Haylazlıklarım :) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haylazlıklarım :) etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Ocak 2013 Pazartesi

Karda Mangal Keyfi

Kar yağar da bahçede mangalda sucuk keyfi yapılmaz mı? J tabi fırsatı kaçırmadık, attık kendimizi dışarıya. Defne hepimizden sabırsızdı, “ne zaman sucuk yiycez, oooh ben sucuklu ekmeği çok sevelim( severim )” dedi durdu. J

 

Kartopu oynamadan olmaz tabi ki





Ve karda yuvarlanmadan J



Aşkımsın :)

30 Aralık 2011 Cuma

Anne Çok Korktummm

Sabah okula gitmek üzere evden çıkıyoruz. Defne giyindi, kapıdan çıktı. Her sabah yaptığı gibi asansörü çağırdı. Sonra ded ki “anne ben aytık çok büyüdüm ya, asansöyün kapısını dendim açabiliyoyum” Aferin kızım dedim. Ama sakın girme asansöre olur mu, ben kapıyı kilitleyip geliyorum. Açtı kapıyı ve beni dinlemedne girdi içeriye. Ben koşup kapıyı tutmama kalmadan, aşağıdan çağrılmış asansör aşağıya doğru inmeye başladı. Tabi Defne’ den de bir çığlık yükseldi : “anneee, ben çok koyktuum, kuytay beniii,” hiçkıra hıçkıra ağlıyor.  Hemen fırladım tabi. Allahtan asansör bir alt kalttan çağrılmış, apartman görevlisi çağırmış ben aşağıya indiğimde o da asansörün kapısını açıyordu, aldım hemen Defne’ yi kucağıma. “bak gördün mü, ben sana sakın binme demiştim, se de beni dinlemedin, bu yüzden binme dedim ben sana” dedim. İç çekerek, “bi daha senin sösünü dinliycem annecim, bi daha binmiycem asansöye tek basıma ” dedi ama bakalım, göreceğiz gerçekten dinleyecek mi benim sözümü küçük hanım.
Son günlerde tavan yapmış durumda olan söz dinlememenin bir sonucunu gördük, karşılıklı çok korktuk ama neyseki sorunsuz atlattık. Hızına da bir kez daha şahit oldum, anlık gelişti herşey.  Umarım bu söz dinlememe mevzusuna en kısa zamanda bir çözüm bulabiliriz...

27 Eylül 2011 Salı

Afacanlık dolu haftasonu...

Bu hafta sonu Defne sürekli afacanlık halindeydi.

İlk vukuat Cmt sabahı oldu. Balparmağın tüp balları var, bayılıyor Defne ona. Alıyor eline tüpü baya baya yiyor. Kahvaltıda verdim yine yedi bir güzel. Ama görünen o ki yetmemiş benim güzel kızıma J normalde mutfakta yukarıdaki dolabın içinde duruyor. Bir ara yanımdan kayboldu, geri geldiğinde bal elindeydi, “Defne nasıl aldın sen onu” dedim, cevap geldi “ doyaptaaan” mutfağa bir gittim ki ne göreyim, sandalye çekilmiş dolabın önüne, dolabın kapağı ise açık, yani küçük hanım kendi işini başarmış usulca. Ama tabi çok tehlikeli düşebilirdi sandalyeden. Kızdım hemen.

Aynı gün alışverişe gittik ailecek. Kasadayız, Defne de direksiyonlu alışveriş arabalarından birine oturmuş, kasanın önünde babasının yanında. Ben kasanın diğer tarafında, aldıklarımızı poşete koymakla meşgulum. Selçuk, bir şey unuttuğumuzu farketti ve iki dakikalığına almaya gitti. Ben göz ucuyla Defne’ yi kontorl ediyorum yerinden kalkmasın diye, ama ortam da kalabalık sadece orada olup olmadığını görebiliyorum. Arada bana afacan bakışlar da atıyor, hiç uyanmadım J, Selçuk geri dündü ve bir şeker paketini de kasiyere uzattı “bunu da almamız gerekiyor artık” diye. Küçük hanım, kasanın yanında duran şekerlerden birini almış, poşeti açmış ve bunu bana hiç görünmedeny apmış.

Eve döndük alışverişten, biz aldıklarımızı yerleştiriyoruz, Defne de bize yardım ediyor, taşıyabileceği bir iki ufak eşyayı veriyoruz odasına, banyoya vs götürsün diye. Kısa bir an ses gelmedi Defne’ den. Hemen kuşkulandık tabi, Selçuk hemen bakmaya gitti. Küçük hanım, yatak odasına girmiş ve kendini kilitlemiş içeriye. Artık tecrübeliyiz J, hemen bozuk para ile açtı Selçuk kapıyı ve”Özgee, koş bak minik canavar ne yapmış” dedi.

Odaya girdiğimdeki manzara şu şekildeydi

benim kremim artık kutusunda değil, tamamı Defne’ nin yüzünde idi.

Gülmemek için zor tuttuk kendimizi ama tabi gülmemek lazım, kızdık bir kez daha uyardık bebnim eşyalarımla oynamaması için ama içeriye gider gitmez bastık kahkahayı. Surat ifadesi de o kadar hoş ki, biliyor kabahatli olduğunu, gık çıkmıyor J

Aynı gün,seleniyorum “Defnee, nerdesiin?” kısa bir süre ses yok ve bir gidiyorum, sandalye yine çekilmiş bu kez buzdolabının önüne, onun deyimiyle bir “çiçoata” ( çikolata ) alınmış, hemen sandalyeden inilmiş paket yere atılmış, ağzın her tarafı çikolata içinde ve çikolata henüz yutulmadığı için yanaklar şiş muzip muzip bana bakıyor J

Bitti mi, bitmedi;

Pazar günü. Biraz ertesi güne hazırlık, biraz sağ sol toparlama. Selçuk dışarıda, biz Defne ile beraberiz. O da bana yardımcı oluyor, sohbet ediyoruz anne-kız. Ama o bana laf yetiştirirken, yaramazlıktan da geri kalmıyormuş meğer. Yavaşca açmış makyaj malzemelerimin olduğu dolabı ve oradan rujumu almış. Abartmıyorum, sadece iki dakikalığına yanımdan ayrıldı, seslendim “Defnee, nerdeisn anneciim?” “geğiyoyum anneee” diye bağırdı odasından ve hemen de geldi ama ben şoka girdim, çünkü o kadar kısa süre içinde yüzünün yarısına kıpkırmızı ruj sürmüş bile...

12 Temmuz 2011 Salı

ne yapacağız biz bu afacanla?

Yeni evimizin balkonu biraz tehlikeli Defne için. Enine metal demirler var, onları basamak olarak kullanır da “Allah korusun” aşağıya düşer diye cam koruma yaptırdık tam 1 mt boyunda.

Tam, rahatladım artık bir tehlike kalmadı derken geçen gün gördüğüm manzara karşısında şok oldum. Biz Selçuk ile salondayız, Defne de balkona çıktı. Yine göz ucuyla takip ediyorum. Dışarıyı izliyordu ki, bir anda gördüğüme inanamadım. Bizim küçük canavar, korumanın en üstüne tutunmuş, iki ayağını da dayamış cama, korumanın yarısından fazlasına kadar tırmanmış, daha da ilerliyor. Kafa korumanın üst hizasını geçmiş durumda, bir iki adım tırmansa aşağıya düşecek! Saniyeler içinde tırmanmış ama! “Defne ne yapıyorsun” diye bağırmamla indi hemen aşağıya. Koştum yanına kızdım baya “ Neden tırmanıyorsun Defne” dedim, “Dışarıyı izlemek istiyorum ama” diyor. Kızım dedim zaten camdan dışarısı görünüyor, tırmanmana gerek yok. Hemen git içeriye otur bakayım.” Surat düştü gitti babasının yanına oturdu. Soruyor Selçuk’ a “Baba, anne bana neden kızdı?” “Git kendisine sor bakalım” dedi Selçuk. Geldi yanıma “Anne sen bana neden kızdııın?” Hemen indim boy mesafesine ellerini tuttum ve başladım anlatmaya; “Defne’ cim dedim sen oraya tırmanırsan aşağıya düşebilirsin, çok canın acır, çok kötü olur. Biz de çok üzülürüz sana bir şey olsun istemiyoruz o yüzden kızdım. Bir daha çıkma tamam mı” “Mamam, oluy çıkmam” dedi ama benim içime kurt düştü bir kere. Hemen bahsettim Hülya Hanım’ a sabah gelir gelmez, tek başına bırakmamak lazım balkonda.

Sitenin en uzun korkuluğunu yaptırdık sırf tırmanmaya kalkışmasın diye, durur mu bizim kız, “düz duvara tırmanmak” deyimini çok net yaşıyoruz onda. Her an göz kontrolünde tutmaya devam küçük canavarı...

18 Nisan 2011 Pazartesi

Bu kız beni çok şaşırtıyor

( 13.04.2011 ) Dün akşam annemlerdeyiz. Annem iki fincan vermiş Defne’ ye. Birinin içinde küçük makarnalar var. Dolu olanı boş olana boaşltarak oynuyor, oyunun adı da “Bi ona, bi ona :) “, bunu oynamak istediği anda koşup “anne ben bi ona bi ona oyna” ( o lar ince ) diyor... Neyse aldı eline bardakları, bi ona bi ona aktarırken arada da “bi ağzına” :) atıyor makarnayı. Ben bir kez uyardım, Defne’ cim yeme onu tamam mı bak bir kez daha yersen alıcam elinden diye. Bir süre sonra yine attı ağzına, ben de aldım elinden. Yarım saat kadar sonra tekrar istedi, “yiyecek misin” dedim, “ado” dedi. Ben de verdim tekrar ama kontrol ediyorum sürekli ne yapıyor diye, “bi ona bi ona” diye aktarıyor ama yan gözle de beni izliyor. Bir ara baktım bardağı ağzına götürüyor “ben iç” diye. “Defne hani yemeyecektin annecim” dedim, cevap şu ; “Anne ben ham ado, ben iç!!!” yani benim küçük cingözüm kendince çözüm bulmuş olaya, ben ona yeme dedim ya o da yemiyor içiyor! :) ne diyeceğimi bilemedim, bu pratik zekasına da inanilmaz şaşırdım açıkçası. Daha iki yaşında bunu düşünen bir çocuk kimbilir ileride neler yapacak...

Yaramazlıklar

11.04.2011


Bu aralar yaramazlıklar hat safhada. Yanımızdan kaybolup bir kaç dakika ses gelmediği anda koşuyorum hemen içeriye ve her seferinde farklı bir manzara ile karşılaşıyorum. Bir kaç örnek; - Defne ile babası beraberdiler ( ya da ben öyle sanıyordum :) ) ben mutfakta yemek hazırlığı içerisindeyim. Bir ara Selçuk’ un televizyon seyrettiğini ve Defne’ nin yanında olmadığını farkettim. Hemen koştum içeriye Ben: Defneee, nerdesiiin? Defne : (yatak odası taraflarından ses gelir) burdayım ( muudayım ) anneeee. Ben : (Bir taraftan koşarken) Napıyorsun kızıım? Defne : banyooo Yatak odasına bir gittim ki, bizim kız girmiş banyoya, açmış duşakabini girmiş içine, kapatmış. Eli duşta tam suyu açmak üzereyken ben yetiştim . banyo yapacak bizim kız kendi kendine :) Selçuk manzarayı görünce bastı kahkahayı, gülme diyorum ama ben de tutamıyorum kendimi bir taraftan.




- Benim yanımda idi, abartmıyorum sadece 2-3 dakika geçti, ayrıldı yanımdan ve ses kesildi. Beni yine aldı bir telaş Ben : Defneee, nerdesin annecim? Defne : Anne baba oda ( O ince söyleniyor ) Yanına gittiğim zaman gördüğüm manzara şu : Defne yere oturmuş, şifonyerin üzerinden almış olduğu kırmızı ojemi işaret parmağının ilk boğumuna olduğu gibi sürmüş. Beni görür görmez parmağı bana göstererek söylediği şu oldu; Defne : anne bak ben oyee süğdüm ( Oje sürdüm ) Aklıma gelen ilk soru şu oldu, “Başka yere de sürdün mü?! :) “ Neyseki aldığım cevap beni bir nebze rahatlattı : “Ado” Yani parmağına oldukça başarılı bir şekilde sürmüş ve Allah’ tan başka hiç bir yere süremeden ben yetişmişim...


- Yine bir sessizlik anı, ve mekan yine yatak odası :) Diyalog başlangıcı aynı tekrarlamayacağım, bu kez odaya gidip gördüğüm manzara ise şöyle : Defne bir koca bardak suyu yere boca etmiş ,ayağındaki çorapları da çıkarmış, suyun üzerinde zıplıyor şap şap. Her yer sırılsıklam. Anne çıldırmış ( bir yandan da gülmemek için zor tutuyor kendini ) ama manzarayı gören baba tahmin edin ne yapıyor : cevap veriyorum karnını tuta tuta kahkahalarla gülüyor. Ben gülme, güldükçe yüz buluyor deyince saklanmaya çalışıyor ama bizim cin kız kavrıyor hemen durumu. Ben gülmekle kızmak arası bir durum Defne’ yi yaptığının yanlış olduğuna iknaya çalışıyorum ( Ahh ah ne kadar zor benim işim )

4 Şubat 2011 Cuma

İşte Yeni Bir Yaramazlık Girişimi

Ben ne yapacağım bu baba - kız ile :), her gün de tırmanacak yeni bir yer keşfedilmez ki :)


1 Şubat 2011 Salı

Hangisi Daha Yaramaz?

Resimlere bakın ve söyleyin bakalım hangisi daha yaramaz?

Her daim bir yerlere tırmanmak, kurcalamak isteyen kızımı?



Yoksa bu amacına ulaşmak konusunda onu destekleyen, kışkırtan babası mı?


Ben karar veremedim :)
Defne zaten pini çekilmiş bomba gibi, nereye saldıracağım, nasıl yaramazlık yapayım diye arayış içinde. Aynı yerde iki dakika oturamıyor. Abartmıyorum gerçekten öyle. Ben gün içinde şöyle koltuğa kurulup iki dakika oturduğunu daha görmedim. Sürekli koşturuyor evin içinde bir o yana bir bu yana. Bu kadar harekete nasıl kilo alıyor anlamış değilim. O yetmiyormuş gibi babası nerede haşarılık onun peşinde....Ne demiş büyüklerimiz, armut dibine düşer değil mi ama. Baba böyle afacanlık peşinde koşarsa kızından ne bekleriz ki, bir köşeye geçip oturmasını mı? Mümkün değil, bu ihtimalin gerçekleşme olasılığı yok herhalde :) Ama olsun, zaman zaman yorulsam da ben ikinizin de bu afacan hallerini çoook seviyorum.

18 Ocak 2011 Salı

YARAMAZLIKTA SON BOMBA...

Sonunda bunu da yaptı küçük kuş, kahkahalarla gülmek geldi içimden duyduğum anda ama tuttum kendimi yüz bulmasın diye. Fazla merakta bırakmayayım, anlatıyorum hemen hikayeyi ...

Dün yine evdeler Hülya Hanım ile. Hülya Hanım bir ara balkona çıkmış bir şey koymaya, daha arkasını dönmeden hooop Defne balkon kapısını kapatıp kolu çevirmiş hemen içeriden. KİLİTLEMİŞ HÜLYA HANIM’ I BALKONA!!! Defne içeride mutfakta, Hülya Hanım dışarıda balkonda! Gülmüş bizim kız, Hülya Hanım da ne yapacağını bilememiş. Neyseki balkonda meyveler vardı, bir mandalina ile bir muz almış eline, Defne’ ye göstermiş yemek ister misin diye. O da yemek isteyince o zaman aç kapıyı demiş de açmış küçük canavar kapıyı.

Yoksa kalacak Hülya Hanım balkonda üstü kalın değil tabi ev hali. Hem üşüyüp hasta olma ihtimali var, hem Defne içeriye odalara gitse her türlü tehlike ile başbaşa ! Bize de ulaşamaz Hülya Hanım telefonu yok yanında ancak dışarıdan biri geçecek de Hülya Hanım seslenecek onlar da duyup kapıyı kıracakalar vs de !
Aman Allahım olabilecekleri düşündükçe ürperiyorum, ucuz atlattık gerçekten. Bu küçük canavar da yapabileceklerinin sınırı olmadığını bir kez daha gösterdi bize.
Dediğim gibi çok güldüm aslında bir yandan da ama tabi bu kısmı Defne hiiiç görmedi..


Bakalım daha nelerle karşılaşıcaz Defne Hanımla...

24 Aralık 2010 Cuma

Afacanlık Peşinde..

En büyük zevklerinden birisi çekmeceyi açıp içini kurcalamak. Bazen baba da destek oluyor :)


Yine annenin ayakkabıları ayağında. Üstelik bana da vermiyor, direk sahipleniyor. Pozlara da bakar mısınız?



Direksiyona oturmuş ,nasıl da mutlu.. ( PS. Tabi ki araba çalışmıyor)

1 Eylül 2010 Çarşamba

Defne Yatağından İniyor artık...

Yataktan atlama girişiminden hemen sonra aldık aslında önlemi.

Daha önce yataktan atladığından bahsetmiştim, çözüm olarak düşündüğümüz alternatiflerden biri olan bir kaç parmaklık çıkartma fikri bize en uygun olanı gibi geldi ve parmaklıklardan iki tanesini çıkarttık yerinden.

Aldık Defne’ yi yanımıza, götürdük odasına ve sadece bir kez yatağına nasıl girip nasıl ineceğini anlattık. Girerken önce elleri, sonra kafası ve en son bacaklarını sokacağını anlattık. İnmek için ilk yöntemimiz yine önce eller sonra kafa en son ayaklar şeklinde idi. Bir bir yaptı hepsini. Resimlerini kısa zamanda ekleyeceğim buraya...

Kendi kendine yataktan inmeye başlayalı artık ağlamadan uyanıyor ve inip yataktan pıtır pıtır koşarak yanımıza geliyor :) Öyle sevimli oluyor ki anlatamam, zaten uykudan yeni uyanmış olmanın verdiği bir yumuşaklık var vücutta, bir de mis gibi koku ekleniyor yeni uyandığında. Odasından çıkıyooor ve koridorda koşarak hemen yanımıza geliyor. Tabi yeni önlemler de almaya başladık bu yeni düzen sonrası. Artık gece yatarken her odanın, mutfağın, banyonun kapısı kapatılıyor. Sokak kapısı da muhakkak kilitleniyor. Ayrıca girişteki ışık da açık bırakılıyor. Ne olur ne olmaz, gece uyandığında yatağından çıkmamasını söyledim, şimdilik de dinliyor ama belli olmaz bir gün kalkar bizim uykumuzun en derin yerinde. Olur ya kalktığını duymayız. Hiiç risk almaya gerek yok.

Yatağa kendi girip çıkması üzerinden birkaç hafta geçti babası dedi ki, “Gel Defne cim ben sana başka bir inme yöntemi öğreteyim”. Uygulamalı olarak gösterdi Selçuk :), İnerken önce oturdu, sonra bir bacak, arasından diğeri ve en son gövde ve başını nasıl çıkaracağını gösterdi. Hemen kaptı yine Defne ve kendisi denedi ve başardı. Ertesi gün babası evde yokken ben götürdüm odasına ve “hadi in annecim yatağından “dedim. Önce, ilk inme yöntemi ile yani önce elleri çıkaracak şekilde inecek oldu ancak annda hatırladı ve “Hııı ba baaa” diyerek br önceki akşam babasının gösterdiği şekilde indi yataktan. Yani babasının nasıl gösterdiğini hatırladı ve onu uyguladı. Yaparken de öyle hoş ki, gözleri yukarıya dikerek düşünüyor babası ne yapmıştı diye, önce bir ayağını uzatıyor, sonra aklına geliyor babasının önce diğer ayağını uzattığı, ba baa diyerek diğer ayağını uzatıyor.

Yataktan inmeyi de halletikten sonra bir badireyi daha atlatmış bulunuyoruz, artık içimiz rahat en azından atlama girişiminde bulunmayacak :)

23 Temmuz 2010 Cuma

Defne Yataktan Atladı !!!!!!

Ve sonunda oldu. Hatırlarsınız birkaç ay önce yataktan atlama girişimlerinden bahsetmiştim, dün sonunda amacına ulaştı.
Hülya Hanım yine her zamanki gibi yatırmış uyuması için ve çıkmış odadan. Küçük kuzu da hemencecik dalmış uykuya. Bir saat kadar sonra ağlama sesi üzerine odasına gitmiş ciciannesi. Genelde ağlayarak uyanır, yine öyle olduğunu düşünmüş. Odaya girdiğinde bir de ne görsün, küçük hanım yerde minderlerin üzerinde oturuyor!!!! Şok olmuş tabi. Hemen bana haber verdi bir şok da ben yaşadım. Yatağın parmaklıkları en üst seviyede, yatak seviyesinden, en az 70-80 cm, yerden ise 100-120 cm yüksekte. Atlamış aşağıya küçük hanım gözünü karartarak. Allahtan hiçbir şey olmadan atlattık bu kazayı. Artık yapmayı düşündüğümüz şey, yatak parmaklıklarından iki tanesini çıkartarak oradan nasıl yatağa girip çıkacağını öğretmek olacak. Yoksa böyle kazaları daha çook yaşarız gibi duruyor, gözü korkmuyorki hiçbir şeyden! Ciciannesi diyorki, "o kadar erkek çocuk baktım hiç biri yataktan inmeye çalışmadı"
Akşam eve gittiğimde koydum tekrar yatağın içine, nasıl atladın Defne aşağıya anlat hadi bakalım dedim, teker teker göstermeye anlatmaya başladı "Bu bu bu" diyerek. Önce parmaklığın üst kısmına tutunmuş, sonra parmaklara tırmanmış, ayağını parmaklığın üstüne doğru atmış ve kafasını aşağıya doğru uzattığında da atlamış aşağıya. Bu sefer problemsiz atlattık bu olayı çok şükür, umarım bir daha tekrarlamaz..

24 Mayıs 2010 Pazartesi

20 Nisan 2010 Salı

Defne ve cimcimelikleri

Defne her gün muzurluklar, afacanlıklar yapıyor, bizi zevkten dört köşe hale getiriyor.
---
Geçen gün arabadayız ailece. Defne hapşırıyor ve eğlence başlıyor...
Defne: Hapşuuu
Anne- baba aynı anda: Çook yaşa güzel kızım.
Bunun üzerine tamamen numaradan olmak üzere Defne: Hapşu ( Yüzde muzur bir ifade ve arkasından kahkahalar :) )
Anne- baba son derece keyifli : Çook yaşa güzel kızım.
Defne yine, yeni, yeniden tamamen numaradan : Hapşu ( Kahkahalar artıyor)
Anne- baba: Çok yaşa güzel kızım.
Böyle sürüp gitti bir süre. Ailece kahkahalar yükseldi arabada. Neşemiz hiiiç bozulmasın inşallah :)

----
Yine arabadayız ama bu kez anne kız. Defne koltuğunda oturuyor..


Defne: Annne. ( nnnn ne)
Anne: Efendim güzel kızım?
Defne anlaşılmanın ve benimle irtibatta olmanın keyfi ile: Annnee.
Anne: Güzel kzımın bana anne diye seslenmesinin mutululuğuyla: Efendim canım kızım?
Defne: Koltuğa keyifle yaslanmış bir halde, sol ayak minik ellerin arasında, yüzde muzip bir gülümseme: Annn ne
Anne: Off ne büyük mutluluk ya rabbi :)

Belki 10 kez tekrarlandı bu dialog..
----

Bu kez anneannelerdeyiz. Hep beraber yemekteyiz, baba FB-BJK maçını izliyor. Defne de yemekte bize eşlik ediyor ( tabi TV' ye sırtı, bize yüzü dönük bir halde)

Baba: ( iki eli birden havaya kaldırıp sallarken) Goooooooool

Defne:( Tamamen babayı taklit edip, gülerek) oooooooooooo ooooooooooo :)

Tatlı kızım benim :):):)

5 Nisan 2010 Pazartesi

Yataktan İnmeye Çalışıyor. Eyvah!!!

Daha en az 6 ayımız var bunu yapması için diyorduk ama, çok aceleci bizim kız.
Geçen Cumartesi uyandı. Babası ile onu almaya yanına gittik ki ne görelim, yatağın korkuluklarına tırmanmış, bir ayağı da korkuluğun üzerine atmış, bize gülüyor. Normalde boyu yetişebilecek gibi değil, korkuluk kademeli ve en üst seviyede duruyor zaten aylardır. Ama önce tırmanıyor böylece kolaylıkla ayağını atabiliyor. Şimdilik bulduğumuz çözüm yolu, yatağın yanına büyük büyük minderler koymak oldu. Ayrıca yatağında da hiç yanlız bırakmayacağız ( Uyandığı anda yanına gidip almak gerekiyor yataktan). Yorganından destek alıyor biraz da şimdi, önümüz yaz, yorganı kaldırdıktan sonra biraz daha zaman kazanırız diye düşünüyorum. Sonraki aşama ise, yatağın korkuluğunu bir seviye indirmek olabilir. Madem inmeye çalışıyor, bari düşmeden yapsın. Ne de olsa koltuktan, bizim yataktan arka arkaya inmeyi çok güzel öğrendi. Ama yine de her an tetikte olmaya devam.

25 Ocak 2010 Pazartesi

Defne anneanneye gider...

Ve yine yeni yeniden, başlar kurcalamaya sağı solu...
Bu ara televizyona merak sardı. Pür dikkat inceliyor, kurcalıyor. Açıp kapatmayı keşfetti artık. Hayır, olmaz dediğimizde bize dönüyor kafasını sağa sola sallıyor ama devam ediyor :)


21 Ocak 2010 Perşembe

Afacan Defne :)

Defne' yi artık beş dakika bile sabit tutmak mümkün değil. Sürekli bir hareket halinde. En çok da masa, sehpa altında dolaşmaya bayılıyor. Söze gerek yok, buyrun siz bakın afacanlığına...

Sehpanın atındayız tam o anda.... Ve DVD player' a erişebilmenin mutluluğunu yaşıyoruz...

Masanın altında bir ileri bir geri. Defne hanım kestirme yolu kullanıyor tabi. Biz geçemediğimiz için masanın altından bir o tarafa bir bu tarafa koşarken helak oluyoruz...

17 Kasım 2009 Salı

DEFNE MUZURLUK PEŞİNDE..

Bu ara haylazlıkları üst seviyeye çıkardı Defne. Dün akşam Selçuk ile birlikte mutfaktaydık, tabi Defne' de mama sandalyesinde yanımızda. Mama sandalyesi, masanın hemen yanında duruyor. Ben patates kızartması yapmak üzere patatesleri hazırlayıp masanın ortasına bıraktım. birkaç dakika içnde Defne' den "nam naaam nam" ( a' lar ince :) ) şeklinde sesler gelmeye başladı. Selçuk' a "Yemek yerken çıkardığı sesleri çıkarmaya başladı" derkeeeen arkamı dönünce ne göreyim, Defne hanım masa örtüsünü çekerek patatesleri kendine yaklaştırmış ve içinden bir tane alarak keyifli keyifli kemiriyor :) Ve bunu o kadar kısa bir süre içinde yapmış ki inanmak çok zor.. Çok tatlı görünüyordu , tabi kahkahaya boğdu beni.

Biliyorum bunlar daha başlangıç. Bakalım ilerleyen günlerde daha nelerle karşılaşacağız :)

15 Kasım 2009 Pazar

DEFNE NIN BILGISAYARDAKI ILK KELIMESI

Kelime denir mi bilinmez, Defne nin bilgisayarda yazdığı ilk harf grubu demek daha doğru olacak :) Annesi çalışırken hiç bırakmıyor bu ara. İllaki o da dahil olmalı olaya :)

" RFDD-*KL"

Bu arada dakika bir gol bir bugün elini laptopuma uzattı, "w" karakterini tuttuğu gibi yerinden çıkarttıııı ve gülerek ayrıldı yanımdan :) Bakalım daha ne haylazlıklar yapacak minik kedim ilerleyen zamanlarda...