Sinem Hanım paylaşmış okulda "Duyabe" yaparkenki keyifli anları :)
28 Eylül 2011 Çarşamba
Güzel kızım okulunda kurabiye yapmış.
Sinem Hanım paylaşmış okulda "Duyabe" yaparkenki keyifli anları :)
27 Eylül 2011 Salı
Afacanlık dolu haftasonu...
Bu hafta sonu Defne sürekli afacanlık halindeydi.
İlk vukuat Cmt sabahı oldu. Balparmağın tüp balları var, bayılıyor Defne ona. Alıyor eline tüpü baya baya yiyor. Kahvaltıda verdim yine yedi bir güzel. Ama görünen o ki yetmemiş benim güzel kızıma J normalde mutfakta yukarıdaki dolabın içinde duruyor. Bir ara yanımdan kayboldu, geri geldiğinde bal elindeydi, “Defne nasıl aldın sen onu” dedim, cevap geldi “ doyaptaaan” mutfağa bir gittim ki ne göreyim, sandalye çekilmiş dolabın önüne, dolabın kapağı ise açık, yani küçük hanım kendi işini başarmış usulca. Ama tabi çok tehlikeli düşebilirdi sandalyeden. Kızdım hemen.
Aynı gün alışverişe gittik ailecek. Kasadayız, Defne de direksiyonlu alışveriş arabalarından birine oturmuş, kasanın önünde babasının yanında. Ben kasanın diğer tarafında, aldıklarımızı poşete koymakla meşgulum. Selçuk, bir şey unuttuğumuzu farketti ve iki dakikalığına almaya gitti. Ben göz ucuyla Defne’ yi kontorl ediyorum yerinden kalkmasın diye, ama ortam da kalabalık sadece orada olup olmadığını görebiliyorum. Arada bana afacan bakışlar da atıyor, hiç uyanmadım J, Selçuk geri dündü ve bir şeker paketini de kasiyere uzattı “bunu da almamız gerekiyor artık” diye. Küçük hanım, kasanın yanında duran şekerlerden birini almış, poşeti açmış ve bunu bana hiç görünmedeny apmış.
Eve döndük alışverişten, biz aldıklarımızı yerleştiriyoruz, Defne de bize yardım ediyor, taşıyabileceği bir iki ufak eşyayı veriyoruz odasına, banyoya vs götürsün diye. Kısa bir an ses gelmedi Defne’ den. Hemen kuşkulandık tabi, Selçuk hemen bakmaya gitti. Küçük hanım, yatak odasına girmiş ve kendini kilitlemiş içeriye. Artık tecrübeliyiz J, hemen bozuk para ile açtı Selçuk kapıyı ve”Özgee, koş bak minik canavar ne yapmış” dedi.

benim kremim artık kutusunda değil, tamamı Defne’ nin yüzünde idi.
Gülmemek için zor tuttuk kendimizi ama tabi gülmemek lazım, kızdık bir kez daha uyardık bebnim eşyalarımla oynamaması için ama içeriye gider gitmez bastık kahkahayı. Surat ifadesi de o kadar hoş ki, biliyor kabahatli olduğunu, gık çıkmıyor J
Aynı gün,seleniyorum “Defnee, nerdesiin?” kısa bir süre ses yok ve bir gidiyorum, sandalye yine çekilmiş bu kez buzdolabının önüne, onun deyimiyle bir “çiçoata” ( çikolata ) alınmış, hemen sandalyeden inilmiş paket yere atılmış, ağzın her tarafı çikolata içinde ve çikolata henüz yutulmadığı için yanaklar şiş muzip muzip bana bakıyor J
Bitti mi, bitmedi;
Pazar günü. Biraz ertesi güne hazırlık, biraz sağ sol toparlama. Selçuk dışarıda, biz Defne ile beraberiz. O da bana yardımcı oluyor, sohbet ediyoruz anne-kız. Ama o bana laf yetiştirirken, yaramazlıktan da geri kalmıyormuş meğer. Yavaşca açmış makyaj malzemelerimin olduğu dolabı ve oradan rujumu almış. Abartmıyorum, sadece iki dakikalığına yanımdan ayrıldı, seslendim “Defnee, nerdeisn anneciim?” “geğiyoyum anneee” diye bağırdı odasından ve hemen de geldi ama ben şoka girdim, çünkü o kadar kısa süre içinde yüzünün yarısına kıpkırmızı ruj sürmüş bile...
17 Eylül 2011 Cumartesi
Bubet Abya' nın Doğum günü...
Başrol yine Defne' nin di tabi ki ...
İyiki doğdun Bubet Abayaaa.
16 Eylül 2011 Cuma
İdim Vay ...( İşim var)
9 Eylül 2011 Cuma
Kreş’ de 2. ayı geride bıraktık...
Maşallah diyeyim, şimdilik hiç bir sorunumuz yok. Oldukça severek gidiyor. Sabah uyandırıyorum, önce biraz mızmızlanıyor ama “okula gideceğiz Defne’ cim” dediğim anda, “Hadi didelim o daman ( gidelim o zaman )” diye fırlıyor yataktan, hemen giyiniyor ve çantasını takıyor sırtına :)
Okula ben bırakıyorum, dönüşleri de servisle yapıyor. Bayılıyor servise binmeye. “Benim vevisim vay, ben çok büyüdüm aytik, vevisle geliyoyum eve, Hülya anne de beni alıyor vevisten oooh ne düyel” diyor J
Sabahları bırakırken “anne ben sınıfıma didiyoyum, sen beni kameyadan isle mamam mi? diyor ve giriyor hemen içeriye. Ben “tamam diyorum izliyorum seni” bir-iki dk izledikten sonra ayrılıyorum okuldan. Sabah ayrılma faslımız 3 dk yı geçmiyor yani ( Aman maşallah diyeyim J )
Öğretmeni ile de görüşüyorum, arkadaşları ile uyumu da gayet iyiymiş. Etkinliklere de oldukça keyifli bir şekilde katılıyormuş.
Öğretmenini de çok seviyor. Bayram tatili öncesi iki hafta izinliydi Sinem öğretmeni. Bir de bayram tatili girince araya, Defne o kadar özledi ki anlatamam “Anne ben Dinem övetmenimi göymek istiyom aytik, ben onu çok osledim” dedi durdu tatil boyunca. Ben o kadar uzun süre okula gitmeyince bir sorun yaşar mıyız dedim ama, daha Sinem öğretmenini görür görmez koştu sarıldı boynuna “Övetmeniiim” diye. Ben de mutlu mesut, gönlü rahat bir şekilde ayrıldım okuldan..
Geçen gün kreşin müdürü Özge Hanım ile görüşüyorum. Bana söylediği şey hem çok hoşuma gitti, hem de gururlandırdı. “benim odama kendi isteğiyle bir çok çocuk girmez, çekingenlik yaparlar” diyor, Defne odadan kafayı uzatıyormuş “Yeyebaaa ( meraba ) diyormuş gülerek ve el sallıyormuş ona. “Oldukça girişken, sıcakkanlı bir kızınız var” diyor ( aman maşallah J )ben de biliyorum gerçi sıcakkanlı bir çocuk, bebekliğinden beri de öyle ama başkasından duymak da hoş oluyor. Bir gün Defne’ ler bahçeye çıkarlarken karşılaşmışlar, Özge hanım sormuş : “sen okulunu seviyor musun Defne?”
Defne’ nin cevabı ( gülerek ) : Hayiiiir
Özge Hanım: Hayır mı?
Defne : (kafasını olumlu anlamda sallayarak ) Evet eveeet
Özge Hanm: Evet mi?
Defne : ( Bu kez olumsuz anlamda sallayıp gülerek ) : hayir hayiiiir.
“Ayak üstü oyun oynadı benimle çok hoşuma gitti.” Diyor. Tabi duyunca benim de çok hoşuma gitti J
Umarım böyle devam edersin küçük kuzucuk....
Hülya anneyi ziyaret
Hülya hanımın kardeşleri geldiler. Tanışmayı çok istiyorduk, bir de minik bebiş vardı. Sedef.Hülya hanımın yeğeni. O kadar tatlı ki anlatamam J Defne Hülya Hanım’ ı kıskanır mı dedim ama benim güzel kızım, kıskanmak şöyle dursun çok sevdi Sedef’ i. Esra ablasıyla da hasret giderdi. Çok seviyor Esra’ yı. Ne zaman evlerinin yakınından geçsek “anne ben Eyda abyamı dot ( cok ) osledim, hadi onlaya gidelim” diyor J
Tatilde...
Minik prenses Peppee izliyor
Baba-kız aşkı yeniden

Bayram sabahı
Turgutlu Ziyareti;
Dede dedo' nun dükkanında
Bir zamanlar annesinin ayrılmak istemediği heykeller, şimdi Defne’ nin gözdesi J
Turgutlu da parkta akülü araba kullandı minik prenses.
Hu annesi, Damya Abyası, Dede Dedo su, Doya abisi ve dedosuyla birlikte çok keyifli zaman geçirdi ama bu güzel anları hiç fotolamamışız L
8 Eylül 2011 Perşembe
Bitmek Tükenmek Bilmeyen Sorular
O kadar meraklı ki! Konuşmayı da çok seviyor. Bir çocuk bir yolculukta uyku harici sürekli konuşur, sürekli soru sorar mı? Defne yapıyor bunu. Aralıksız saatlerce soru sorabiliyor. “Anne bu nee? Yeden ( neden) öyle? Aydede yeyeye ( nereye ) ditti? Ye zaman delecek annee?
En çok sorduğu soru da : “Bu bimin ( kimin ) evi? J en merak ettiğ işey gördüğü evde kimin yaşadığı. Şöyle bir cevap bulduk , o anda yolda geçen kimi gördüysek “bak o teyzenin evi, bu bu ablanın evi” diyoruz. Ama tabi arkadan kilit soru geliyor! “Yeden onun evi oyasi?” Sabırla, “herkesin bir evi vardır, akşamları insanlar evlerinde aileleri ile birlikte olurlar, evde uyurlar “ gibi açıklamalar yapıyoruz.
Bu ara başka bir favori de, yolda arabayla giderken girdiğimiz şehrin, semtin, ilçenin neresi olduğunu öğrenme isteği. “Anne buyadi ( burasi ) neyedii ( neresi)?
Ben : (Örneğin ) İzmir Defne’ cim.
Defne : Yeden ( neden ) İmdiyy ?( İzmir )
Ben : Buranın adını İzmir koymuşlar canım.
Defne ( gülerek ) :Defme koyalim mii?
Ben ( onun oyununa katılarak ) : Tamam buraya Defne diyelim. O zaman senin adın da İzmir olsun tamam mı?
Defne : ( oldukça eğlenerek ) mamam anne bana bundan donya ( sonra ) İmdiy de. Babaaa benim adim bundan donya İmdiy mamam mi?
J
İstisnasız her yerleşim merkezinde bu konulma geçiyor aramızda. Küçük kuzum benim.
Geçen gün annemlere gideceğiz. Selçuk şirket arabasıyla geleceği için iki araa olmayalım dedik ve biz Defne ile sitenin servisine bindik. Bir de trafik vardı yol tam 2 saat sürdü. Defne yol boyunca konuştu hiç durmadan;
“anne yeden bir vevisle ( servisle ) didiyoyuz?”
“anne ayabamiz yerde?”
“Anne soföy amca insin ben kuyyancam ( kullanıcam ) vevisi ama daha cok büyümedim ya, ayaklayim pedayyaya ( pedallara ) yetismiyo den bana yaydim et mamam mi?”
“Anne şimdi yerdeyiz ( nerdeyiz)” Diyelim ki Üsküdar dedim
“Yeden Üdüdaydayiz anne?”
“Anne abya ( abla ) servise yeden ( nedne ) bindii?” Evine gidiyormuş dedim
“Yeden evine didiyo annee?”
“anne ben deni ( seni ) tutuyoyum, bebeğim sen sakin koykma mamam mi, den düşme diye ben seni tutuyoyum mamam mi? “ ( Bu arada elleriyle sımsıkı tutuyor beni gerçekten )
Haydarpaşa Garı’ nın ordan geçiyoruz “anne bu tyenley yeyeye ( nereye ) didiyo? Ben de onlaya binmek istiyom anne hadi beni bindiy”
Bu şekilde tam 2 saat geçirdik. Her bir sorusuna sabırla cevap verdim. Bir de servisin en önünde oturuyoruz, servis şoförü aynadan bana bakıp dedi ki : “abla Allah size sabır versin, sürekli bu kadar çok soru soruyorsa işiniz çok zor “ J
Bir ara artık o kadar bunaldım ki, “offf” dedim. Defne gecikmeden sorusunu sordu “Yeden offff dedin anneee?
Baktım şoför kahkaha ile gülüyor bize bakıp J Ben de gülümsedim tabi.
Zaman zaman bunaltıcı olsa da bıkmadan cevap veriyorum her bir sorusuna, şu an herşeyi öğrenmek istiyor ve bunu sormadan yapamaz değil mi? bir de ben onun sorularına ters cevap verirsem nasıl öğrenecek kuzu değil mi ama....
Ben de çok soru sorarmışım annemim söylediğine göre ama Defne benden çoook daha meraklı anlaşılan...
Son İnciler...
- Bayramda tatildeyiz. Gaz çıkardı J Ben de espri olsun diye “ ay çok korktum” dedim. Cevap ( bana sarılıp sırtıma pıt pıt vurarak ) : “Koykma bebeğim ben denin yanindayim, hem sadede (sadece ) ben pıyt yaptim, koykacak bişey yok ki” J
- Uyutmaya çalışıyorum ama hiç niyeti yok. Dedim ki “Defne benmi artık çok uykum geldi hadi uyuyalım” amaç onu uyumaya teşvik etmek. Başladı bana ninni söylemeye;
Miniik anne uyudun daa büyüdüüüün ( uyusun da büyüsün )
Miniik anne Defme’ sinin koyyayinda (kollarında ) büyüdüüün
Bebeğim koyyayim daaa uyuyo
Defme’ si onu cok coook beviyooo ( seviyor )
Miniik anne uyudun daa büyüdüüüün ( uyusun da büyüsün )
Benim ona söylediğim ve Defne’ nin çok sevdiği bir ninniyi anne versiyonuna uyarladı küçük prenses J
Bugün Kızımın Kafasını Çok Karıştırdım :)
6 Eylül 2011 Salı
Ben Büyüyünce Dottoy Oyucam
Bayılıyor ambulanslara bu ara. Nerde bir ambulans sesi duysa koşuyor hemen “emimas, emimas J” diye. Meraklı da, soruyor : “anne emimas yeyeye ( nereye) didiyo?”
“Hastaları doktora götürüyor kızım”
Bir iki kere bu dialog geçti aramızda. Bir gün geçti karşıma dedi ki : “ anne ben büyüyünce dottoy olucaam, emimasla gelen hastaları muayene ediceem, onları iyi yapıcam, mamam mi?”
Hiç kimse de öğretmedi bunu , kendiliğinden çıktı fikir. Çok hoşuma gitti tabi. “İnşallah kızım” dedim. “ umarım doktor olabilirsin”
Şimdi geliyor yanımıza, “ben dottoy olunca sizi iyiyeştiricem, size iyaç veyiceem, iğne yapicaam”
Geçenlerde doktora gittik, içeriye girer girmez ( ki bu doktoru ilk kez görüyor, rahatlığına da ayrıca şaşırdım ) “dottoy teyze, ben büyüyünce senin bibi ( gibi ) dottoy olucaam, hastalayi iyiyeştiricem sen biliyosun mu?” diye bir cümle kurdu. Şok oldum. Doktorun da çok hoşuna gitti. “Ay inşallah minik prenses, umarım doktor olursun da sen de bana bakarsın ben yaşlanınca “dedi J
Önce bayram tatilinde Akhisar da taktı steteskopu J, nenesinin kalbini dinledi, onu muayene etti.
Bayram tatili dönüşü ise anneanne ve dedesinin bir süprizi vardı Defne’ ye. Çok sevdiği ambulans ile bir doktor seti hediye almışlar. Çıldırdı sevinçten, ambulansı görür görmez, “ememas bu anne bak bu benim ememansım” dedi. Yüzündeki mutluluk ömre bedel. Doktor setindeki steteskop ise hiç çıkmadı boynunda o andan itibaren, yatağa bile onunla giriyor artık J hemen ilk iş taktı kulağa anneanneyi muayene etti..
Umarım hayallerin gerçek olur kızım, başarılı bir doktor olursun ( tabi zamanı geldiğinde hala bunu istiyor olursan... )

