11 Ocak 2010 Pazartesi

Anne, baba, Defne haftasonu keyfinde..

Bütün hafta boyunca ancak akşamdan akşama beraber olabildiğimiz ve evden dışarı pek çıkamadımız için haftasonları tüm vaktimizi Defne’ ye ayırıyoruz. Anne, baba, Defne bütün hafta sonu geziyoruz.

Klasik bir hafta sonu günümüz, sabah Defne’ nin saat 9 -10 gibi uyanması ile başlıyor. Defne ne kadar uyursa o kadar iyi özellikle benim için :) Bu esnada ben de bütün haftanın yorgunluğunu atmaya çalışıyorum uyuyarak. Defne uyandığı zaman çağırıyor bizi zaten yanına. Yatağında parmaklıklara tutunarak kalkmış ayağa, gözler uyumaktan şişmiş, vücut sıcacık pamuk gibi ( pamuk daha serttir herhalde) ve misss gibi kokarak uyanıyor küçük kuş.

Rutin sabah temizliği ( el-yüz yıkama, alt temizliği, kıyafet değişimi vs ) sonrası yarım saat kadar keyifli keyifli oynuyoruz kızımla. Bu esnada babamız genelde uyuyor oluyor. Defne, uykusunu aldığı için algılar son derece açık ve keyfi gayet yerinde yeni gösterdiğim herşeyi pür dikkat izliyor, Birkaç sefer gösterme sonrasında hemen yapmaya başlıyor. Akıllı kızım benim.


Daha sonra kahvaltı faslına geçiyoruz. Bu bölüm, her gün aynı şekilde olmuyor. Yani bir gün çok keyifli yaparken kahvaltısını, ertesi gün çok zorlayabiliyor beni. Kahvaltı sonrası 10 dakika daha oyun ( daha çok kitap okuma) sonrası tekrar güzellik uykusuna yatıyoruz. Daha emerken uykuya dalıyor minik kedi. Minimum bir saatlik bir uykusu var bu seansta. Bu esnada, biz de kahvaltımızı yapıyoruz, şanslıysak eğer, ( hemen uyanmazsa) bir bölüm dizi izliyoruz :) ve Defne’ nin yemeğini hazırlıyoruz.

Defne uyandığında saat 12-13’ ü gösteriyor oluyor. Defne’ nin bir sonraki uykusuna kadar en az 3-4 saatlik vaktimiz var demek oluyor bu. Öğle ve akşam yemeği ile, yoğurdunu çantamıza koyuyoruz, yedek kıyafet, bezleri ayarladıktan sonra atıyoruz kendimizi arabaya. Şansımıza birkaç haftadır hafta sonu hava çok güzel. Biz de Özgürlük Parkı’ nın yolunu tutuyoruz. Tertemiz bir hava var orada. Her taraf yeşil, etrafta kediler dolaşıyor, kuşlar uçuşuyor. Çok güzel bir ortam Defne için. Yolda giderken Defne genelde tekrar dalıyor uykuya ve Özgürlük Parkı’ na vardığımızda hala uyuyor oluyor. Arabaya biner binmez uyku ilacı almış gibi oluyor bizim kız. Kafa düşüyor öne, mışıl mışıl uyuyor küçük kuş :) Kafayı kaldırsak bir türlü kaldırmasak bir türlü. Sakin sakin uyandırmadan kaldırıyoruz artık napalım..


Arabada Defne’ nin uyanmasını bekliyoruz yaklaşık yarım saat kadar. Sonra başlıyoruz Özgürlük Parkı’ nın mis gibi havasını içimize çekmeye. Birkaç tur sonrası artık bizim bacaklarda güç kalmamış, Defne’ de arabada oturmaktan sıkılmış olduğu için, çocuk parkına gidip oturuyoruz. Defne henüz ayaklanmadığı için izlemekle yetiniyor ama içi gidiyor çocukların arasına karışmak için. Pür dikkat izliyor onları. Durmuyor kucağımızda atlayacak yanlarına ama izin vermiyor ki anne, baba :) Az kaldı kızım, birkaç ay sonra sen de başlayınca iyiden iyiye yürümeye, tutamayız zaten seni, girersin aralarına :)



Bu keyifli turun ardından Defne acıkmış oluyor. Bir güzel yiyoruz yemeğimizi . Sonra ya anneanneyi ziyarete gidiyoruz, ya başka bir yere dolaşmaya.

Tüm gün dışarıda olmanın tatlı yorgunluğu ve huzuru ile eve geldiğimizde, biraz kitap okumaca, anne- baba ile oyun ve sıcacık bir banyo sonrasına mışıııl mışıl bir uykuya dalıyoruz.

Keyifli bir haftasonu sonrası Pazar akşamları bir hüzün kaplıyor içimi. 3 gün boyunca 24 saat beraber olunca Pazartesi işe gidecek olmak ve ayrılmak çok zor kızımdan . Akşam yatış ritüeli esnasında bile özlemeye başlıyorum kızımı. Çalışan anne olmak böyle bir şey ne yapalım. Onun iyiliği, geleceği için diyerek avutuyorum kendimi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder