7 Ocak 2013 Pazartesi
Karda Mangal Keyfi
Kartopu oynamadan olmaz tabi ki
Ve karda yuvarlanmadan J
Aşkımsın :)
30 Aralık 2011 Cuma
Anne Çok Korktummm
27 Eylül 2011 Salı
Afacanlık dolu haftasonu...
Bu hafta sonu Defne sürekli afacanlık halindeydi.
İlk vukuat Cmt sabahı oldu. Balparmağın tüp balları var, bayılıyor Defne ona. Alıyor eline tüpü baya baya yiyor. Kahvaltıda verdim yine yedi bir güzel. Ama görünen o ki yetmemiş benim güzel kızıma J normalde mutfakta yukarıdaki dolabın içinde duruyor. Bir ara yanımdan kayboldu, geri geldiğinde bal elindeydi, “Defne nasıl aldın sen onu” dedim, cevap geldi “ doyaptaaan” mutfağa bir gittim ki ne göreyim, sandalye çekilmiş dolabın önüne, dolabın kapağı ise açık, yani küçük hanım kendi işini başarmış usulca. Ama tabi çok tehlikeli düşebilirdi sandalyeden. Kızdım hemen.
Aynı gün alışverişe gittik ailecek. Kasadayız, Defne de direksiyonlu alışveriş arabalarından birine oturmuş, kasanın önünde babasının yanında. Ben kasanın diğer tarafında, aldıklarımızı poşete koymakla meşgulum. Selçuk, bir şey unuttuğumuzu farketti ve iki dakikalığına almaya gitti. Ben göz ucuyla Defne’ yi kontorl ediyorum yerinden kalkmasın diye, ama ortam da kalabalık sadece orada olup olmadığını görebiliyorum. Arada bana afacan bakışlar da atıyor, hiç uyanmadım J, Selçuk geri dündü ve bir şeker paketini de kasiyere uzattı “bunu da almamız gerekiyor artık” diye. Küçük hanım, kasanın yanında duran şekerlerden birini almış, poşeti açmış ve bunu bana hiç görünmedeny apmış.
Eve döndük alışverişten, biz aldıklarımızı yerleştiriyoruz, Defne de bize yardım ediyor, taşıyabileceği bir iki ufak eşyayı veriyoruz odasına, banyoya vs götürsün diye. Kısa bir an ses gelmedi Defne’ den. Hemen kuşkulandık tabi, Selçuk hemen bakmaya gitti. Küçük hanım, yatak odasına girmiş ve kendini kilitlemiş içeriye. Artık tecrübeliyiz J, hemen bozuk para ile açtı Selçuk kapıyı ve”Özgee, koş bak minik canavar ne yapmış” dedi.

benim kremim artık kutusunda değil, tamamı Defne’ nin yüzünde idi.
Gülmemek için zor tuttuk kendimizi ama tabi gülmemek lazım, kızdık bir kez daha uyardık bebnim eşyalarımla oynamaması için ama içeriye gider gitmez bastık kahkahayı. Surat ifadesi de o kadar hoş ki, biliyor kabahatli olduğunu, gık çıkmıyor J
Aynı gün,seleniyorum “Defnee, nerdesiin?” kısa bir süre ses yok ve bir gidiyorum, sandalye yine çekilmiş bu kez buzdolabının önüne, onun deyimiyle bir “çiçoata” ( çikolata ) alınmış, hemen sandalyeden inilmiş paket yere atılmış, ağzın her tarafı çikolata içinde ve çikolata henüz yutulmadığı için yanaklar şiş muzip muzip bana bakıyor J
Bitti mi, bitmedi;
Pazar günü. Biraz ertesi güne hazırlık, biraz sağ sol toparlama. Selçuk dışarıda, biz Defne ile beraberiz. O da bana yardımcı oluyor, sohbet ediyoruz anne-kız. Ama o bana laf yetiştirirken, yaramazlıktan da geri kalmıyormuş meğer. Yavaşca açmış makyaj malzemelerimin olduğu dolabı ve oradan rujumu almış. Abartmıyorum, sadece iki dakikalığına yanımdan ayrıldı, seslendim “Defnee, nerdeisn anneciim?” “geğiyoyum anneee” diye bağırdı odasından ve hemen de geldi ama ben şoka girdim, çünkü o kadar kısa süre içinde yüzünün yarısına kıpkırmızı ruj sürmüş bile...
12 Temmuz 2011 Salı
ne yapacağız biz bu afacanla?
Yeni evimizin balkonu biraz tehlikeli Defne için. Enine metal demirler var, onları basamak olarak kullanır da “Allah korusun” aşağıya düşer diye cam koruma yaptırdık tam 1 mt boyunda.
Tam, rahatladım artık bir tehlike kalmadı derken geçen gün gördüğüm manzara karşısında şok oldum. Biz Selçuk ile salondayız, Defne de balkona çıktı. Yine göz ucuyla takip ediyorum. Dışarıyı izliyordu ki, bir anda gördüğüme inanamadım. Bizim küçük canavar, korumanın en üstüne tutunmuş, iki ayağını da dayamış cama, korumanın yarısından fazlasına kadar tırmanmış, daha da ilerliyor. Kafa korumanın üst hizasını geçmiş durumda, bir iki adım tırmansa aşağıya düşecek! Saniyeler içinde tırmanmış ama! “Defne ne yapıyorsun” diye bağırmamla indi hemen aşağıya. Koştum yanına kızdım baya “ Neden tırmanıyorsun Defne” dedim, “Dışarıyı izlemek istiyorum ama” diyor. Kızım dedim zaten camdan dışarısı görünüyor, tırmanmana gerek yok. Hemen git içeriye otur bakayım.” Surat düştü gitti babasının yanına oturdu. Soruyor Selçuk’ a “Baba, anne bana neden kızdı?” “Git kendisine sor bakalım” dedi Selçuk. Geldi yanıma “Anne sen bana neden kızdııın?” Hemen indim boy mesafesine ellerini tuttum ve başladım anlatmaya; “Defne’ cim dedim sen oraya tırmanırsan aşağıya düşebilirsin, çok canın acır, çok kötü olur. Biz de çok üzülürüz sana bir şey olsun istemiyoruz o yüzden kızdım. Bir daha çıkma tamam mı” “Mamam, oluy çıkmam” dedi ama benim içime kurt düştü bir kere. Hemen bahsettim Hülya Hanım’ a sabah gelir gelmez, tek başına bırakmamak lazım balkonda.
Sitenin en uzun korkuluğunu yaptırdık sırf tırmanmaya kalkışmasın diye, durur mu bizim kız, “düz duvara tırmanmak” deyimini çok net yaşıyoruz onda. Her an göz kontrolünde tutmaya devam küçük canavarı...
18 Nisan 2011 Pazartesi
Bu kız beni çok şaşırtıyor
Yaramazlıklar
4 Şubat 2011 Cuma
1 Şubat 2011 Salı
Hangisi Daha Yaramaz?
Her daim bir yerlere tırmanmak, kurcalamak isteyen kızımı?
18 Ocak 2011 Salı
YARAMAZLIKTA SON BOMBA...
Sonunda bunu da yaptı küçük kuş, kahkahalarla gülmek geldi içimden duyduğum anda ama tuttum kendimi yüz bulmasın diye. Fazla merakta bırakmayayım, anlatıyorum hemen hikayeyi ...
Dün yine evdeler Hülya Hanım ile. Hülya Hanım bir ara balkona çıkmış bir şey koymaya, daha arkasını dönmeden hooop Defne balkon kapısını kapatıp kolu çevirmiş hemen içeriden. KİLİTLEMİŞ HÜLYA HANIM’ I BALKONA!!! Defne içeride mutfakta, Hülya Hanım dışarıda balkonda! Gülmüş bizim kız, Hülya Hanım da ne yapacağını bilememiş. Neyseki balkonda meyveler vardı, bir mandalina ile bir muz almış eline, Defne’ ye göstermiş yemek ister misin diye. O da yemek isteyince o zaman aç kapıyı demiş de açmış küçük canavar kapıyı.
Yoksa kalacak Hülya Hanım balkonda üstü kalın değil tabi ev hali. Hem üşüyüp hasta olma ihtimali var, hem Defne içeriye odalara gitse her türlü tehlike ile başbaşa ! Bize de ulaşamaz Hülya Hanım telefonu yok yanında ancak dışarıdan biri geçecek de Hülya Hanım seslenecek onlar da duyup kapıyı kıracakalar vs de !
Aman Allahım olabilecekleri düşündükçe ürperiyorum, ucuz atlattık gerçekten. Bu küçük canavar da yapabileceklerinin sınırı olmadığını bir kez daha gösterdi bize.
Dediğim gibi çok güldüm aslında bir yandan da ama tabi bu kısmı Defne hiiiç görmedi..
Bakalım daha nelerle karşılaşıcaz Defne Hanımla...
24 Aralık 2010 Cuma
Afacanlık Peşinde..
1 Eylül 2010 Çarşamba
Defne Yatağından İniyor artık...
Daha önce yataktan atladığından bahsetmiştim, çözüm olarak düşündüğümüz alternatiflerden biri olan bir kaç parmaklık çıkartma fikri bize en uygun olanı gibi geldi ve parmaklıklardan iki tanesini çıkarttık yerinden.
Aldık Defne’ yi yanımıza, götürdük odasına ve sadece bir kez yatağına nasıl girip nasıl ineceğini anlattık. Girerken önce elleri, sonra kafası ve en son bacaklarını sokacağını anlattık. İnmek için ilk yöntemimiz yine önce eller sonra kafa en son ayaklar şeklinde idi. Bir bir yaptı hepsini. Resimlerini kısa zamanda ekleyeceğim buraya...
Kendi kendine yataktan inmeye başlayalı artık ağlamadan uyanıyor ve inip yataktan pıtır pıtır koşarak yanımıza geliyor :) Öyle sevimli oluyor ki anlatamam, zaten uykudan yeni uyanmış olmanın verdiği bir yumuşaklık var vücutta, bir de mis gibi koku ekleniyor yeni uyandığında. Odasından çıkıyooor ve koridorda koşarak hemen yanımıza geliyor. Tabi yeni önlemler de almaya başladık bu yeni düzen sonrası. Artık gece yatarken her odanın, mutfağın, banyonun kapısı kapatılıyor. Sokak kapısı da muhakkak kilitleniyor. Ayrıca girişteki ışık da açık bırakılıyor. Ne olur ne olmaz, gece uyandığında yatağından çıkmamasını söyledim, şimdilik de dinliyor ama belli olmaz bir gün kalkar bizim uykumuzun en derin yerinde. Olur ya kalktığını duymayız. Hiiç risk almaya gerek yok.
Yatağa kendi girip çıkması üzerinden birkaç hafta geçti babası dedi ki, “Gel Defne cim ben sana başka bir inme yöntemi öğreteyim”. Uygulamalı olarak gösterdi Selçuk :), İnerken önce oturdu, sonra bir bacak, arasından diğeri ve en son gövde ve başını nasıl çıkaracağını gösterdi. Hemen kaptı yine Defne ve kendisi denedi ve başardı. Ertesi gün babası evde yokken ben götürdüm odasına ve “hadi in annecim yatağından “dedim. Önce, ilk inme yöntemi ile yani önce elleri çıkaracak şekilde inecek oldu ancak annda hatırladı ve “Hııı ba baaa” diyerek br önceki akşam babasının gösterdiği şekilde indi yataktan. Yani babasının nasıl gösterdiğini hatırladı ve onu uyguladı. Yaparken de öyle hoş ki, gözleri yukarıya dikerek düşünüyor babası ne yapmıştı diye, önce bir ayağını uzatıyor, sonra aklına geliyor babasının önce diğer ayağını uzattığı, ba baa diyerek diğer ayağını uzatıyor.
Yataktan inmeyi de halletikten sonra bir badireyi daha atlatmış bulunuyoruz, artık içimiz rahat en azından atlama girişiminde bulunmayacak :)
23 Temmuz 2010 Cuma
Defne Yataktan Atladı !!!!!!
Hülya Hanım yine her zamanki gibi yatırmış uyuması için ve çıkmış odadan. Küçük kuzu da hemencecik dalmış uykuya. Bir saat kadar sonra ağlama sesi üzerine odasına gitmiş ciciannesi. Genelde ağlayarak uyanır, yine öyle olduğunu düşünmüş. Odaya girdiğinde bir de ne görsün, küçük hanım yerde minderlerin üzerinde oturuyor!!!! Şok olmuş tabi. Hemen bana haber verdi bir şok da ben yaşadım. Yatağın parmaklıkları en üst seviyede, yatak seviyesinden, en az 70-80 cm, yerden ise 100-120 cm yüksekte. Atlamış aşağıya küçük hanım gözünü karartarak. Allahtan hiçbir şey olmadan atlattık bu kazayı. Artık yapmayı düşündüğümüz şey, yatak parmaklıklarından iki tanesini çıkartarak oradan nasıl yatağa girip çıkacağını öğretmek olacak. Yoksa böyle kazaları daha çook yaşarız gibi duruyor, gözü korkmuyorki hiçbir şeyden! Ciciannesi diyorki, "o kadar erkek çocuk baktım hiç biri yataktan inmeye çalışmadı"
Akşam eve gittiğimde koydum tekrar yatağın içine, nasıl atladın Defne aşağıya anlat hadi bakalım dedim, teker teker göstermeye anlatmaya başladı "Bu bu bu" diyerek. Önce parmaklığın üst kısmına tutunmuş, sonra parmaklara tırmanmış, ayağını parmaklığın üstüne doğru atmış ve kafasını aşağıya doğru uzattığında da atlamış aşağıya. Bu sefer problemsiz atlattık bu olayı çok şükür, umarım bir daha tekrarlamaz..
24 Mayıs 2010 Pazartesi
20 Nisan 2010 Salı
Defne ve cimcimelikleri
---
Geçen gün arabadayız ailece. Defne hapşırıyor ve eğlence başlıyor...
Defne: Hapşuuu
Anne- baba aynı anda: Çook yaşa güzel kızım.
Bunun üzerine tamamen numaradan olmak üzere Defne: Hapşu ( Yüzde muzur bir ifade ve arkasından kahkahalar :) )
Anne- baba son derece keyifli : Çook yaşa güzel kızım.
Defne yine, yeni, yeniden tamamen numaradan : Hapşu ( Kahkahalar artıyor)
Anne- baba: Çok yaşa güzel kızım.
Böyle sürüp gitti bir süre. Ailece kahkahalar yükseldi arabada. Neşemiz hiiiç bozulmasın inşallah :)
----
Yine arabadayız ama bu kez anne kız. Defne koltuğunda oturuyor..
Defne: Annne. ( nnnn ne)
Anne: Efendim güzel kızım?
Defne anlaşılmanın ve benimle irtibatta olmanın keyfi ile: Annnee.
Anne: Güzel kzımın bana anne diye seslenmesinin mutululuğuyla: Efendim canım kızım?
Defne: Koltuğa keyifle yaslanmış bir halde, sol ayak minik ellerin arasında, yüzde muzip bir gülümseme: Annn ne
Anne: Off ne büyük mutluluk ya rabbi :)
Belki 10 kez tekrarlandı bu dialog..
----
Bu kez anneannelerdeyiz. Hep beraber yemekteyiz, baba FB-BJK maçını izliyor. Defne de yemekte bize eşlik ediyor ( tabi TV' ye sırtı, bize yüzü dönük bir halde)
Baba: ( iki eli birden havaya kaldırıp sallarken) Goooooooool
Defne:( Tamamen babayı taklit edip, gülerek) oooooooooooo ooooooooooo :)
Tatlı kızım benim :):):)
5 Nisan 2010 Pazartesi
Yataktan İnmeye Çalışıyor. Eyvah!!!
Geçen Cumartesi uyandı. Babası ile onu almaya yanına gittik ki ne görelim, yatağın korkuluklarına tırmanmış, bir ayağı da korkuluğun üzerine atmış, bize gülüyor. Normalde boyu yetişebilecek gibi değil, korkuluk kademeli ve en üst seviyede duruyor zaten aylardır. Ama önce tırmanıyor böylece kolaylıkla ayağını atabiliyor. Şimdilik bulduğumuz çözüm yolu, yatağın yanına büyük büyük minderler koymak oldu. Ayrıca yatağında da hiç yanlız bırakmayacağız ( Uyandığı anda yanına gidip almak gerekiyor yataktan). Yorganından destek alıyor biraz da şimdi, önümüz yaz, yorganı kaldırdıktan sonra biraz daha zaman kazanırız diye düşünüyorum. Sonraki aşama ise, yatağın korkuluğunu bir seviye indirmek olabilir. Madem inmeye çalışıyor, bari düşmeden yapsın. Ne de olsa koltuktan, bizim yataktan arka arkaya inmeyi çok güzel öğrendi. Ama yine de her an tetikte olmaya devam.
25 Ocak 2010 Pazartesi
Defne anneanneye gider...
Bu ara televizyona merak sardı. Pür dikkat inceliyor, kurcalıyor. Açıp kapatmayı keşfetti artık. Hayır, olmaz dediğimizde bize dönüyor kafasını sağa sola sallıyor ama devam ediyor :)
21 Ocak 2010 Perşembe
Afacan Defne :)
17 Kasım 2009 Salı
DEFNE MUZURLUK PEŞİNDE..
Biliyorum bunlar daha başlangıç. Bakalım ilerleyen günlerde daha nelerle karşılaşacağız :)
15 Kasım 2009 Pazar
DEFNE NIN BILGISAYARDAKI ILK KELIMESI
" RFDD-*KL"
Bu arada dakika bir gol bir bugün elini laptopuma uzattı, "w" karakterini tuttuğu gibi yerinden çıkarttıııı ve gülerek ayrıldı yanımdan :) Bakalım daha ne haylazlıklar yapacak minik kedim ilerleyen zamanlarda...

