilerini tanıtmayı öğrenmişler,






İkinci konu ise, vücudumuz imiş,

Önce vücumuzdaki organları tanımışlar bir maket üzerinde, sonra ise bir arkadaşlarını yatırıp onun vücut hatalrını çizerek, içini boyamışlar.






Vücudum konusunda, sınıftaki oyuncak bebekler ile devam edilmiş, önce bebekleri incelemişler daha önce öğrendiklerini kullanarak,  sonra uyutmuşlar onları. Uyurlarken kimse hiiiç ses çıkarmasın uyanmasınlar diye J




3. konu duygularmış;

Defne, dışarıya çıktıklarında ıslanmasın diye arkadaşı “Hodanalp”  (Orhan Alp )’ in tutmuş kolundan, şemsiyesinin altına getirmiş. Kolkola şemsiyenin altında yürürlerken de çok eğlenmişler.



Önce çok gürültü yapılırsa ne olur konusu işlenmiş

 
Sonra ayna karşısında duygularına göre yüzelrinde oluşan değişiklikleri görmüşler. Bu esnada da çok eğlenmişler


 
Maske Partisi
Hepsi rengarenk maskeler götürdüler okula. Çok eğlenmişler partide
 
Mutfak etkinliklleri
Defne çok eğleniyor bu aşamada. Okulda kurabiye yapıyorlar, pizza yapıyorlar. Sonra da eve getiriyor afiyetle yiyoruz hep birlikte...


 
Grup oyunları
Uyku oyunu J

 
Acaba koyunlar nerede J, minikler koyunları arıyor J

 
Spor çalışmaları.
Minik peluşları, diğerlerinin yanına getirmek lazım J


 
Resimler sunumdan bir kaç örnek. Çok keyif aldım sunumu izlerken. Minik kuzunun okulda nasıl vakit geçirdiğine şahit olmak gerçekten çok eğlenceliydi..

4 Mart 2012 Pazar

Yarıyıl Gösterisi

8 Şubatta yarı yıl gösterisi oldu okulda küçük kuşun. Gçsteri öncesi çok heyecanlıydı.  “Size  süpyiz yapıcaz anne, gösteyi yapıcaz "dutidi" diye. Ama gösteymiycem ne olduğunu övetmenim öyle dedi” dedi gösteriye kadar her gece. Biz de merakla ettik  bu gizemli “dutidi” nin ne olduğunu ve çoook heyecanlandık. Ne de olsa minik meleğim ilk kez bir gösteriye çıkacaktı.

Babasının da gelmesini çok istiyordu, “anne sen deliyosun ya, babam da deysin ama oduyuma ( okuluma ) oluy mu” dedi bana. Aynı şekilde babasına da.

Gösteri günü geldi çattı. Selçuk ile birlikte gittik minik kuzunun okuluna. Hazırlanmışlar bekliyorlarmış gösteri zamanını. Bizi görmeyecek şekilde baktık sınıfın kapısındaki camdan. Harika görünüyordu. Heyecanı da belli idi her halinden.

Önce bir üst yaş grubu çıktı ve gösterilerini yaptılar. Sonra Defne lerin sınıfı geldi el ele tutuşarak. Meraklı gözler ile kalabalığın içinde bizi aradı gözleri. Gördüğü andaki rahatlama ise o kadar netti ki anlatamam. Gözyaşlarımı tutamadan izledim gösterisini güzel kızımın. Kendinden emin bir şekilde ve çook güzel herşeyi yerinde ve doğru bir şekilde yaptı tüm hareketleri. Yaparken de çok mutlu olduğu her halinden belliydi.










Defne’ nin “Dutidi” dediği gösterinin adı ise “Kuçiçi” ymiş bu arada J videosu aşağıda JJJ


Sonra aileler ile bir gösteri yapıldı. Minikler oyuncak oldu, oyuıncaklar kurulduktan sonra ne hareket yaparlarsa anneşler de aynı hareketleri yaptılar. Çok keyifliydi.

Çok eğlendik, çok mutlu olduk. Defne de bizi okulnda ağırlamış olmaktan ve gösteri sunmuş olmaktan dolayı inanılmaz keyif aldı.





Gösteri sonrası sınıflarına geçtiler. Öpüp ayrılmak istedik, öğretmeni tedirgin oldu, sizden ayrılmak istemeyebilir, ağlayabilir dedi. Biz biliyoruz kızımın huyunu, yok dedik sorun olmaz.Girdik sınıfınıa ve öpüp kutladık kuızuyu. Gerçekten de tahmin ettiğimiz gibi hiiiç sorun etmedi Defne ayrılışımızı “ Geldiğiniz için çok mutu oldum sizi çok seviyoyum” dedi öptü bizi ve uğurladı gülerek.

Canım kızım, ne zaman büyüdün de gösteriler yapmaya  başladın sen öyle JJJ

26 Ocak 2012 Perşembe

Küçük Kuş' un Okulunda Kurabiye Etkinliği...

Sinem Hanım aradı geçenlerde, “çocuklar ile birlikte veli etkinliği yapmak istiyoruz, ilk veli etkinliğini sizinle yapalım istedik, uygun musunuz” dedi Tabi ki dedikten sonra başladım sormaya, ne yapabiliriz, nasıl olacak, kaçta gelmem lazım gibi gibi. Ortka bir karar ile mutfak etkinliği yapmaya karar verdik. Defne ve sınıf arkadaşları ile birlikte kurabiye yapacaktık. Defne’ ye de bahsettim durumdan ve sabırsızlıkla bekledi okula gideceğim günü. Ve gün geldi çattı. Sabah Defne’ yi yine bıraktım okula, 2-3 saat sonra tekrar okula gitmek üzere. Ama biliyor ya küçük kuş gideceğimi, “Anne zaten geleceksin okuya, neden didiyosun ki şimdi işe,ditme kal buydaaa” zor ayrıldık. Etkinlik saati öncesi, Sinem Hanım ile görüşerek okulda olmayan malzemeleri öğrendikten sonra gerekli olan eşyaları alıp düştüm okul yoluna.  Beni aldı bir heyecan J. Minik kuzuların müzik dersinin bitmesini bekledim. O kadar heyecanlıydım ki anlatamam, sanki hiç kurabiye yapmamışım hayatımda J

Sonra kuzular indiler yukarıdan mutfağa doğru. Tabi Defne beni görünce “Annem delmiiiş, anneciiim, hoşdeldiiin” diyerek koşturdu, sarıldı boynuma. Hepsi takmış aşçı sapkalarını, giymiş önlğkleri pke bir sevimlilerdi.
Hep beraber girdik mutfağa. Önce teker teker tanıştım,              
"merhaba ben Özge, Defne’ nin annesiyim, senin adın ne?” deyip ellerini sıkarak. Biraz çekingen, biraz meraklı hepsi tokalaştı benimle. Defne de hemen uzattı elini gülerek, “Meyaba, ben Defne, Ösge’ nin kızıyım J “ diyerek.. çok da esprili benim güzel kızım J

Sonra başladık kurabiyeyi yapmaya. Önce una dokundular, sonra malzemeleri sayarak onlara koydurdum, hamuru biraz ben yoğrduktan sonra biraz da minklere izin verdim.  Hepsinin önüne biraz hamur koydum başladılar kalıplar ile hamurlarına şekil vermeye. 













Çok eğlenceli bir aktivite oldu, Defne inanılmaz keyif aldı benim okulunda olmamdan, çok eğlendi, çok güldü. Akşam da kurabiyelerden getirdi eve ikram etti bana ve babasına afiyetle yedik.