31 Ekim 2011 Pazartesi

Banyo Sonrası :)

Kız kıza bir Hafta Sonu :) 29 Ekim

Uzunca bir süredir biraraya gelemiyorduk. Bu haftasonu denk getirdik, Arzu, Deniz ve tabi muhteşem ikili Tuana ile Defne J
Önce bir yerde kahvaltı yaptık. Kahvaltı mekanı  kızların oynarken bizim sürekli yerimizden kalkmamamız için özenle seçildi J bir rahatça kahvaltımızı yapıp sohbet ettik, minik afacanlar ise  oynadılar minyatür evin içinde...

Sonra caddede yürüyüşe çıkalım dedik ama rahat yürüyebilemk ne mümkün, bir Defne yoruldum dedi atladı kucağıma, bir Tuana aynı şekilde annesinin kucağına. Ama minik güzellerin el ele, keyifli  halleri herşeye değerdi J



28 Ekim 2011 Cuma

Defne den son bombalar

BoatShow sonrası arabadayız. Defne ye evden çıkarken söz verdiğimiz için ayakkabı almaya gidiyoruz. Ama inanımaz bir trafik, Pendik ten Acıbadem Natilius a gidiş tam 1,5 saat sürdü. Artık hepimiz bunaldık arabada. Selçuk da sinirlendi biraz, “off bu ne trafik böyle şart mıydı sanki bugün ayakkabı almamız” dediii, Defne kafayı dayadı hemen koltuğuna, bir süre öylece durdu. Sonra hışımla kaldırdı kafayı, dudakları da sarkıtarak babasına şu cümleyi kurdu : “Den ( sen ) boyleyapaysan ben de o ababayi hiiç diymem ( giymem ) ! Biz şok, ben hemen dedim ki, “kızım baba sana kızmıyor ki çok trafik var ona sinirleniyor.” Babası devreye girdi hemen “ Ayakkabıyı kendin mi beğeneceksin sen, ne renk almak istiyorsun?” biraz yumuşadı küçük hanım ve gülmeye başladı yine...

----


Geçen sabah Selçuk giderken uyandı Defne de. Genelde o saatte daha uyanmamış oluyor ve başladı hemen bıcır bıcır konuşmaya. Bu arada ikimizde bizim yataktayız ve sımsıkı sarılmışız birbirimize J
Defne : Anne, bugün ben oduya didicek miyim?
Ben : Evet canım gideceksin okula.
Defne : Bim ( kim ) dötüyecek beni oduya?
Ben : Ben götüreceğim annecim.
Defne : ben deni ( seni ) cok deviyoyum ( seviyorum ) ya , o yüsden mi den dötüyüyosun?
Ben : Ben de seni çok seviyorum güzel kızım benim
Defne kısa bir süre durakladıktan sonra;
“Annecim ben san oyle dedim ya, den sakin babayi devmediyimi düşünme damam mi, ben babayı da cok deviyoyum”
Ben : Biliyorum kızım tabi ki sen babayı da çok seviyorsun.
Defne :  annecim, den de ( sen de ) babayi çok deviyosun mu? ( soru cümlelerindeki mi mu eklerinin yeri doğru olmayabiliyor zaman zaman J )
Ben : Tabi ki güzel kızım ben de çok seviyorum babayı.
Defne : Biz biybiyimizi coook deven ( seven ) cook duyel bir aileyiz di mi annee, oooh ne duyel
J bıcırık, yedim yedim onu bu cümle sonrası...

----


Geçen sabah Hülya Hanım yumurtasını  hazırlamış yediriyormuş, biraz tuzu fazla kaçmış Defne hemen tepkisini göstermiş ;
Defne : Hüğya anne, bu mumuyta cok tuslu olmus.
Hülya hanım şakayla karışık ; “Hadi ordan bıcırık, çok biliyosun sen de herşeyi” demiş. Defne nin cevabı gecikmemiş ; “Eveet cok biyiyprum ben heyseyi... “ J

24 Ekim 2011 Pazartesi

HaftaSonu BoatShow daydık..

Babamız bir yelken hastası. Minik kuzuya da aşılamaya çalışıyoruz yelken sevdasını. Bu haftasonu ailece güzel bir etkinlik yaptık ve BoatShow’ a gittik. Defne keyifle girdi yelkenlilerin içine “ aaa baba denin yeldenlin gibi di mi? Ben de büyüyünce yeldenliye binicem sizde geyin benimle damam mi” diyerek gezdi keyifle. Yelkenlinin dümenine geçti : “yeldenliyi ben dullanıyoyum oooh ben ne duyel büyüdüm” dedi :), merakla girdi çıktı kamaralara








Sonra bir restaurant a gidip yemek yedik. Defne uzunca bir süredir olmadığı  kadar sakin bir şekilde yanımızda oturdu yemek sonuna kadar. Bizi hem çok şaşırttı hem de çok mutlu etti. Yemeğini  de  keyifle yedi kendi başına


Çok güzel bir günün sonunda mutlu bir şekilde döndük evimize. Defne’ nin deyimiyle “ birbirimizi çok seven bir aile”  olmanın güzelliğini hep birlikte yaşadık bir kez daha :)

20 Ekim 2011 Perşembe

Artık Gece Bezini de Bıraktık....

Gün içinde bez kullanmayı çok uzun zaman önce sonlandırmştık zaten, ama hala geceleri bez bağlamaya devam ediyorduk. 15 gün kadar önce, Defne dedi ki : “Annecim ben dana ( sana ) büyüdüm diyoyum sen bana yeden ( neden ) haya ( halâ) bes bağyıyosun ki”
“geceleri çişini söylemiyorsun çünkü” dedim. “sana sös veyiyoyum anne çişin geyince söyliycem ben dana, bağyama besi mamam mi?” dedi. Ne denir ki bu sözün üstüne, bağlamadım tabi ki, ama tetikteyim gece boyu acaba söyleyecek mi diye. Ve gece saat 3 civarı odasından bana seslendi : “annneee, çişim deldiiii” J
Tamam dedim bitti bu iş, önemli bir aşamayı daha hallettik. Ve yine farkettim ki, benim minik kızım gerçekten büyüyor...
Kaldırdım hemen gittik yaptı çişini meleğim. Hatta bana dedi ki “baak döydün mü ( gördün mü ) çisimi döyledim ( söyledim ) ben.
“Aferin benim kızıma” dedim, evet çok büyüdün sen artık bez bağlamak yoook”
Ve o gün bu gündür geceleri de bez bağlamıyoruz. Bazen kendisi kalkıyor bazen de ben kaldırıp yaptırıyorum çişini. Hatta son bir- iki gecedir hiç kalkmasa bile tutuyor artık sabaha kadar.
Hadi bakalım, bu da bitti, bir aşamayı daha atlattık Defne kuşun yaşamında....

19 Ekim 2011 Çarşamba

“Duyabe” canavarları :)

Dün akşam Defne ile birlikte okulda arkadaşları ile paylaşmak üzere kurabiye yaptık. Öğretmeni Sinem Hanım ile yaptığımız bir konuşma sonrası çıkmıştı bu fikir. Paylaşmayı sevdirmek amacıyla bu tip bir şey yapmayı önerdim, Sinem Hanım da çok olumlu karşıladı. Sonuç itibariyle kızımla keyifli bir aktivite yapmak üzere tuttuk mutfağın yolunu....Yaparken inanılmaz keyif aldı zaten, önlüğümüz taktık üstümüz kirlenmesin diye

  malzemeleri koyduk birlikte,  karıştırmak üzere..


Eldivenleri giydik elimize ve başladık hamuru karıştırmaya...



Bir güzel açtı hamuru kızım merdane ile ( eline de çok yakışıyor hani :) )


Şekil verdi hamura kalıpları ( ve bazen o küçücük ellerini ) kullanarak :)



Keyifle dizdi tepsiye onlar, fırına da birlikte koyduk ve pişmesini bekledi hevesle. Pişer pişmez hemen babasına seslendi, “babaa, ben dana ( sana ) duyabe ( kurabiye ) yaptim, hadi gelip yeseneee” . Geldi babamız hemen yemek için, “bi tane babayaaa, bi tane Befme ( Defne ) yee” diye dağıttı kurabiyeleri.  “den  de (sen de ) yemek isteymidin annee” diye sordu bana da kibar kızım.
Bütün gece sabah okula götüreceği anı bekledi sabırsızlıkla, “ anne ben duyabe yaptim, yarin onlayi oduya dötüycem ( okula götürücem ), adadaslayima ( arkadaşlarıma ) veycem, övetmenime de veycem hep beyaber hapuy hupuy yiyicez oooh ne düyel” diye anlattı bıcır bıcır.
Sabah aldı kurabiye dolu paketi eline, taktı sırtına çantasını, tuttu okul yolunu. Yol boyu aynı muhabbet, paket elden hiç bırakılmıyor, “anne ben duyabeleyimi adadaslayima veyicem damam mi ( artık mamam mi demeyi bıraktı üzülüyorum buna biraz L )




Okula gider gitmez, kapıdaki görevliye söyledi önce, “ben duyabe dediydim ( getirdim ) ben dendim yaptim den biliyosun mu?” sonra içeriye girdik, hemen karşılayan öğretmenine söyledi neşeyle. Paketi de elde, “ben adadaşlayima duyabe yaptiiim” . öğretmeni “ben yiyeceğim onları” diye şaka yapınca, gülerek ve koşarak kaçırdı kurabiyelerini .
El sallayıp, öpüşüp ayrıldık küçük kızımla, merak içinde bekledim kurabiye seanslarının nasıl geçtiğini. Defne’ yi eve bıraktıktan sonra Sinem öğretmeni ile görüştük. Çok keyifli bir şekilde yemişler arkadaşları ile meyve saati sonrası. Defne, Sinem Hanım daha sınıfa girer girmez “Dinem övetmenim ben duyabe yaptim, dendim yaptim, adadaslayima vericem sen biliyosun mu” demiş, yeme saati gelince de ilk kurabiyeyi kendi almış J, sonra arkadaşlarına, tüm öğretmenlere, okul müdiresi Özge Hanım’ a, Özge Hanım’ ın annesi Nurcan Hanım’ a ikram etmiş kendi elleriyle. Arkadaşları da çok eğlenmişler, çok hoşlanmışlar, “aaa Defne yapmış bu kurabiyeleri” diyerek keyifle yemişler birlikte. Eğlenmelerine, güzel vakit geçirmiş olmalarına çok memnun oldum gerçekten.  Sinem Hanım’ dan rica etmiştim fotoğraflarını çekmesini  işte okuldaki neşeli anlar J



Eve gelince de ilk iş Hülya Hanım’ a anlatmak olmuş “ Hüğya annee,, ben dendim duyabe yapmistim annemle bevabey ( beraber ) adadaslayima veydim hepimiz yedik” diye.
Defne’ nin hoşuna gideceğini biliyordum bu yaptığımızın ama beklediğimden çok daha fazla  keyif aldı bu etkinlikten ve tabi ben de öyle....

10 Ekim 2011 Pazartesi

HaftaSonu Disney On Ice Gösterisindeydik

Bu hafta sonu Disney On İce gösterisine gittikTuana ile beraber.
Defne' nin son zamanlardaki favori kitabı "11 Klasik Masal" kitabında yer alan kahramanların büyük bir kısmı oradaydı. Defne her birine ayrı ayrı heyecanlandı "Aaa anne baak Ayaaddin ( Aladdin ), anne ben yedi düdeyey ( cüceler ) döydüm ( gördüm ), aaa anne mamud piyensese ( Pamuk Prenses ) baak, aaa midi moyus ( miki mouse ), aaa uyuyan düyel ( güzel ), anne düdüt denis kızı( küçük deniz kızı ) da vaymışş" diye çoook heyecanlandı. Çook sevindi, dikkatle izledi tüm gösteriyi. Biz de küçük hanımın sevfinçli hallerini izledik keyifle.

Gösteriye giderken..

Gösteri öncesi sıkılmamak için resim yaptı küçük kuş..



Başladı gösteri...





Kuzucuk dikkatle izledi tüm gösteriyi.




Bu sabah evden bir saatte çıkamadık...

Bir Pst sabahı. Okula gideceğiz. Hava buz gibi dışarıda, nasıl yağmur nasıl yağmur.
Bugün Defne' nin okulunda renkler partisi vardı, renkli kıyafetler giyecekler, renkli balonlar götüreceklerdi okula. Bir heves küçük hanım, Cuma gününden aldı bir telaş. Pzt ne giyeceğini belirledi. Mavi zemin üzerine kıpkırmızı çilek resimleri olan şirn mi şirin bir kaprisi var onu giymek istiyor, üstüne de kırmızı kolsuz bir bluz. Hazırladı koydu kenara.
Ama bu sabah bir kalktık, mümkün değil onları giymesi, donar eğer onlar ile giderse. Ama ikna etmek mümkün mü? Ne göstersem beğenmiyor illa ki o seçtiklerini giyecek. "anne ama bak ne duyel yakisti ban bu pantolum, yenkli yenkli oldum dimi anne, hadi bunu giyeyim ben yoluy ( ne olur )
altına külolt çorap giydireyim sonra kapriyi giysin, bluzun içine de uzun kollu bir şeyler giydireyim falan dedim ama olacak gibi değil, hiç de hoş durmuyor bu haliyle, ikna etmek lazım o kıyafeti giymemeye ama nuh diyor peygamber demiyor. Sonunda geçen sen giydiği, küçülmeye yüz tutmuş kadife mor bir elbisesini buldum "Aaa, bak Defne ne güzel değil mi bu elbisen hadi onu giyelim" dedim ve çok şükür bu kez ikna oldu."Ayy anne ne duyel ben bu elbisemi cok oslemişiim" dedi sevinçle kabul etti giymeyi. Bir kriz nihayet çözüldü derken bu kez de külotlu çorap giymek istemedi. Nese zar zor onu da ikna ettikten sonra, bir sırt çantası almak istedi yanına. Mor elbisei ile uyumlu bir çantasını seçti " ben bugün bunu oduya dötüymek istiyoyum" dedi. "iyi peki" dedim, götür bakalım. Ancak bu kez de başka bir mesele geldi önümüze ;
Üzerine giyeceği ceket çantası ile uyumlu olmadığı için ceket giymek istemedi hanımefendi! "ama anne, bu dantayla ( çantayla ) bu eybise aynı yenkli ama ceketim dantama uymuyo ki, diymiycem ben o ceketi mamam mi anne?"

başka ceket çıkardım giysin diye yok istemiyor arık evden çıkmamız gerekiyordu, aldım ceketi yanıma bindik arabaya, okula gidene kadar ikna çabaları ama mümkün değil, çantası ile uyumlu olmadığı için giymedi ceketi. Çaresiz aldım ceketi elime, hızlı adımlarla girdik okula. Allahtan arabadan indiğimiz yer ile okul mesafesi uzun değil de, çok sıkıntı yaşamadık.
Kız çoxujları gerçekten çok süslü oluyor, ne yapacağız ileride bakalım!

6 Ekim 2011 Perşembe

Defne' nin Güldüren Halleri

Çok güzel konuşuyor, çok güzel muhakeme yapıyor ama tabi daha doğal olarak cümlelerin mecazi anlamlarını bilmediği için ortaya komik hikayeler çıkıyor.
Son günlerde yaşadığımız bir kaç güzel örnek;

Dün akşam Defne' nin kolu çaydanlığa değdi ve biraz yandı. Önemli bir şey yok çok şükür, 5 dk sonra kızarıklık dahi geçmişti. Ama bu sabah Hülya Hanım' a anlatıyor olayı;
Defne : Hüğya anne, ben dün koyumu daydanliğa ( çaydanlık ) değdiydim, kolum yandı biliyosun mu ?
Hülya Hanım : Ne arıyordun sen çaydanlığın yanında bakiyim?
Defne : Kısa bir duraksama ve düşünme anı sonrası : "bedey ( bişey ) ayamıyordum ki!
Çok güldüm.

--
Geçenlerde Hülya Hanım ile birlikte mısır yiyorlar karşılıklı. Hülya hanım mısırın sertliğinden yakınmak için dedi ki ;
"diş de yok ki yiyelim şu mısırı"
Defne' nin konu hakkındaki yorumu gecikmedi : "Hüğya annecim denin ( senin ) ağzında diş varya neden yok diyosun ki, bak aç ağzını bakiyim biy süyü ( birsürü ) dişin vay bak oooh ne düyel dişley :)

---
Geçen gün doktora gittik. Doktor bir şeyler soruyor ama küçük hanım cevap vermiyor çekiniyor.
Doktor dedi ki; "Ne o Defne hanım dilini mi yuttun?
Defne ağzını içinde dilini bir kontrol etti yerinde mi diye ve dilini çıkararak cevap verdi " yooo, dottoy teyze dilimi yutmadım bak buyda döydün mü ( gördün mü )?

Çok güzel bu halleri çook.


5 Ekim 2011 Çarşamba

Anneanne - Dede Defne' yi Okulda Ziyaret Etti...

Geçenlerde annemler Defne' nin okuluna gitmişler. Defne, anneannesi ile dedesini görünce çok sevinmiş, hemen etrafı göstermeye başlamış "baak anneanne, bu zıpzıp, ona çıkıp boyle boyle zıplıyosun, baak dede ben hep bu biditlete ( bisiklete ) biniyorum gibi.
Sinem övetmeni, resimlerini çekmiş...