Havaalanındayız. Babasının çektiği bavullardan birine de Defne hanım oturmuş, keyif yerinde
Yine uçakta bilet ve kimlik ile kendisi geçti. Özgüven süper, hiç arkasına bakmadan kapıdan girdi, uçağa doğru yürümeye başladı. Özellikle gitmedik peişinden bakalım ne yapacak diye, koridordan yürüdü, uçağın içine girdi hosteslere selam verdi ve aklına geldi nihayet bize bakmak. O bakış da yani endişelendim bakışı değil, ben bindim siz daha neden gelmiyorsunuz bakışı.
İzmir e gece 23:30 da geldik ama tutturdu “ben daydeşimi döycem” diye, o saatte gittik Boralara kapıdan gördü kardeşini uyurken rahatladı geldi eve.
Ertesi sabah yine ilk iş Arya’ lara gitmek oldu. “Abyam benim, danim benim, diyamam ( kıyamam ) ben sana, diyamam ben sana, abyasinin güseyi” diye sevdi Arya’ yı :)
Çıktık yola Gökova ya doğru. Yol boyunca bıcır bıcır konuştu. Ortaklar da çöpşiş yemeye girdik, küçük hanım tam 15 çöp şiş yedi sıyıra sıyıra “hıımmm, ben döp şişi dot ( cok ) seveyim, dot da leysetliymiş, ohhh, ne güselmiş” diye diye
Otelde bir abla edindi kendine yine. Kendinden büyük kız çocuklarına bayılıyor. Takıldı peşine. Bir ara kız Defne’ ye, “sen bebeksin” dedi, Defne de ona “ hayır ben bebet değiyim, benim daydeşim bebet asıl ben büyüdüm aytık abya oldum” diyordu ki, ben o sırada Defne’ nin ağzına yemek vermiş bulundum. Kız da bunu fırsat bildi “bak bebeksin işte yemeğini bile annen yediriyor” dedi. Çok içerledi Defne bu olayı bir şey de diyemedi. Sonra hemen yanımıza geldi, masaya oturdu aldı çatalı eline ( bu ara büyük çatal ve büyük kaşık kullanıyor artık büyümüş ya hani :) ) başladı yemeğini hızlıca yemeye. Bitirdi ve hemen koştu “abya”sının yanına : “abyaa, benim sana cok öyemli bişey söylemem yazım beni iyi dinle bad ( bak ), ben biyaz önce yemeğimi dendim yedim hem de büyüd ( büyük ) çatayya yedim, ben büyüdüm yani bebet değiyim, damam mi?” :)
Tekne gezisine gittik ilk gün. hiç oturmadı teknede . Bir aşağıya bir yukarıya gitti geldi sürekli. Selçuk da peşinde
Hava da çok iyi değil, bir güneş açıyor, bir yağmur yağıyor. İlk koya yaklaştı tekne, Defne tutturdu denize gireceğim diye. O sırada da yağmur yağıyor hafif hafif. Babası ondan meraklı J, biri diyor “denize giycem ben” diğeri usulca eğilmiş kulağıma diyor “bak çok istiyor sokayım biraz denize, hemen sımsıkı sarar, koruruz ne dersin?” ısrarlara dayanamadım, hazırladık küçük hanımı denize. Kolluk kullanmıyor bu ara, önce Selçuk girdi, hemen arkasından da Defne atladı teknenin merdiveninden babasının yanına. Bir mutluluk, bir mutluluk, kahkahalar havada uçuştu “çok güzeymiş, çok sevdim denisi” diyerek.
10-15 dk lık yüzme sefası ardından hızlı bir mayo değişimi ve kalın kıyafetler ile ısıttık küçük hanımı. Yemek zamanı geldi. Yemekte Çupra ve soslu makarna var. Tutturdu “ben bayık sevmem, ben hamsi seveyim, bana hamsi veyin” diye. Çaresiz gittim bir köşeye, çuprayı ayıkladım bir güzel minik minik, getirdim Defne’ ye bak aibiler senin için hamsi yaptılar diye. Bayıla bayıla yeni neredeyse bir koca Çuprayı hamsi niyetine J arkasından da koca bir tabak spagetti makarnayı bir güzel çatalına dolaya dolaya yedi J
Bir sonraki koyda hep birlikte girdik denize. Yine çok eğğlendi küçük kuş, bir beni ıslattı, bir babasını ıslattı zevkle.
Dönüş yolunda uykuya yenik düştü. Kollarımda deriin bir uykuya daldı sımsıcak :). Uykunun 45 dk lık kısmı teknede geçti, geri kalan 1:15 dk lık kısmı ise odada!! Selçuk taşıdı odaya ama hiiiç uyanmadı küçük hanım. Normalde uyurken kucağa almak mümkün değildir, anında uyanır, öyle bir yorulmuş ki o gün, odaya gidip yatağa yatırıldı hiç kılı kıpırdamadı.
Ertesi gün, güneşli bir güne uyandık. Hemen havuza atladılar baba-kız. yine neşeli bir gün geçirdik.
Arada bir “düneş aldı” J
Arya bebek ile birlikte odada. Defne yine, “danim daydeşim benim, ben diyamam sana diyamam diyamam” diye sevdi onu J
Yağmurlu bir akşamüstü, minik tekneler ile Azmak Deresi’ ni gezdik.
Son gün otelden ayrılmadan hemen önce son bir kez denize girdik hep birlikte . hava soğuktu ama hiç aldırış etmedi küçük hanım.
Çakırhan tarafından yapılmış Muğla evleri konsepti ve otelin ortasından geçene deredeki hayvanlar ile çok güzel bir oteldi kaldığımız yer
Hasta olmadan atlattık geziyi çok da keyifliydi.
Sonraki birkaç gün de İzmir de geçti. Bol bol kardeşini sevdi, Tudutlu ( Turgutlu ) ya Huanne ziyaretine gitti, Atakan ve Yetkin abileriyle bol bol oynadı, ilk kez ipek böceği aldı eline :) önce çok çekindi “yod yod işim var şimdi” dedi ama bir yandan da merakına yenik düştü ve baktım gitti kendiliğinden tuttu bir ipek böceği aldı eline :)
Yine çevredeki herkesin ilgisini kendi üstüne çekmeyi başardı gittiğ her ortamda. Neşeli, bıcırık halleri sayesinde sokaktaki insanların dönüp sevmesini sağladı yine :)
Çok keyifli bir İzmir seyahati daha böylece sona erdi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder