30 Ocak 2010 Cumartesi

Desteksiz uzuun süre ayakta durabiliyorum yaşasıın

Son iki haftadır desteksiz ayakta durmaya başladı artık küçük kuş. Önce birkaç saniye ile başladı, her geçen gün arttırdı süreyi. Artık neredeyse 5-10 dakika arası ayakta durabiliyoruz hiç bir destek almadan. O kadar da mutlu oluyor ki; hemen alkışlamaya başlıyor. Biz de alkışlayınca kahkahaya boğuluyor.

Tam güvenli olduğu ( hissettiği) hallerde tek bir adım atışı da cabası. Şimdilik daha fazlası yok ama eminim en kısa zamanda devamı gelecek. Oldukça gayretli çünkü minik prenses.

Ben de, Defne' nin sürekli ayakta durma çabalarını fırsat bilerek, uzun zamandır almayı istediğim, Çağla abla-Başak halanın tecrübeleri sonucu tavsiye ettikleri tümüyle doğal malzemeden BOBUX marka her tarafı deriden yapılmış sevimli mi sevimli ev ayakkabısı ( patiği ) aldım Defne' ye.
Normalde mümkün olduğunca çıplak ayak ya da çorap ile basması gerekli ayak gelişimi açısından. Ancak hava koşulları sebebiyle pek mümkün olmuyor malesef. Şu ana kadar aldığım tüm patikleri ise ayağından çıkarmakta üstüne yok Defne' nin. Ancak Bobux ayakkabılarını çok sevdi. Uyku saatleri harici hiç çıkarmaz oldu ayağından. Ben de her yönden içim rahat keyfini çıkarıyorum Defne' nin yürüme ( ye çalışma ) hallerinin.Çıplak ayak koşuşturacağı günleri ise yaza bırakıyorum.

29 Ocak 2010 Cuma

Huriye Teyze ve Yetkin Abi ( Dayı ) geldi bizeee...

Geçen hafta sonu,tam da Defne' nin kar ile tanıştığı gün, annenin teyzesi ve kuzeni ziyarete geldiler..

Defne uyuyordu geldiklerinde. Uyandığında acaba yabancılar mı dedik ama bizim kız hiç unutmamış teyzesi ve Yetkin abi abisi ( dayısı :) ) ni.

Havanın aşırı kar yağışlı olması sebebiyle, Cumartesi gününü evde geçirdik..Yetkin ile Defne hasret giderdiler. Birlikte çok güzel oynadılar. Yetkin uzuun uzun uğraştı "dayı" dedirtmek için :) ama sonunda muradına erdi galiba. .Galiba diyorum çünkü bir daha tekrarlamadı, sadece bir kez dayı dedi minik kedi.



Aşağıdaki fotoğrafı çeken babası. Herkes Defne' ye bakıyor, Defne' nin ise babasına sırtı dönük. Selçuk "Herkes bana baksın" dediği anda hoooop dönüveriyor Defne hanım ve anında poz veriyor..



Babası ile karları izledi küçük kuş. Henüz kar ile temas ettirmedik, biraz korktuk açıkçası üşür diye. Camdan izletmekle yetindik şimdilik. Ama "hadi Defne karları izlemeye gidelim" dediğimiz anda pencerenin önünde buldu kendini her seferinde. Karları işaret edip, "aaaaa" diye sevinç çığlıkları attı..

Meyve suyu

Defne son günlerde pek meyve yemiyor. Biz de meyvenin suyunu içirelim bari diye düşündük ve mandalina, portakal suyu sıkarak içirmeye başladık.

Bugün, meyve suyunu pipet ile vermeyi denemek istedim. Pigeon MagMag bardağına meyve suyunu koydum ve pipet başlığını taktım.

Önce anlayamadı ve yapamadı. Nasıl içeceğim dercesine şaşkın gözlerle baktı yüzüme. Bir iki kez nasıl içmesi gerektiğini gösterdiğimde, pipeti götürdü ağzına ve hüüüp çekti meyve suyunu :) Kısa bir şaşkınlık ve sonrasında bir şey daha başarmış olmanın mutluluğu. Hemen saldırdı birkez daha içmek için..

İyi oldu bu iş, bundan böyle pipet ile vereceğiz demekki meyve sularını küçük hanıma..

25 Ocak 2010 Pazartesi

Babasının kollarında uyuyan küçük melek..

Cumartesi günü Defne uyku konusunda oldukça inatçı idi. Zaten bu aralar genel bir tepkisi var özellikle gündüz uykusuna. Sabah erkenden uyanıyor, sonra da gün içinde uyumamak için direniyor. Genelde gün içinde 2 kez 1' er saat uyurdu. Bu ara bu süre 30 dakika ile 40 dakika arasında değişiyor.

Neyse efendim sonuç olarak Cumartesi daha bir tepkili idi uyumaya. Ne yaptıksak olmadı, sonunda babası aldı kucağına, geçen gün aldığım Yıldız İbrahimova' nın "Çocukça Şarkılar" CD'si eşliğinde oynamaya başladılar. Bir ara yanlarına bir gittim ki ne göreyim, bizim melek kafasını koymuş babasının omzuna, bir sağa bir sola sallanırken mışıııl mışıl dalmış uykuya. Yanak sarkmış, öyle tatlı idi ki anlatamam. Babamız da tabi bu güzelliğin mis gibi kokusunu içine çekiyor olmaktan son derece mutlu..

Şarkının sonuna gelince Defne açtı gözleri, beni aldı bir panik uykusunu açmamak için ama neyseki anında daldı tekrar uykuya..
Ben boşuna melek kızım demiyorum ona :)...

Defne anneanneye gider...

Ve yine yeni yeniden, başlar kurcalamaya sağı solu...
Bu ara televizyona merak sardı. Pür dikkat inceliyor, kurcalıyor. Açıp kapatmayı keşfetti artık. Hayır, olmaz dediğimizde bize dönüyor kafasını sağa sola sallıyor ama devam ediyor :)


21 Ocak 2010 Perşembe

Afacan Defne :)

Defne' yi artık beş dakika bile sabit tutmak mümkün değil. Sürekli bir hareket halinde. En çok da masa, sehpa altında dolaşmaya bayılıyor. Söze gerek yok, buyrun siz bakın afacanlığına...

Sehpanın atındayız tam o anda.... Ve DVD player' a erişebilmenin mutluluğunu yaşıyoruz...

Masanın altında bir ileri bir geri. Defne hanım kestirme yolu kullanıyor tabi. Biz geçemediğimiz için masanın altından bir o tarafa bir bu tarafa koşarken helak oluyoruz...

19 Ocak 2010 Salı

10.Ay

Defne bugün tam 10 ay 9 günlük oldu. Öyle hızlı büyüyor ki yetişemiyoruz hızına.
Peki hayatının 10. ayında Defne neler yapabiliyor?
*Koltuğun derisini yiyor :), saklayıp yemesini engellemeye çalıştığımızda sinirleniyor, "Ayyyy" diyerek elimizi çekiyor.
*Sehpaya, koltuğa, yatağa, masaya,... Kısacası boyunun elverdiği her yere tırmanıyor, tırmanmaya çalışıyor.
*Sehpanın, masanın altına girmekten çok keyif alıyor. Oraya girip yan gözle, muzip bir gülümseme ile bize bakıyor.
*Çekmece, dolap karıştırıyor. Ne bulursa çekip çıkarıyor.
*Mama sandalyesinde otururken ( kemeri bağlı bile olsa ) ayağa kalkıyor.
*Yürüme oyuncağına tutunarak ayağa kalkıp, koşarcasına hızlı adımlarla ilerliyor ( aferin kızıma :) )
*Yürüme oyuncağının top atma kısmına gayet başarılı bir şekilde atıyor topları. Diğer şekilleri de çoğunlukla atabiliyor. Tutturamadığı da oluyor tabi :)
*Halka geçirme oyuncağına doğru sıra ile diziyor halkaları..
*Yaramaz toplar oyuncağının önce açma kapama düğmesine basıyor, sonra önüne geçip çalıştırma butonuna basıp oynamaya başlıyor.
*Kumanda ile televizyonu açıyor. ( Halâ izletmiyoruz tabi televizyonu...)
*Çorabını giymeye çalışıyor (eline çorap alınca hemen ayağına götürüyor)
*Telefona “üüüüüüü” diyor ve telefon ile nasıl konuşulur ya da “aloooo” deyince elini kulağına götürüyor.
*”Anneye su içirir misin Defne” deyince gülerek, baş ve işaret parmağını birleştirip ağzıma doğru getiriyorve “hüüüp” yapıyor. Sonra da eliyle nefis hareketi yapıyor ( Bütün parmakları ortada birleştirip elini ileri-geri sallıyor)
*”Banyoda anne saçını nasıl yıkıyor kızım?” diye sorduğumda iki elini saçına götürüp ileri geri hareket ettiriyor.
*Fırçayı eline alınca saçını tarıyor ( zaman zaman fırçayı da yemeye çalışıyor :) ), ya da “saç nasıl taranır?” diye sorunca yine elini saçına götürüyor.
*”Cici yap hadi kızım” deyince küçücük elleri ile yanağımızı yumuşacık okşuyor. Kime cici yapmasını istersek ona yapıyor. ( anne deyince bana, baba deyince babasına, Hülyası deyince ciciannesine vs.)
*Öpüyor ( iki eli ile yüzümüzü sımsıkı tutup dudaklarını yanağımıza değdiriyor)
*El sallıyor ( sadece “el salla hadi Defne” demek bile yeterli ).
*Birisi kapıdan çıkarken üstünü giydiği anda “baş baaaş” yapıyor.
*Alkışlıyor, tel sarar yapıyor, “geel gel” yapıyor.
*Ne yaparsak anında taklit ediyor.
*Herhangi bir şeyin yerini sorduğumuzda eğer yerini bilmiyorsa ya da bulamadıysa yüzümüze bakıp ellerini iki yana açıyor ( yok anlamında). Zaten eğer biz “yok” dediysek de aynı hareketi yapıyor.
* “Babaanne ne yapıyor” diye sorunca işaret parmağını ileri geri sallıyor ( geçenlerde öyle yapmış babaannesi )
* Şarkı duyar duymaz ağzını kocaman açıp gülmeye başlıyor ve alkışlayarak poposu üzerinde oynuyor.
*”Kırmızı balık gölge” şarkısını duyunca iki elini birleştirip gülerek bir sağa bir sola sallıyor.
*“Defne anneyi ne kadar seviyor” diye sorunca ellerini açıp olabildiğince yukarı kaldırıyor. “Kocamaaaan” :).
*Gözünü, kulağını, burnunu, ağzını gösteriyor. “Dilin nerede” deyince dilini dışarı çıkarıyor, “dişin nerede” deyince de gülerek tavşan dişleri gösteriyor.
*Kıyafetlerin kollarını çıkardığımızda, kafasından kendisi çıkarıyor.
*Aynadaki görüntüsünü çok seviyor.
*Banyoya, masaja bayılıyor.
*Şaşırınca “aaaaaaa” diyor.
*Baba, mama, dede, meme, bebek, buuu (Su) diyor. Hepsini de doğru zamanda söylüyor. Artık karnı acıktığını anlıyoruz yani küçük hanımın :)
*Yapılmaması gereken bir şeyi yapmaya kalktığında, önce bize bakıp gülerek kafasını sağa sola sallıyor. ( Ben bu şekilde hayır diyorum da :) )
*Yerdeki en ufak şeyleri bile görüp ağzına atmaya çalışıyor.
*Sıcacık sarılıp kafasını omzuma koyuyor.
*"Eeller şap şap şap” dediğimiz anda elleri çırpmaya başlıyor.
*10-15 saniye hiç desteksiz ayakta duruyor.
*Destekli bir şekilde dakikalarca ayakta duruyor.
*Zaman zaman bir adım adıyor ( sadece 1 adım şimdilik :) ).
*Elektrik süpürgesinden korkuyor.
*Kendi kendine yemek yemeyi çok seviyor. ( Tabi her yeri batırıyor, yemeğinin yarısını yerler yiyor :))
*Ekmeğe bayılıyor.
* Sevdiği bir şey yerken "Naaam naaam" diye sesler çıkarıyor ( a' lar ince).
*İlk kez yediği şeylerde kaşları yukarı kaldırıp tadını iyice almak istiyor.
*Bir oyuncağını sakladığımızda hemen gidip buluyor. ( Hatta geçenlerde ayıcığını yastığın altına, kitabını koltuğun altına sakladım. “Ayıcık nerde” dediğimde yastığa,”kitap nerde” dediğimde ise koltuğa gidip buldu.
*Zaman zaman dışarıya çıkanların arkasından ağlıyor.
*Halâ ilk kez gördüğü şeyleri ağzına götürüyor.
*Kitap okumayı çok seviyor. ‘Dokun hisset” kitaplarda her sayfada önce dokunun olduğu kısma götürüyor elini.
*Saklambaç oynamayı çok seviyor. Babası saklandığı zaman onu bulmaktan çok keyif alıyor.
*Anneannesi ile oynamayı çok seviyor. Genelde kıkır kıkır gülüyor onunla oynarken. Benimle oynadığında böyle gülmezse kıskanıyorum doğrusu :).
*Anne dedesi ile, onların evindeki büyük aile fotoğrafımımıza bakmayı çok seviyor. Dedesi herkesi teker teker gösteriyor, sıra Defne’ ye gelince gülmeye başlıyor.
*Baba dedesini görünce dilini çıkarıyor. “Dedesi hep öyle yapıyor da Defne’ ye )
*”Tin tin tinimini hanım” şarkısını duyunca hemen kameraya bakıyor. ( babaannesi genelde webcam ile bağlı iken söylüyor çünkü bu şarkıyı)
*Koltuktan arka arkaya kendisi iniyor ( babası öğretti)
*"Uçak nasıl gidiyor" diye sorduğumızda, "vuvvvv" diyerek ellerini yukarı kaldırıyor ( ciciannesi öğretti. )
*Işıkları açıp kapatıyor.
*Sürekli lambaları gösteriyor. “lamba nerede Defne” diye sorduğumuzda eliyle işaret edip “Baaa” diyor. ( Daha ‘lam’ hecesini çıkaramıyor :) )
*Kucağımda iken hep yukarılara tırmanmak istiyor.
*Zaman zaman dayısından korkuyor :) (Sakallı olduğu ve siyah giydiği günler)
*Gece uykusu için yattığımızda önce biir güzel emiyor, sonra koynuma sokuluyor, dönüp dönüp yanağımı okşuyor, koluma yatıyor, ellerimi tutuyor, gülüyor, dudaklarını yanağıma dokunduruyor.. kısacası sevgisini ve mutluluğunu bana elinden geldiğince belli ediyor. Benim de içimin erimesine, mutluluk denizinde boğulmama sebep oluyor. Bu anlar gerçekten çok özel kızım ve benim için...
*Geceleri kucağımda uyumak istiyor. Kucağımda iken ve emerken mışıl mışıl uyuyor, yatağına yatırdığım anda feryadı basıyor. Yatağının yanında ona gülümseyerek saçını okşadığımda sakinleşip tekrar uyuyor, ara ara gözlerini açıp orada hemen yanında olduğumu görünce bana gülümsüyor ve tekrar uykuya dönüyor.
*Hiç yerinde durmuyor, annesini, babasını, Hülya teyzesini beş dakika oturtmuyor.
*Sürekli gülüyor.
*Her geçen gün yeni şeyler yapıp bizi şaşırtmaya, kendine hayran bırakmaya, aşık etmeye devam ediyor.
*Kısacası büyüyor güzel kızım ve büyüdükçe büyülemeye devam ediyor.

Babaanne ile dede ziyarete geldi

Geçen hafta babaanesi ile dedesi görmeye geldi kızımı. Çok keyifli birkaç gün geçirdik beraber. Anneanne ve dedenin de katılımı ile, kucaktan kucağa gezdi Defne hanım. Uykudan yeni uyanmış haliyle yakalandık kameraya...


Babası ile dedesi bir keyif yemek yedirdiler kızıma. Defne’ de bizimle birlikte sofraya oturuyor olmaktan çok mutlu idi.

Dedesi kızıma “Dede “ deme hediyesi olarak çok güzel yeşil bir elbise aldı. Defne’ de babaannesi ile poz verdi yeni elbisesini giyerek.

Bu arada, biraz geç oldu gerçi ama :), söz verdiğim gibi, işte Defne' nin tavşan dişli hali...

17 Ocak 2010 Pazar

Tuana' ya gittik yaşasııın

Geçen Cuma, ne zamandır Arzu ile konuşup da bir türlü yapamadığımız şeyi gerçekleştirdik, kızım ile birlikte, Tuana’ yla oynamaya gittik.

Yolun biraz uzun olmasından dolayı hafif de olsa endişem vardı açıkçası. Defne yolda sıkılır mı diye düşünmedim desem yalan olur. Ancak güzel kızım hiç üzmedi annesini, daha arabaya biner binmez uykuya bıraktı kendini ve site girişine kadar da uyanmadı.

Gittiğimizde Tuana uyuyordu, Defne hemen saldırdı Tuana’ nın oyuncaklarına. Hepsini teker teker tanıdı ( tabi ki ağzına alarak :)). Kısa bir süre sonra uyandı Tuana ve başladı iki melek birlikte oynamaya.


Haylazlıktan hiç geri kalmadılar, anneleri sürekli peşlerinde koşturdular...


Yemek saatiiiii... Tuana' nın mama sandalyesine el koyduk bir süreliğine. Umarım bize kızmamıştır Tuana :). Kızlar birbirlerinden görüp daha bir güzel yediler yemeklerini...


Çok keyifliydi onları izlemek ama iki arkadaş oturup da rahat rahat konuşamadık bir türlü meleklerin peşinde koşmaktan. Kızlar da çok iyi vakit geçirdiler. Zaman zaman oyuncakları paylaşamadıkları da oldu ama eminim birlikte daha çok vakit geçirdikçe, paylaşmanın anlamını da kavrayacaklar. Umarım onları bundan mahrum etmeyiz de daha sık biraraya getiriririz :)

Dönüş yolu da gidiş kadar rahat oldu. Saatlerce oynamanın verdiği tatlı yorgunlukla daha siteden çıkmadan uykuya daldı Defne.

11 Ocak 2010 Pazartesi

Anne, baba, Defne haftasonu keyfinde..

Bütün hafta boyunca ancak akşamdan akşama beraber olabildiğimiz ve evden dışarı pek çıkamadımız için haftasonları tüm vaktimizi Defne’ ye ayırıyoruz. Anne, baba, Defne bütün hafta sonu geziyoruz.

Klasik bir hafta sonu günümüz, sabah Defne’ nin saat 9 -10 gibi uyanması ile başlıyor. Defne ne kadar uyursa o kadar iyi özellikle benim için :) Bu esnada ben de bütün haftanın yorgunluğunu atmaya çalışıyorum uyuyarak. Defne uyandığı zaman çağırıyor bizi zaten yanına. Yatağında parmaklıklara tutunarak kalkmış ayağa, gözler uyumaktan şişmiş, vücut sıcacık pamuk gibi ( pamuk daha serttir herhalde) ve misss gibi kokarak uyanıyor küçük kuş.

Rutin sabah temizliği ( el-yüz yıkama, alt temizliği, kıyafet değişimi vs ) sonrası yarım saat kadar keyifli keyifli oynuyoruz kızımla. Bu esnada babamız genelde uyuyor oluyor. Defne, uykusunu aldığı için algılar son derece açık ve keyfi gayet yerinde yeni gösterdiğim herşeyi pür dikkat izliyor, Birkaç sefer gösterme sonrasında hemen yapmaya başlıyor. Akıllı kızım benim.


Daha sonra kahvaltı faslına geçiyoruz. Bu bölüm, her gün aynı şekilde olmuyor. Yani bir gün çok keyifli yaparken kahvaltısını, ertesi gün çok zorlayabiliyor beni. Kahvaltı sonrası 10 dakika daha oyun ( daha çok kitap okuma) sonrası tekrar güzellik uykusuna yatıyoruz. Daha emerken uykuya dalıyor minik kedi. Minimum bir saatlik bir uykusu var bu seansta. Bu esnada, biz de kahvaltımızı yapıyoruz, şanslıysak eğer, ( hemen uyanmazsa) bir bölüm dizi izliyoruz :) ve Defne’ nin yemeğini hazırlıyoruz.

Defne uyandığında saat 12-13’ ü gösteriyor oluyor. Defne’ nin bir sonraki uykusuna kadar en az 3-4 saatlik vaktimiz var demek oluyor bu. Öğle ve akşam yemeği ile, yoğurdunu çantamıza koyuyoruz, yedek kıyafet, bezleri ayarladıktan sonra atıyoruz kendimizi arabaya. Şansımıza birkaç haftadır hafta sonu hava çok güzel. Biz de Özgürlük Parkı’ nın yolunu tutuyoruz. Tertemiz bir hava var orada. Her taraf yeşil, etrafta kediler dolaşıyor, kuşlar uçuşuyor. Çok güzel bir ortam Defne için. Yolda giderken Defne genelde tekrar dalıyor uykuya ve Özgürlük Parkı’ na vardığımızda hala uyuyor oluyor. Arabaya biner binmez uyku ilacı almış gibi oluyor bizim kız. Kafa düşüyor öne, mışıl mışıl uyuyor küçük kuş :) Kafayı kaldırsak bir türlü kaldırmasak bir türlü. Sakin sakin uyandırmadan kaldırıyoruz artık napalım..


Arabada Defne’ nin uyanmasını bekliyoruz yaklaşık yarım saat kadar. Sonra başlıyoruz Özgürlük Parkı’ nın mis gibi havasını içimize çekmeye. Birkaç tur sonrası artık bizim bacaklarda güç kalmamış, Defne’ de arabada oturmaktan sıkılmış olduğu için, çocuk parkına gidip oturuyoruz. Defne henüz ayaklanmadığı için izlemekle yetiniyor ama içi gidiyor çocukların arasına karışmak için. Pür dikkat izliyor onları. Durmuyor kucağımızda atlayacak yanlarına ama izin vermiyor ki anne, baba :) Az kaldı kızım, birkaç ay sonra sen de başlayınca iyiden iyiye yürümeye, tutamayız zaten seni, girersin aralarına :)



Bu keyifli turun ardından Defne acıkmış oluyor. Bir güzel yiyoruz yemeğimizi . Sonra ya anneanneyi ziyarete gidiyoruz, ya başka bir yere dolaşmaya.

Tüm gün dışarıda olmanın tatlı yorgunluğu ve huzuru ile eve geldiğimizde, biraz kitap okumaca, anne- baba ile oyun ve sıcacık bir banyo sonrasına mışıııl mışıl bir uykuya dalıyoruz.

Keyifli bir haftasonu sonrası Pazar akşamları bir hüzün kaplıyor içimi. 3 gün boyunca 24 saat beraber olunca Pazartesi işe gidecek olmak ve ayrılmak çok zor kızımdan . Akşam yatış ritüeli esnasında bile özlemeye başlıyorum kızımı. Çalışan anne olmak böyle bir şey ne yapalım. Onun iyiliği, geleceği için diyerek avutuyorum kendimi...

Çayla ablaya ziyaret

Haftasonu Çağla ablayı ziyarete gittik. Defne ve Çağla özlemişler birbirlerini. Birlikte kitap okudular, oyuncaklarla oynadılar, Çağla ablanın masasında karşılıklı oturarak kart oyunu oynadılar :) Bizim kız da büyümüş de küçülmüş. Sanki kırk yıldır oturuyor masada. Oturuşa, babasının kucağında kitap okuyuşa bakar mısınız küçük hanımda..
Birbirlerine girmemeleri için her zaman bir arabulucu olması gerekti yanlarında. Biraz daha büyüsünler ayrılmayacaklar birbirlerinden biliyorum ama bu aralar biraz sıkıntı yaşayacağız sanırsam :)

Bu arada Defne, Çağla’ ya bebekliğini hatırlattı. Defne emekledikçe Çağla emekledi, Defne ağzına aldıkça Çağla tadına baktı oyuncakların :)



5 Ocak 2010 Salı

Noel Anne ( Noel Bebe ) Defne :)

Bu yılbaşının bizim için ayrı bir anlamı vardı. Bitaneciğimiz ile ilk yılbaşı idi çünkü. Gerçi Defne saat 12' ye kadar dayanamadı, saat 10' da yenik düştü uykuya ama olsun. Onun içeride olduğunu, mışıl mışıl uyuduğunu biliyorduk ya, bize o yeter :)

Bir baktık evimize Noel anne ( Noel bebe :) ) gelmiş. Hediyelerimiz dağıttı teker teker. Sonra kucaktan kucağa gezdi, gülücükler dağıttı...







Anneannesi kendi elleriyle bez bebek yapmış kızıma. Hem de yüzü Defne' nin yüzü olacak şekilde. Defne çok sevdi yeni bebeğini elinden düşürmedi.

İlk adım :)

Tarih: 3 Ocak 2010. Günlerden Pazar. Defne tam 9 ay 24 günlük. Veee Defne ilk adımını attı. Tek bir adım, sonra bıraktı kendini babasının kollarına ama o adımı attı işte :)
Ne büyük mutluluk. İfade edilemiyor....