4 Mart 2011 Cuma

İzmir Çıkarması ( İlk uçak yolculuğu )

Geçen hafta sonu İzmir' deydik. Amacımız, uçakları çok seven Defne' yi uçağa bindirmek ve uzunca bir süredir gitmediğimiz İzmir ile hasret gidermekti.

Dediğim gibi, Defne çok seviyor uçakları, o yüzden merak ediyordum tepkisini. Havalimanında uçağa binmeyi beklerken herkese gülücükler attı, herkese laf attı Defne. Bekleyen bir bayanın yanına gidiyor mesela, "ablaaam" diyor ve gülerek uzaklaşıp uzaktan kırıtıyor. Çevredeki herkesin sevgilisi olmayı başardı kısa bir sürede. Açıkçası kızımın bu kadar sıcakkanlı olması çok mutlu ediyor. Ancak kimi zaman da endişelendirmiyor değil. Çünkü hiç yabancı kavramı yok, kim çağırırsa anında koşarak yanına gidiyor. Bİz sürekli yanında olduğumuz için bir sorun değil şimdilik.

Neyse kouyu dağıtmayayım, uçağa binmeden önce biletini eline verdik ve uçağa binerken abiye vermesini söyledik. Uçağa biniş içn kapı açılır açılmaz Defne "abi al" diye uzattı bileti görevliye hevesle. Sonra bindik uçağın içine. Öncesinde anlatmıştık zaten, uçağa biner binmez başladı "Ben , anne, baba, hava uuuuç" demeye. Bunu söylerken de elleri uçağın kalkış hareketini yaptı.

Kemeri bağladık beline ama tutmak ne mümkün, sürekli açtı durdu.

Uçak havalanmak üzere hareket ettiğinde önce biraz şaşırdı, meraklı gözlerle izledi olanı biteni. Ama hep çok mutluydu.

Uçak kalktıktan sonra ilk yaptığı "Hülya anne bay baayyy" diye el sallamak oldu aşağıya, çünkü Hülya hanım ona " Sen uçaktayken ben sana aşağıdan el sallayacağım Defne" demişti.


Oldukça rahat, oyun dolu, kahkaha dolu bir yolculuk geçirdik. Yol boyunca kulakları tıkanmasın diye su içti ve ağzını açma kapama oyunu oynadık. Tabi bu kadar su içince kaza kaçınılmazdı :), uçaktan iner inmez kendimizi bebek bakım odasında bulduk. Uçak inerken korkmaması için, uçak yere inerken çıkacak sesleri, hızlı fren durumlarını baştan anlattım, bildiği için hiç korkmadı.


İzmir seyahati genelde keyifliydi. Defne bol bol oynadı "Delda aba" sı, "Booğa ama" sı ile.



































 Pazar günü öğleden sonra Yelda' nın yeğeni Lara' lar geldi. Defne ile aralarında 9 ay var. Çok güzel oynadılar birlikte, yerlerde yuvarlandılar, zıpladılar, çığlık attılar, saklambaç oynadılar. Defne " La da aba" sı ne yaparsa onu taklit etti.

Akşam ise Defne' nin doğum gününü kutlamak üzere Selçuk' un halaları, amcaları bizdeydi. Defne hepsine aynı sıcaklıkta güldü, halama "Â laam" ( halam ), Çetin Amca' ya "De tooo" ( Çeto: ailede herkes Çeto der de Çetin amcaya:) ) diye seslendi. Sonra Bulut' lar geldi . Bulut Selçuk' un kuzenin oğlu, Defne ile aralarında 8 gün var sadece. Birbirlerini en son 6 aylıkken görmüşlerdi. Ama daha onlar kapıdan girer girmez Defne hemen "Aaaa, Bubuut del del, otuğ" diye Bulut' u çağırdı yanına oyun oynamak üzere. Bu iki kafadar koridor da bir bir odaya bir diğerine koşturup kahkahalar attılari, birlikte çok eğlendiler, onları öyle görünce biz de çok eğlendik tabi..









Sonra doğum günlerini kutladık bu iki kafadarın. Birlikte üflediler mumları yüzlerinde çok tatlı birer gülümseme ile.


Pzt akşamı dönüş yoluna geçtik. Gidişte olduğu gibi dönüşte de çok rahat bir yolculuk geçirdik. Uçakta arkamızda 2 yaşlarında bir arkadaş buldu kendine, yol boyunca el ele tutuştular iki afacan. Bora arkadaşının adı, hala uçaktaki arkadaşının adı neydi diye sorduğumda "Boğaa" diyor. Yine yol boyu su, yine ufak bir kaza ve yine bebek bakım odasında sonlandı yolculuğumuz :)

Oyuncaklarını çok özlemiş, eve geldi yatmak istemedi bir türlü

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder