Doğumgünlerim... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Doğumgünlerim... etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Mart 2013 Pazar

4 YAŞ...

Prensesim. Zaman ne çabuk geçiyor. Ne çabuk 4 yaşında oldun sen.  Daha dün gibi hatırlıyorum doğduğun ilk anı. Yumuk yumuk sokulmuştun yanıma mis gibi kokarak J Şimdi zaman zaman bana kafa tutan, inatçı mı inatçı, sağlam karakterli bir kız oldun.  O gülüşün, beni öpüşün , sımsıcak sarılman, her akşam koynuma sokularak kitap okumamız, parktan eve gelmemek için ısrarcı tavırların, alışveriş merkezlerindeki zaptedilemez hallerin, ayakkabı merakın J, hazırcevap hallerin, sana ne cevap vereceğimi bilemediğin soruların, sıcacık esprilerin, her müzik duyduğun anda oynamaya kalkman, yemek masasında oturmak zor geldiği için her seferinde “çişim geldi” diyerek kalkman, herkese, - herşeye yetişme çaban, birşey anlatırken o olayı yaşaman, her mimiğin ile desteklemen, herşeyin , herşeyin... iyiki varsın ve hayatımdasın. Gözlerindeki o ışıltı hiç sönmesin bebeğim, canım, aşkım, kuzum, bitanem. Seni çok seviyorum güzeller güzelim. İyiki doğdun.

31 Mart 2011 Perşembe

Doğum günü Partimiz

2. ( hatta 3. J ) doğum günü partimizi evde yaptık..





Yakın aile dostlarımız yanımızda idi









Nene ile dede, gelemediği için webcam den bağlanarak katıldı aramıza.









Pastamız Defne’ nin çok sevdiği “Hello Kitty” karakteri ile süslenmişti.


Küçük kuzum prenses gibiydi. Hediyeleri merakla açtı,



Tuana ile tatlı tatlı oynadı,












pastasını keyifle üfledi












Sevdikleriyle güzeeel pozlar verdi;











Çok keyifli, çok güzel bir doğum günüydü. Nice güzel yaşlara benim meleğim...



10 Mart 2011 Perşembe

İyiki Doğdum :)

Bugün bizim doğum günümüz J Defne’ nin, benim, Selçuk’ un. Güzel kızım aramıza katıldıktan sonra hayat yeniden başladı bizim için. Onunla geçen her gün çok anlamlı, çok kıymetli, çook güzel.

Hayatının ikinci yılında Defne çok akıllı, çok güleç, çok sıcakkanlı, çok yaramaz J, hep dediğim gibi 5 dk oturamıyor yerinde. Ne zaman ne afacanlık yaparım onun peşinde.

Çok dilli, çok cimcime. Bir aşkım deyişi var babasına anlatmakla olmaz.

Hayatının 2. yılında oldukça dillendi Defne. Anlatıyor bize kendini. Her gün ki telefon konuşmamızda bana bir sipariş veriyor : “Anne bana dede mama al” ya da “Anne bana hedide (hediye ) al” ,” anne bana çiçuta ( çikolata ) al”. Ama her gün bir sipariş J

Uzun cümleler var ama kelime kelime. Ekler yok arada J “Anne, ben org çal, anne anneanne oyna” ya da “ anne ben mama ye, bana dede mama al gel”( ben yemeğimi yedim gelirken bana dede mama al ) gibi. Sabahları uyanınca, “Anne ben uyan, anne baba günaydııın” gibi. Bir sabah dayısının yanına gidip “ dedo haydi kalk, günaydıın, haydi uyan, haydi al bu giy” gibi ( bu arada da dayısının hangi kazağını giymesini istiyorsa dolaptan alıp dayısına uzatır)

Şarkılar söylüyor artık. Eline ne geçirirse mikrofon niyetine kullanıp kendince şarkılar mırıldanıyor “ aydede, aydede ev nerde, bam bebedee ( tam tepede ) , ovabuu ( orada napıyor ), hav hav dehhh ( köpek taşlıyorr)”

O kadar çok şey var ki anlatılacak, eskiden kolaydı işim, çok spesifik oluyordu yeni gelişmeler. Şimdi artık öyle değil, bıraktım günü her saat bile değişiklik / gelişim gösteriyor artık.

Çoook uzun cümleler kurmayacağım. Tek söyleyebileceğim, varlığın ile hayatımıza renk katıyorsun meleğim. Senin hep dediğin gibi : İyi ki doğdun, benim hep dediğim gibi : iyi ki doğurdum












4 Mart 2011 Cuma

İzmir Çıkarması ( İlk uçak yolculuğu )

Geçen hafta sonu İzmir' deydik. Amacımız, uçakları çok seven Defne' yi uçağa bindirmek ve uzunca bir süredir gitmediğimiz İzmir ile hasret gidermekti.

Dediğim gibi, Defne çok seviyor uçakları, o yüzden merak ediyordum tepkisini. Havalimanında uçağa binmeyi beklerken herkese gülücükler attı, herkese laf attı Defne. Bekleyen bir bayanın yanına gidiyor mesela, "ablaaam" diyor ve gülerek uzaklaşıp uzaktan kırıtıyor. Çevredeki herkesin sevgilisi olmayı başardı kısa bir sürede. Açıkçası kızımın bu kadar sıcakkanlı olması çok mutlu ediyor. Ancak kimi zaman da endişelendirmiyor değil. Çünkü hiç yabancı kavramı yok, kim çağırırsa anında koşarak yanına gidiyor. Bİz sürekli yanında olduğumuz için bir sorun değil şimdilik.

Neyse kouyu dağıtmayayım, uçağa binmeden önce biletini eline verdik ve uçağa binerken abiye vermesini söyledik. Uçağa biniş içn kapı açılır açılmaz Defne "abi al" diye uzattı bileti görevliye hevesle. Sonra bindik uçağın içine. Öncesinde anlatmıştık zaten, uçağa biner binmez başladı "Ben , anne, baba, hava uuuuç" demeye. Bunu söylerken de elleri uçağın kalkış hareketini yaptı.

Kemeri bağladık beline ama tutmak ne mümkün, sürekli açtı durdu.

Uçak havalanmak üzere hareket ettiğinde önce biraz şaşırdı, meraklı gözlerle izledi olanı biteni. Ama hep çok mutluydu.

Uçak kalktıktan sonra ilk yaptığı "Hülya anne bay baayyy" diye el sallamak oldu aşağıya, çünkü Hülya hanım ona " Sen uçaktayken ben sana aşağıdan el sallayacağım Defne" demişti.


Oldukça rahat, oyun dolu, kahkaha dolu bir yolculuk geçirdik. Yol boyunca kulakları tıkanmasın diye su içti ve ağzını açma kapama oyunu oynadık. Tabi bu kadar su içince kaza kaçınılmazdı :), uçaktan iner inmez kendimizi bebek bakım odasında bulduk. Uçak inerken korkmaması için, uçak yere inerken çıkacak sesleri, hızlı fren durumlarını baştan anlattım, bildiği için hiç korkmadı.


İzmir seyahati genelde keyifliydi. Defne bol bol oynadı "Delda aba" sı, "Booğa ama" sı ile.



































 Pazar günü öğleden sonra Yelda' nın yeğeni Lara' lar geldi. Defne ile aralarında 9 ay var. Çok güzel oynadılar birlikte, yerlerde yuvarlandılar, zıpladılar, çığlık attılar, saklambaç oynadılar. Defne " La da aba" sı ne yaparsa onu taklit etti.

Akşam ise Defne' nin doğum gününü kutlamak üzere Selçuk' un halaları, amcaları bizdeydi. Defne hepsine aynı sıcaklıkta güldü, halama "Â laam" ( halam ), Çetin Amca' ya "De tooo" ( Çeto: ailede herkes Çeto der de Çetin amcaya:) ) diye seslendi. Sonra Bulut' lar geldi . Bulut Selçuk' un kuzenin oğlu, Defne ile aralarında 8 gün var sadece. Birbirlerini en son 6 aylıkken görmüşlerdi. Ama daha onlar kapıdan girer girmez Defne hemen "Aaaa, Bubuut del del, otuğ" diye Bulut' u çağırdı yanına oyun oynamak üzere. Bu iki kafadar koridor da bir bir odaya bir diğerine koşturup kahkahalar attılari, birlikte çok eğlendiler, onları öyle görünce biz de çok eğlendik tabi..









Sonra doğum günlerini kutladık bu iki kafadarın. Birlikte üflediler mumları yüzlerinde çok tatlı birer gülümseme ile.


Pzt akşamı dönüş yoluna geçtik. Gidişte olduğu gibi dönüşte de çok rahat bir yolculuk geçirdik. Uçakta arkamızda 2 yaşlarında bir arkadaş buldu kendine, yol boyunca el ele tutuştular iki afacan. Bora arkadaşının adı, hala uçaktaki arkadaşının adı neydi diye sorduğumda "Boğaa" diyor. Yine yol boyu su, yine ufak bir kaza ve yine bebek bakım odasında sonlandı yolculuğumuz :)

Oyuncaklarını çok özlemiş, eve geldi yatmak istemedi bir türlü