24 Mayıs 2012 Perşembe

Veli Toplantısı :)

23 Mayıs tarihinde ikinci veli toplantımızı gerçekleştirdik. Önce okul pedagog u Sesil hanım, sonra da öğretmeni Sinem Hanım ile görüştük. Gerçekten çok olumlu ve beni mutlu eden bir görüşme idi.



İşte Defne’ nin karnesi :)


Önce Sesil Hanım ile görüştük. Defne’ nin dört dörtlük bir çocuk olduğunu, herşeyin çok olumlu ve güzel gittiğini iletti. Kendi yaş seviyesinde yapması gereken davranışları tam anlamıyla yerine getirdiğini hatta bir çok noktada da üstüne çıktığını belirtti :) özgüven ve özbakımının çok gelişmiş olduğunu, iletişiminin çok iyi seviyelerde olduğunu söyledi. Bunda aile içi iletişimin de çok etkili olduğunu ve Defne’ nin ailede çok güzel bir ortam içinde büyüdüğünü düşündüğünü iletti, bundan da ayrıca mutlu oldum :) Hülya hanımın ve aile büyüklerinin de katkılarının olduğunu düşündüğümü belirtmeden geçemedim ben burada :)

Defne bazı harfleri yanlış kullanıyor. Çok tatlı bir hal veriyor bu ona gerçekten bu arada ben çok seviyorum onun bu halini. Ama tabi çok sevdiğimizi ve eğlendiğimizi belli etmiyorum ona. Örneğin k ve c harfleri yerine “d” harfini kullanıyor. Bunu bir sorun olarak görmediğini şu an için ama 1 sene sonrasında bu konuda bir ilerleme olmazsa eğer bir konuşma terapistine yönlendirebileceğimizi söyledi Sesil hanım. Açıkçası küçükken Selçuk ve ben de aynı şekilde olduğumuz için ben bir sorun görmüyorum burada. Şöyle bir tespiti oldu Sesil Hanım’ ın , “bir takım harfleri yanlış kullanırken, bu kadar özgüvenli bir şekilde uzun cümleler kurabilen ve kendisini bu kadar güzel ifade edebilen bir başka çocuk görmedim ben daha önce!”, Defne bu konuda gerçekten çok başarılı. Bu beni çok mutlu etti gerçekten.

Sonra Sinem Hanım ile başladık görüşmeye. Sinem Hanım da aynen Sesil Hanım gibi, Defne’ nin son derece uyumlu, başarılı, aktif, çok iyi dinleyen ve söylenenleri tek seferde anlayarak aksiyona döndürebilen gerçekten çok başarılı ve yaşıtlarına göre kimi noktalarda ileri seviyede olduğunu belirtti. ( maşallah kızıma :) ) şu an Defne’ ye ne öğretirsek öğretelim, yapabileceğini düşündüğünü söyledi ( buna okuma-yazma öğrenmek de dahil ) ancak tabi ki ondan talep gelmediği müddetçe bu yönde bir yaklaşımda bulunmamamız gerektiğini de hatırlattı. Aksi takdirde ileride çok sıkılabileceğini de ilave etti. Zaten biz de, bu şekilde davranıyoruz şu anda.

Defne’ nin çok hazırcevap olması sebebiyle, onunla konuşurken kelimeleri çok dikkatli seçtiğini ve bazen Defne’nin söylediği şeylere yetersiz kaldığını hissettiğini söyledi. Ne yalan söyleyeyim aynı durumu ben de yaşıyorum zaman zaman :)

Defne’ nin çok güzel bir gülüşü vardır. Neşeyle öyle bir kahkaha atar ki, hemen karşındakini de içine alır bu kahkaha. Sinem hanım tam da bu durumdan bahsetti, Defne’ nin o güzel kahkahasını duydukları anda tüm sınıfın da gülmeye başladığını ve oldukça eğlenceli anlar yaşadıklarını iletti. O kahkahayı ve yüz ifadesini gözümün önüne getirdim ve ben de gülümsedim hemen :)

Kitap okuma saatinden çok keyif aldığını söyledi ( aynen evde olduğu gibi ) Sinem hanım okuduktan sonra çocuklara kitap veriyormuş ve bir süre onların kendi kendilerine okumalarını istiyormuş ( aynen evde olduğu gibi :) ). Kendileri okuma süreleri bittiğinde Sinem hanım, “haydi bakalım kitaplarınız bitirdiniz bana verin şimdi” dediğinde, Defne vermek istemiyormuş ve “Hayır benim kitabım bitmedi” diyormuş. Sinem Hanım, “bitti Defne’ cim bak arkadaşların da bitirdi” diyormuş, o da “hayır onlar da bitirmediler” deyip dönüyormuş arkadaşlarına “ bitiymediniz di mi, okumak istiyosunuz di mi?” diyerek örgütlüyormuş onları  ve sonuçta onlar da “Hayır bitmedi bizimkiler de” diyorlarmış ve süre biraz daha uzatılıyormus...



Benim açımdan son derece güzel ve keyifli bir toplantı oldu, göğsüm kabararak çıktım oradan. Ve tüm eğitim-öğrenim hayatının bu şekilde geçmesini diledim...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder