Geçenlerde Hülya hanım’ a demiş ki, “Hüğya anne, senin işin neyesi?”
Hülya hanım : “Benim işim burası Defne’ cim, ben buraya geliyorum.
Defne biraz düşündükten sonra sormuş can alıcı sorusunu : “Yani şimdi ben senin müdüyün müyüm? ( müdürün müyüm? ) :)
Kahkaha ile gülmüş Hülya hanım,
Önce bana anlattı bu hikayeyi, ben de koptum tabi gülmekten. Akşam eve gidince de kızı Esra’ ya anlatmış. Esra hikayenin “benim işim burası” kısmında aklından şunları geçirmiş, “Tüh, keşke annem böyle demeseydi de, kızcağız kendini iş gibi görüp travma yaşamasaydı” Devamını duyunca düşüncesini geri almış ve demiş ki, “ ne travması, Defne’ deki özgüven bu kadar yüksekken onda travma falan olmaz “ :)
******************
Geçen aylarda, ben sürekli işe gidiyorum ve müdürüm yüzünden gidiyorum diye, Defne müdürüm Gökhan’ a oldukça tepkiliydi ve “ ben senin müdüyünü hiç sevmiyoyum, seni hep işe çağıyıyoy, cok kızıcam ben ona” diyordu. Baktım olacak gibi değil, şirkete gelen standlatdan birinden küçük pembe bir vos vos araba aldım ve Defne’ ye verirken, “bunu sana benim müdürüm gönderdi artık senin ona kızmaman için” dedim. Sevinince, heyecanlanınca hep yaptığı gibi ağzını büzerek, “teşeddüy edeyim müdüyüne, aytik ona kızmıyoyum” demişti.
Bu araba odasında süs olarak duruyordu. Bir gün yine işe gelirken ağladı arkamdan, zar zor ikna ederek çıktım evden. Ertesi gün yine gelirken bana dedi ki, “ annecim, ben neden ağlıyoyum sen biliyo musun, işe gideyken müdüyünün aldığı ayabayı bana veymen lazım ki, sen geyene ( gelene ) kaday ben onu saklayayım. O zaman ağlamam işte” dedi. Yani Psikolog Sabiha Paktuna Keskin’ in anneler işe giderken çocukların anneleri yerine koyacağı bir objeyi anne tarafından çocuğa verilmesi ( obje transferi ) kuralını Defne öğretti / bir kez daha hatırlattı bana !!! şaşırdım ve o günden sonra her ayrılışımda veridm arabayı, cidden sorun yaşamıyoruz artık..
31 Mayıs 2012 Perşembe
Gece Korkuları
Geçen hafta yine başladı gece korkuları. Gerçekten korkmuş bir surat ifadesiyle ve ağlayarak uyanıyor ve “anne bak oydan bana canavaylar bakıyoy, görüyomusun kıymızı kıymızı göyleyle bana bakıyolay” diyor. Daha önce yaptığımız gibi, yine kuyruğundan tutuyoruz beraber sallıyor va camdan dışarıya atıyoruz. Ama bir kaç saat sonra bu kez “duytlay” ( kurtlar ) geliyor. Onları kovuyoruz, “dinozoylar” geliyor., asyanlay ( aslanlar), kapyanlay ( kaplanlar ) Derkeeen an sonunda “kokaycalay “ ( kokarcalar ) geldi odaya. Hadi diğerlerini anladım da nasıl bir hayal gücü bu böyle güzel kızım, kokarca da nerden çıktı. Tek gördüğü, bildiği kokarca “poldi” hikaye setindeki sevimli ve ve eğlenceli kokarca. Nereden çıktı da geldi odana seni yemek için anlamadım ki ben. Neyse son olarka onu da gönderince rahat rahat uyuyor.
Baktım hepsini teker teker kovmak zorunda kalıyoruz tüm gece ve hem ben, hem de Defne sürekli uyandığımız için harap oluyoruz, bir kaç gecedir artık şu yöntemi uyguluyoruz. İçine su doldurduğum boş bir parfüm şisesi artık bizim canavar kovucumuz :) her gece yatmadan önce odanın her yerine önce ben sonra Defne sıkıyor bunu. Bu kovucu, canavar, aslan, kaplan, kokarca :) ve diğerleri eğer odada ise önce onları odadan çıkartıyor, tüm gece de gelmesini engelliyor. Bir de üzerine benim onlara ( canavarlar, dinozorlar, kurtlar vb ) yaptığım “ hımmm, sakın gelip de kızımı rahatsız etmeyin bakayım, bir daha bu odada sizi görmek istemiyoruz, anladınız mı? ” konuşması üzerine rahat uyku uyumaya başladık tekrar. Bakalım ne kadar süre etkili olacak.
Etiketler:
Defne Kız' ın Gelişimi
At çiftliği
Geçtiğimiz haftalarda okul ile birlikte at çiftliğine gitti Defne. Atları sevmiş, hiç korkmamış, atıyla konuşmuş sevgiyle. Akşam bize anlatıyor, "dafama dasd ( kask ) tadtım ama bi öne bi aykaya gitti hep dafamda hiç duymadı. Ben ata bindim, yanımda bi amca atın ipleyini tuttu benim de yanımda duydu." diye.
Resimler çekmişler. Ancak alamadım henüz okuldan. Alınca ilk işim buradan paylaşmak olacak
Resimler çekmişler. Ancak alamadım henüz okuldan. Alınca ilk işim buradan paylaşmak olacak
Etiketler:
Defne' den haberler
28 Mayıs 2012 Pazartesi
Anneannenin doğumgünü
Bayılıyor Defne doğumgünlerine. Sabırsızlanıyor pasta kesiilene kadar.
Anneannenin pastasını alırken üzerine ne yazalım diye sorunca pastanedeki kız, atladı hemen bizimki, “mutyu yıllay anneanneciim” yazın diye :)
Birlikte kestiler pastayı, yine keyifle, yine neşeyle.
Anneannenin pastasını alırken üzerine ne yazalım diye sorunca pastanedeki kız, atladı hemen bizimki, “mutyu yıllay anneanneciim” yazın diye :)
Birlikte kestiler pastayı, yine keyifle, yine neşeyle.
İyi ki doğdun anneanneee J
24 Mayıs 2012 Perşembe
Veli Toplantısı :)
23 Mayıs tarihinde ikinci veli toplantımızı gerçekleştirdik. Önce okul pedagog u Sesil hanım, sonra da öğretmeni Sinem Hanım ile görüştük. Gerçekten çok olumlu ve beni mutlu eden bir görüşme idi.
İşte Defne’ nin karnesi :)
İşte Defne’ nin karnesi :)
Önce Sesil Hanım ile görüştük. Defne’ nin dört dörtlük bir çocuk olduğunu, herşeyin çok olumlu ve güzel gittiğini iletti. Kendi yaş seviyesinde yapması gereken davranışları tam anlamıyla yerine getirdiğini hatta bir çok noktada da üstüne çıktığını belirtti :) özgüven ve özbakımının çok gelişmiş olduğunu, iletişiminin çok iyi seviyelerde olduğunu söyledi. Bunda aile içi iletişimin de çok etkili olduğunu ve Defne’ nin ailede çok güzel bir ortam içinde büyüdüğünü düşündüğünü iletti, bundan da ayrıca mutlu oldum :) Hülya hanımın ve aile büyüklerinin de katkılarının olduğunu düşündüğümü belirtmeden geçemedim ben burada :)
Defne bazı harfleri yanlış kullanıyor. Çok tatlı bir hal veriyor bu ona gerçekten bu arada ben çok seviyorum onun bu halini. Ama tabi çok sevdiğimizi ve eğlendiğimizi belli etmiyorum ona. Örneğin k ve c harfleri yerine “d” harfini kullanıyor. Bunu bir sorun olarak görmediğini şu an için ama 1 sene sonrasında bu konuda bir ilerleme olmazsa eğer bir konuşma terapistine yönlendirebileceğimizi söyledi Sesil hanım. Açıkçası küçükken Selçuk ve ben de aynı şekilde olduğumuz için ben bir sorun görmüyorum burada. Şöyle bir tespiti oldu Sesil Hanım’ ın , “bir takım harfleri yanlış kullanırken, bu kadar özgüvenli bir şekilde uzun cümleler kurabilen ve kendisini bu kadar güzel ifade edebilen bir başka çocuk görmedim ben daha önce!”, Defne bu konuda gerçekten çok başarılı. Bu beni çok mutlu etti gerçekten.
Sonra Sinem Hanım ile başladık görüşmeye. Sinem Hanım da aynen Sesil Hanım gibi, Defne’ nin son derece uyumlu, başarılı, aktif, çok iyi dinleyen ve söylenenleri tek seferde anlayarak aksiyona döndürebilen gerçekten çok başarılı ve yaşıtlarına göre kimi noktalarda ileri seviyede olduğunu belirtti. ( maşallah kızıma :) ) şu an Defne’ ye ne öğretirsek öğretelim, yapabileceğini düşündüğünü söyledi ( buna okuma-yazma öğrenmek de dahil ) ancak tabi ki ondan talep gelmediği müddetçe bu yönde bir yaklaşımda bulunmamamız gerektiğini de hatırlattı. Aksi takdirde ileride çok sıkılabileceğini de ilave etti. Zaten biz de, bu şekilde davranıyoruz şu anda.
Defne’ nin çok hazırcevap olması sebebiyle, onunla konuşurken kelimeleri çok dikkatli seçtiğini ve bazen Defne’nin söylediği şeylere yetersiz kaldığını hissettiğini söyledi. Ne yalan söyleyeyim aynı durumu ben de yaşıyorum zaman zaman :)
Defne’ nin çok güzel bir gülüşü vardır. Neşeyle öyle bir kahkaha atar ki, hemen karşındakini de içine alır bu kahkaha. Sinem hanım tam da bu durumdan bahsetti, Defne’ nin o güzel kahkahasını duydukları anda tüm sınıfın da gülmeye başladığını ve oldukça eğlenceli anlar yaşadıklarını iletti. O kahkahayı ve yüz ifadesini gözümün önüne getirdim ve ben de gülümsedim hemen :)
Kitap okuma saatinden çok keyif aldığını söyledi ( aynen evde olduğu gibi ) Sinem hanım okuduktan sonra çocuklara kitap veriyormuş ve bir süre onların kendi kendilerine okumalarını istiyormuş ( aynen evde olduğu gibi :) ). Kendileri okuma süreleri bittiğinde Sinem hanım, “haydi bakalım kitaplarınız bitirdiniz bana verin şimdi” dediğinde, Defne vermek istemiyormuş ve “Hayır benim kitabım bitmedi” diyormuş. Sinem Hanım, “bitti Defne’ cim bak arkadaşların da bitirdi” diyormuş, o da “hayır onlar da bitirmediler” deyip dönüyormuş arkadaşlarına “ bitiymediniz di mi, okumak istiyosunuz di mi?” diyerek örgütlüyormuş onları ve sonuçta onlar da “Hayır bitmedi bizimkiler de” diyorlarmış ve süre biraz daha uzatılıyormus...
Benim açımdan son derece güzel ve keyifli bir toplantı oldu, göğsüm kabararak çıktım oradan. Ve tüm eğitim-öğrenim hayatının bu şekilde geçmesini diledim...
Etiketler:
Defne' den haberler,
Kreş Maceraları
22 Mayıs 2012 Salı
Bora amcanın Doğum günü
Bu sene Bora amcanın doğumgününde bir aradaydık İzmir de. Defne kuş amcasının pastasını kendisi seçti. Daha Bora eve gelir gelmez “ Boya amcaa , budün senin doğumümün ( doğumgünü ) biliyomusun, biz sana pasta aldııık” dedi J akşam amcası ile birlikte üfledi pastasını, yanağına sıcacık bir öpücük kondurdu, sonra afiyetle pastanın çikolatalarını yedi
Doğum günün kutlu olsun Bora amcaaa J
Tatilde Defne den inciler
Turgutlu yolundayız, Selçuk arabayı kullanıyor, biz de arkada oturuyoruz. Sordum ben : “Defne cim, Arya bebeğin babası kim?”
Defne gülerek : “Boya amcaam”
Ben : Pekii, annesi kim?
Defne : Yeğda abyaaaam
Ben : Aferin benim kızıma. Aradan bir-iki dakika geçer bu kez Defne sorar;
Defne : peki anne daydeşimin amcası kim?
Ben : Bilmem kimmiş ki acaba?
Defne gülerek ve babasını işaret ederek; “ayabayı ( arabayı ) duyyanan ( kullanan ) adam iştee, he hehe heee” :)
---
Bu aralar pek bir seviyor, bir şey isteyeceği zaman geliyor hemen yanıma , başlıyor birazdan söyleyeceğim meşhur cümlesine ;
Gökova dayız, restaurant ta dondurma satışı da var. Gördü bunu küçük hanım, gülerek ve en sevimli yüz ifadesini takınarak geldi yanıma. ( bu ifadeyi anlatmak çok zor gerçekten, gözler hafif kısılmış, yüzde tatlı bir gülümseme, baş hafif yana eğik ve eller benim yanaklarımı avcunun içine almış şekilde :) ) “annecim bad ( bak ) ( hafif bir duraksama ve cümleye yine devam ) seninle bir anlaşma yapalım damam mi?”
Ben : Neymiş bakalım bu anlaşma küçük hanım?
Defne : biraycık sabırlı ol danim ( canım ) şu an anlaşma şaytlayini ben biliyoyum sen henüz bilmiyoysun, biraycık bekleysen sana da söyliycem sen de öğyeneceksin damam mi? ( bu sırada benim iki yanağımı okşuyor ama :) )
Ben : Tamam canım bekliyorum o zaman,
Defne : bad oyda donduymacı abi var, ben budün ( bugün ) donduyma yiyeyim, yayin( yarın ) yemeyeyim oluy mu?
Ben : olmaz, iki gün de yeme bence.
Defne : Ama annecim yaa, olmazki böylee, anlaşma şaytlayını ben söylüyoyum benimle pazaylik ( pazarlık ) yapma yüpten :)
Ne denir ki bu küçük bilmişe :):):)
---
Şarkı öğrendi Pepee’ den : “Benim düçlü ( güçlü ) dodamaan ( kocaman ) babaaam
Benim düçlü ( güçlü ) dodamaan ( kocaman ) babaam”.
Baba baba baba baba baaam
Baba baba baba baba bam”
Sürekli bunu söylüyor. Sonra başladı uyarlamaya gülerek;
“Benim düçlü ( güçlü ) dodamaan ( kocaman ) anneeem”
“Benim düçlü ( güçlü ) dodamaan ( kocaman ) dedeeem”
“Benim düçlü ( güçlü ) dodamaan ( kocaman ) amcaaaam”
“Benim düçlü ( güçlü ) dodamaan ( kocaman ) daydeşiiiim” dediii ve durdu bir an. Sonra başladı gülmeye. “Ayyy ne domid ( komik ) oldu di mi anneee, daydeşim hiç dodaman ( kocaman ) oluy mu o daha ufacıcıck, minicik ( bu arada sesini inceltiyor eliyle de gösteriyor ne kadar ufak olduğunu ). Ben de dod ( cok ) domiğim ( komiğim ) daniiim ( canım ) :)
Defne gülerek : “Boya amcaam”
Ben : Pekii, annesi kim?
Defne : Yeğda abyaaaam
Ben : Aferin benim kızıma. Aradan bir-iki dakika geçer bu kez Defne sorar;
Defne : peki anne daydeşimin amcası kim?
Ben : Bilmem kimmiş ki acaba?
Defne gülerek ve babasını işaret ederek; “ayabayı ( arabayı ) duyyanan ( kullanan ) adam iştee, he hehe heee” :)
---
Bu aralar pek bir seviyor, bir şey isteyeceği zaman geliyor hemen yanıma , başlıyor birazdan söyleyeceğim meşhur cümlesine ;
Gökova dayız, restaurant ta dondurma satışı da var. Gördü bunu küçük hanım, gülerek ve en sevimli yüz ifadesini takınarak geldi yanıma. ( bu ifadeyi anlatmak çok zor gerçekten, gözler hafif kısılmış, yüzde tatlı bir gülümseme, baş hafif yana eğik ve eller benim yanaklarımı avcunun içine almış şekilde :) ) “annecim bad ( bak ) ( hafif bir duraksama ve cümleye yine devam ) seninle bir anlaşma yapalım damam mi?”
Ben : Neymiş bakalım bu anlaşma küçük hanım?
Defne : biraycık sabırlı ol danim ( canım ) şu an anlaşma şaytlayini ben biliyoyum sen henüz bilmiyoysun, biraycık bekleysen sana da söyliycem sen de öğyeneceksin damam mi? ( bu sırada benim iki yanağımı okşuyor ama :) )
Ben : Tamam canım bekliyorum o zaman,
Defne : bad oyda donduymacı abi var, ben budün ( bugün ) donduyma yiyeyim, yayin( yarın ) yemeyeyim oluy mu?
Ben : olmaz, iki gün de yeme bence.
Defne : Ama annecim yaa, olmazki böylee, anlaşma şaytlayını ben söylüyoyum benimle pazaylik ( pazarlık ) yapma yüpten :)
Ne denir ki bu küçük bilmişe :):):)
---
Şarkı öğrendi Pepee’ den : “Benim düçlü ( güçlü ) dodamaan ( kocaman ) babaaam
Benim düçlü ( güçlü ) dodamaan ( kocaman ) babaam”.
Baba baba baba baba baaam
Baba baba baba baba bam”
Sürekli bunu söylüyor. Sonra başladı uyarlamaya gülerek;
“Benim düçlü ( güçlü ) dodamaan ( kocaman ) anneeem”
“Benim düçlü ( güçlü ) dodamaan ( kocaman ) dedeeem”
“Benim düçlü ( güçlü ) dodamaan ( kocaman ) amcaaaam”
“Benim düçlü ( güçlü ) dodamaan ( kocaman ) daydeşiiiim” dediii ve durdu bir an. Sonra başladı gülmeye. “Ayyy ne domid ( komik ) oldu di mi anneee, daydeşim hiç dodaman ( kocaman ) oluy mu o daha ufacıcıck, minicik ( bu arada sesini inceltiyor eliyle de gösteriyor ne kadar ufak olduğunu ). Ben de dod ( cok ) domiğim ( komiğim ) daniiim ( canım ) :)
Etiketler:
Defne' nin Dilinden..
İzmir- Gökova tatili..
Havaalanındayız. Babasının çektiği bavullardan birine de Defne hanım oturmuş, keyif yerinde
Yine uçakta bilet ve kimlik ile kendisi geçti. Özgüven süper, hiç arkasına bakmadan kapıdan girdi, uçağa doğru yürümeye başladı. Özellikle gitmedik peişinden bakalım ne yapacak diye, koridordan yürüdü, uçağın içine girdi hosteslere selam verdi ve aklına geldi nihayet bize bakmak. O bakış da yani endişelendim bakışı değil, ben bindim siz daha neden gelmiyorsunuz bakışı.
İzmir e gece 23:30 da geldik ama tutturdu “ben daydeşimi döycem” diye, o saatte gittik Boralara kapıdan gördü kardeşini uyurken rahatladı geldi eve.
Ertesi sabah yine ilk iş Arya’ lara gitmek oldu. “Abyam benim, danim benim, diyamam ( kıyamam ) ben sana, diyamam ben sana, abyasinin güseyi” diye sevdi Arya’ yı :)
Çıktık yola Gökova ya doğru. Yol boyunca bıcır bıcır konuştu. Ortaklar da çöpşiş yemeye girdik, küçük hanım tam 15 çöp şiş yedi sıyıra sıyıra “hıımmm, ben döp şişi dot ( cok ) seveyim, dot da leysetliymiş, ohhh, ne güselmiş” diye diye
Otelde bir abla edindi kendine yine. Kendinden büyük kız çocuklarına bayılıyor. Takıldı peşine. Bir ara kız Defne’ ye, “sen bebeksin” dedi, Defne de ona “ hayır ben bebet değiyim, benim daydeşim bebet asıl ben büyüdüm aytık abya oldum” diyordu ki, ben o sırada Defne’ nin ağzına yemek vermiş bulundum. Kız da bunu fırsat bildi “bak bebeksin işte yemeğini bile annen yediriyor” dedi. Çok içerledi Defne bu olayı bir şey de diyemedi. Sonra hemen yanımıza geldi, masaya oturdu aldı çatalı eline ( bu ara büyük çatal ve büyük kaşık kullanıyor artık büyümüş ya hani :) ) başladı yemeğini hızlıca yemeye. Bitirdi ve hemen koştu “abya”sının yanına : “abyaa, benim sana cok öyemli bişey söylemem yazım beni iyi dinle bad ( bak ), ben biyaz önce yemeğimi dendim yedim hem de büyüd ( büyük ) çatayya yedim, ben büyüdüm yani bebet değiyim, damam mi?” :)
Tekne gezisine gittik ilk gün. hiç oturmadı teknede . Bir aşağıya bir yukarıya gitti geldi sürekli. Selçuk da peşinde
Hava da çok iyi değil, bir güneş açıyor, bir yağmur yağıyor. İlk koya yaklaştı tekne, Defne tutturdu denize gireceğim diye. O sırada da yağmur yağıyor hafif hafif. Babası ondan meraklı J, biri diyor “denize giycem ben” diğeri usulca eğilmiş kulağıma diyor “bak çok istiyor sokayım biraz denize, hemen sımsıkı sarar, koruruz ne dersin?” ısrarlara dayanamadım, hazırladık küçük hanımı denize. Kolluk kullanmıyor bu ara, önce Selçuk girdi, hemen arkasından da Defne atladı teknenin merdiveninden babasının yanına. Bir mutluluk, bir mutluluk, kahkahalar havada uçuştu “çok güzeymiş, çok sevdim denisi” diyerek.
10-15 dk lık yüzme sefası ardından hızlı bir mayo değişimi ve kalın kıyafetler ile ısıttık küçük hanımı. Yemek zamanı geldi. Yemekte Çupra ve soslu makarna var. Tutturdu “ben bayık sevmem, ben hamsi seveyim, bana hamsi veyin” diye. Çaresiz gittim bir köşeye, çuprayı ayıkladım bir güzel minik minik, getirdim Defne’ ye bak aibiler senin için hamsi yaptılar diye. Bayıla bayıla yeni neredeyse bir koca Çuprayı hamsi niyetine J arkasından da koca bir tabak spagetti makarnayı bir güzel çatalına dolaya dolaya yedi J
Bir sonraki koyda hep birlikte girdik denize. Yine çok eğğlendi küçük kuş, bir beni ıslattı, bir babasını ıslattı zevkle.
Dönüş yolunda uykuya yenik düştü. Kollarımda deriin bir uykuya daldı sımsıcak :). Uykunun 45 dk lık kısmı teknede geçti, geri kalan 1:15 dk lık kısmı ise odada!! Selçuk taşıdı odaya ama hiiiç uyanmadı küçük hanım. Normalde uyurken kucağa almak mümkün değildir, anında uyanır, öyle bir yorulmuş ki o gün, odaya gidip yatağa yatırıldı hiç kılı kıpırdamadı.
Ertesi gün, güneşli bir güne uyandık. Hemen havuza atladılar baba-kız. yine neşeli bir gün geçirdik.
Arada bir “düneş aldı” J
Arya bebek ile birlikte odada. Defne yine, “danim daydeşim benim, ben diyamam sana diyamam diyamam” diye sevdi onu J
Yağmurlu bir akşamüstü, minik tekneler ile Azmak Deresi’ ni gezdik.
Son gün otelden ayrılmadan hemen önce son bir kez denize girdik hep birlikte . hava soğuktu ama hiç aldırış etmedi küçük hanım.
Çakırhan tarafından yapılmış Muğla evleri konsepti ve otelin ortasından geçene deredeki hayvanlar ile çok güzel bir oteldi kaldığımız yer
Hasta olmadan atlattık geziyi çok da keyifliydi.
Sonraki birkaç gün de İzmir de geçti. Bol bol kardeşini sevdi, Tudutlu ( Turgutlu ) ya Huanne ziyaretine gitti, Atakan ve Yetkin abileriyle bol bol oynadı, ilk kez ipek böceği aldı eline :) önce çok çekindi “yod yod işim var şimdi” dedi ama bir yandan da merakına yenik düştü ve baktım gitti kendiliğinden tuttu bir ipek böceği aldı eline :)
Yine çevredeki herkesin ilgisini kendi üstüne çekmeyi başardı gittiğ her ortamda. Neşeli, bıcırık halleri sayesinde sokaktaki insanların dönüp sevmesini sağladı yine :)
Çok keyifli bir İzmir seyahati daha böylece sona erdi
Etiketler:
Aile,
Anne-Baba-Defne,
Defne' den haberler
11 Mayıs 2012 Cuma
Anneler Günü
Güzel kızım bana bu sene en güzel anneler günü hediyesini verdi. okulda kendi elleriyle yaptığı çerçeve.
Boynuma sımsıkı sarılarak “anneciim, anneley dünün ( günün ) dutyu olsuuun” dedi sevgiyle. Okurken göz yaşlarına boğdu beni minik kuş.
Bana bu müthiş duyguyu yaşattığın için binlerce kez teşekkürler güzeller güzelim!!!!
Etiketler:
Anne-Baba-Defne,
Defne' den haberler
Dedenin Doğum günü
15 Mayıs dedenin doğumgünü. Ancak İzmir de olacağımız için önceden yaptık kutlamayı. Anneannesi ile birlikte aldı Defne pastayı, sonra da pasta kesilene kadar başka bir cümle çıkmadı ağzından “ ne zaman doğumümü yapıcaz, offf, hadi aytık mumlayı ufleyelim, keselim pastayı hadiii” dedi durdu.
Klasikleşmiş bir şekilde Dede-torun birlikte üfledikten sonra mumları, afiyetle pastanın tadına baktı küçük hanım ..
İyiki doğdun dedeee :)
Klasikleşmiş bir şekilde Dede-torun birlikte üfledikten sonra mumları, afiyetle pastanın tadına baktı küçük hanım ..
İyiki doğdun dedeee :)
9 Mayıs 2012 Çarşamba
Çocukça Bir Şenlik
Doğa Koleji, sitede bir çocuk şenliği düzenledi. Minik pony, top havuzu, müzik, eğlence ve bir çok etkinlikle keyifli vakit geçirdi Defne
Etiketler:
Defne' den haberler
Kaydol:
Yorumlar (Atom)
