25 Aralık 2009 Cuma

SEÇMELER - 4

Şeker kız Candy, yine çok tatlı. Ne dersiniz, ayakta güzel durabiliyor muyum? :)




Anneannesinin elinden su içmeye bayılıyor Defne

Sanki çok dişi varmış gibi :), yengesinin aldığı diş fırçasını elinden düşürmüyor Defne :)


Babam yarın işe hangi pantalonu giyse acaba?
uykudan yeni uyanan Defne, henüz toparlanamadan annesi tarafından görüntülenmekten kurtulamadı :)

CİCİANNEYİ ZİYARET

Geçen hafta Defne ciciannesinin elini öpmek istedi, biz de minik kedi ile birlikte ciciannesini ziyarete gittik.

Defne orada Esra ablasının oyuncak arabasına el koydu. Umarım Esra ablası kızmamıştır küçük kuşa büyükbabasının hediye ettiği arabayla oynadığı için :)

16 Aralık 2009 Çarşamba

9.AY BESLENME DÜZENİMİZ....

Bu ay, menümüze balık, tavuk eti ve köfte de eklendi. Denemeler oldukça başarılı :) , küçük hanım zaten bir süredir herşeyi kendisi yemek istiyor, köfte ve balık için bu oldukça kolaylık oldu bize. Küçük küçük parçalar halinde mama sandalyesinin tepsisine koyuyoruz, bizim kız “naaam naaam” sesleri eşliğinde silip süpürüyor ortalığı :)

Köfteyi, baharat olarak sadece kimyon koyarak yapıyoruz. Tuz ve karabiber kullanılmıyor tabiki. Diğer malzemeler aynı; kıyma, ekmek, soğan, maydanoz. İyice yoğurduktan sonra içini iyice pişirerek veriyoruz küçük hanıma.

Haftada 3 kez balık önerdi doktorumuz. Mevsim balıklarından herhangi biri olabilir, ama somonu ayrıca tavsiye etti. İlk balık denememiz tekir buğulama :), zaten tekirin tadına alışkın Defne :), hamile iken en çok ( hatta belki de tek ) yediğim balık tekir idi. Haftada en az 3 gün minimum 1 kilo tekir yediğim için mi bu kadar kıpır kıpır balık gibi benim güzel kızım yoksa :) Hiç yadırgamadı, sanki uzunca bir süredir balık yiyormuş gibi afiyetle yedi tekirini.

Ceviz, fındık, badem ezilerek kahvaltısına ( veya meyvesine) karıştırılıyor. Buna da pek itiraz etmedi, sevdi tatlarını...Özellikle ceviz beyin gelişimi açısından oldukça önemli. Bolca yedirmeli Defne’ ye...

Artık bal, şeker, tuz ve inek sütü hariç herşey yiyebiliyor (mevsim meyve, sebzesi olmak kaydı ile) , hatta mümkün olduğunca farklı lezzetler tattırıyorum ve bunları elimden geldiğince teker teker yapmaya çalışıyorum ki ileride sıkıntı yaşamayalım. ( Kahvaltıda yumurtanın sarısını önceden yediriyorum mesela birgün. Ertesi gün peyniri tek başına tattırıyorum vs. )

Meyveyi püre halinde yemektense, direk elden yemeyi tercih ediyor. Bu aralar favori meyveler portakal ve mandalina. Muz da fena değil ama elma, armut pek yememeye başladı. Her gün değişiyor yemek zevki. Örneğin geçen ay en zor öğün yoğurt iken bu ay 180 derece dönüş yaptı bayıla bayıla yaklaşık 150 cc yoğurt yiyor. Hem de öyle güzel yiyor ki anlatmamam :)

Suya da alıştı oldukça. “buuuu buuuu” dediği anda yetiştiriyoruz suyu güzel kızıma. Kana kana içiyor suyu, onu da bardaktan içmeyi daha çok seviyor.

Yemek yemeyi istemediği anda kaşığı kendi eline tutturuyorum, bizimki bir keyif, hemen açıyor minik ağzını, götürüyor kaşığı ağzına. Bir şeyi kendi başarması ona ayrı bir mutuluk yaşatıyor..

Bütün bunların yanında emmeye devam tabi. Hatta Defne için en keyifli dakikalar bu anlarda başlıyor. Günde ortalama 500-600 cc civarı anne sütü alıyor. Anne sütü artık beslenmesinde ikinci planda olduğu için önce diğer besinler ile karnını doyurup, çoğunlukla uyku öncesi emziriyorum ancak ne kadar tok olursa olsun bayıla bayıla emmesi ( maşallah kızıma :) ) beni ayrı bir mutlu ediyor. Umarım daha uzuuun aylar devam eder emmeye..

9 aylık oldu güzel kızım, azar azar kabak, patates, havuç günlerinden herşeyi yemeye başladığı günlere terfi ettik i. Ona yemek yedirmek çok büyük bir mutluluk, ama sanırım her anne gibi, acaba yeterince doyuyor mu, yeterince dengeli besleniyor mu endişesini yaşamaya hep devam edeceğim. Olaya dışarıdan bakınca, oldukça dengeli besleniyor ama annelik işte :)

9. AY DOKTOR KONTROLÜ

Yaklaşık üç hafta önce Defne İYE olmuştu. Hiçbir şikayet yokken gece aniden oldukça yüksek ateş çıktı ( 40.7 !!!) Hemen doktoru aradık ve hastaneye gittik. Ancak özellikle kız çocuklarında en sık rastlanan hastalık olmasına rağmen, doktorumuz bu durumu yakalayamadı. Hele bu aralar grip salgını çok gündemde olduğu için Defne’ nin de gripten ötürü ateşlendiğini düşündü ve herhangi başka bir tetkik yapma ihtiyacı hissetmedi. Ancak benim içim rahat etmedi ve idrar-kan tahlili yaptırdım. Tahlil sonucu İYE olduğu tespit edildi, gerekli antibiyotik tedavisi uygulandı ve çok şükür kızım iyileşti. Ateş sadece 1 gün sürdü ve bu arada başka hiçbir şikayeti de yoktu, gayet keyfi yerinde bile denebilirdi. Ancak tabi bizi oldukça endişelendirdi ve ne olur ne olmaz diye 2-3 gece başında nöbet tutmamıza sebep oldu.

Dediğim gibi doktor İYE’ yi aklına bile getiremediği için, biz de artık doktoru değiştirmenin vaktinin geldiğini düşündük. Sonuçta rutin kontrollerde boy-kilosuna bakmak, genel sağlık durumunu kontrol etmek hemen hemen her doktorun yapabileceği şeyler. Önemli olan ( umarım bir daha hiç gerçekleşmez ama ) hastalık durumunda doktorun doğru ve yerinde tespitler yapabilmesi. Bu gittiğimiz 3. doktor oldu. Umarım sonuncu olur...

Sonuç olarak, 9. Ay rutin kontrolümüz için Dr. Affsane Hanım’ ın yolunu tuttuk. Defne iyi bir iletişim kurdu Affsane Hanım ile. Rutin kontrollerde hiçbir soruna rastlanmadı, çok şükür herşey gayet yolunda. Bu ay içinde yapabildiklerini anlattık Affsane Hanım’ a oldukça iyi buldu. Maşallah diyeyim :), kızım hem fiziksel, hem de sosyal gelişimi açısından oldukça iyi gidiyor. Yemeğine de yeniler eklendi, ileMetin Rengirde daha detaylı anlatacağım...
Metin Rengi
Boy 75 cm, kilo 9700 gr olmuş. Kız çocuklara göre boy persantili 97, kilo persantili 90’ da ilerlemeye devam ediyor.

Persantil nedir?

Persentil değeri ile bebeğinizin yaşıtları arasında 100 kişi içinde sıralama yapılırsa boy ve kilosuna göre sıralamadaki yerini saptamaktadır.
Persentiller, belli bir yaş grubundaki kız ve erkek çocuklarının kilo ve boy dağılımını gösterir. Örneğin; eğer 3 aylık bir kız bebeğin ağırlığı 35. persentile denk geliyorsa, kilosu o yaştaki kız çocuklarının %35’inden fazla, %65'inden ise daha
az demektir.
50. persentil değeri orta değerdir. Çocuklara ait boy değerlerinin %50 si bu değerin üzerinde, %50 si bu değerin altındadır. Bu değere "standart değer" adı verilir.


Bir sonraki kontrol 1 yaşında. Aman allahım, büyüdü Defne...Artık "1 YAŞ" lafı kullanılmaya başlandı...

PS. Bu arada kız çocuklarda idrar tahlili yapmak ne kadar da zormuş :), güzeelce bir temizlik yapıldıktan sonra steril torba yapıştırılıyor ve bekleniyor çişini yapması. Ancak çoğu zaman ( aynı gece 4 kez başımıza geldi :) ), poşet kayıyor ve beze yapıyor küçük hanım çişini. Ah bir durduğu yerde dursa belki daha rahat alacağız ama mümkün mü Defne’ nin sabit kalması, illaki zıplayacak, illaki hareket edecek...

2 Aralık 2009 Çarşamba

ARABA KOLTUĞUNA TERFİ

Küçük hanım büyüdü de artık arabada seyahat ederken ana kucağında değil, araba koltuğunda oturmaya başladı. İlk oturuşundaki yüz ifadesi de çok hoştu yani. Gayet ciddi bir edayla, ben artık büyüdüm dercesine süzdü etrafı. Ama hemen ardından gülücükler atmaya başladı. Zaten bir süre sonra da uykuya daldı.


Bu arada üzerimizdeki kazağında bir özelliği var. Seneleeer önce aynı kazaktan güzel kızımın babasında da varmış. Sevgili Nurgül halamıza bize bu kazağı ördüğü için tekrar teşekkür ederiz.

DEFNE’ NIN YENI OYUNCAKLARI

Güzel kızıma dayısı yeni bir oyuncak almış. 4 farklı renkli teletubby, bir iple bağlı şekilde bir trenin arkasında ikişer ikişer duruyorlar. Treni çekince teletubby ler hızla hareket ediyor. Defne ilk gördüğünde oldukça korktu, ama uzuuun bir mücadele ile eline almayı başardı. Sonrasındaki mutluluğu da inanılmaz. Azimle uğraştı, çabaladı ama sonunda eline almayı başardı. Bu kadar hırslı, azimli ve cesur oluşu çok hoşuma gitti doğrusu.

Bir kere aline aldıktan ve tadına baktıktan :) sonra kaynaştık artık oyuncakla.


Erkan amcası ve Sibel teyzesi, kızıma playskool yaramaz toplar oyuncağını hediye etti. Defne bayıldı o topların müzik eşliğinde hareket etmesine.

ANNENİN DOĞUM GÜNÜ

6 Kasım benim doğum günümdü. Kızımla kutlayacağım ilk doğum günü olması sebebiyle ayrı önemi vardı benim için. Bana bir süpriz yapmışlar. Akşam, annem, babam, arkadaşlarımız Gözde ve Bahadır ile tabi ki Selçuk ve güzel kızım hep beraber yemek yedik. Çok güzel, çok özel bir gündü benim için.

İyiki doğmuşum da seni doğurmuşum güzel kızım :)



Doğum günümde üç kuşak yanyana olmanın da keyfi bir başka idi.

DİŞ BUĞDAYIMIZ

Biliyorum uzun zaman oldu, bir türlü fırsat bulup da yazamadım diş buğdayı törenini. Oysa ilk dişler çıktıktan hemen bir hafta sonra yaptık kızımın diş buğdayını.

İkramlar hazırlandı, buğday kaynatıldı ve en önemli kişi Defne kuş yerini aldı masada..


23 Kasım 2009 Pazartesi

8. AY GELİŞİMLERİ

Bu ay içinde Defne artık ayağa kalkmakla yetinmez oldu. Bulduğu ilk yerden destek alarak sıralamaya başladı. Üstelik bunu yaparken de çok keyif alıyor.Tek elini bırakıp, sadece bir elle tutunarak ayakta durmaya çalışıyor. Bunu da oldukça iyi başarıyor hani. Dakikalarca bu şekilde durabiliyor. Hatta zaman zaman iki elini de bırakmayı deniyor ama hooop düşüveriyor :)

Şarkılar söylediğimizde kafasını bir sağa bir sola sallayıp gülerek ve hatta poposu üstünde hoplayarak bize eşlik ediyor. Hoplamak demişken, en sevdiği şey de “hoppala hoppala hoppalaaaa” dediğimiz anda iki ayağı üzerinde hoplamak. Öyle de keyif alıyor ki anlatamam..
Tam gaz emeklemeye devam. Hem de ne emeklemek, bir yerde bıraktığımızda anında başka bir yerde buluveriyoruz küçük hanımı..
Geçenlerde yanyana yattık kızımla, onun işaret parmağını alarak, “bak bu annenin burnu, bu Defne’ nin burnu” diye birkaç kez gösterdim. Ondan sonra “Annenin burnu nerde?” diye sorduğumda hemen dönüp benim burnuma yumuşacık dokunuyor.

Evden birisi giderken ya da Defne ayrılırken “baş baaaaaş” yapıyoruz artık. Önce kimin kucağındaysa onun yüzüne bakıyor sonra da el yumruk yapılarak hafif hafif güzel kafasına ( ve tabi ki gülerek ) dokunduruluyor.
Alkışlamaktan da çok keyif alır oldu. İki minik el yavaş yavaş birbiriyle kavuşuyoor , gülerek ve kafa sallanarak hızlı hızlı alkış yapılmaya başlanıyor.

Geçen ay aldığım diş görme hediyesi oyuncakta, top atma yerleri vardı. Defne bir-iki gösterme sonrası hemen keşfetti, topu eline alıp ( tabi önce ağzına götürdükten sonra :)), atması gereken yere uzanıp bırakıyor. Hemen arkasından da aşağıdan topun çıkışını kontrol ediyor.

Çoook tatlı çoook benim güzel kızım....

17 Kasım 2009 Salı

DEFNE MUZURLUK PEŞİNDE..

Bu ara haylazlıkları üst seviyeye çıkardı Defne. Dün akşam Selçuk ile birlikte mutfaktaydık, tabi Defne' de mama sandalyesinde yanımızda. Mama sandalyesi, masanın hemen yanında duruyor. Ben patates kızartması yapmak üzere patatesleri hazırlayıp masanın ortasına bıraktım. birkaç dakika içnde Defne' den "nam naaam nam" ( a' lar ince :) ) şeklinde sesler gelmeye başladı. Selçuk' a "Yemek yerken çıkardığı sesleri çıkarmaya başladı" derkeeeen arkamı dönünce ne göreyim, Defne hanım masa örtüsünü çekerek patatesleri kendine yaklaştırmış ve içinden bir tane alarak keyifli keyifli kemiriyor :) Ve bunu o kadar kısa bir süre içinde yapmış ki inanmak çok zor.. Çok tatlı görünüyordu , tabi kahkahaya boğdu beni.

Biliyorum bunlar daha başlangıç. Bakalım ilerleyen günlerde daha nelerle karşılaşacağız :)

15 Kasım 2009 Pazar

DEFNE NIN BILGISAYARDAKI ILK KELIMESI

Kelime denir mi bilinmez, Defne nin bilgisayarda yazdığı ilk harf grubu demek daha doğru olacak :) Annesi çalışırken hiç bırakmıyor bu ara. İllaki o da dahil olmalı olaya :)

" RFDD-*KL"

Bu arada dakika bir gol bir bugün elini laptopuma uzattı, "w" karakterini tuttuğu gibi yerinden çıkarttıııı ve gülerek ayrıldı yanımdan :) Bakalım daha ne haylazlıklar yapacak minik kedim ilerleyen zamanlarda...

27 Ekim 2009 Salı

DİŞ GÖRME HEDİYESİ

Dişi ilk gören hediye alırmış ya hani :), ben de aldım hemen güzel kızımın hediyesini.
Bu aralar sürekli ayağa kalkma çabasında. Ben de hem ayakta durmasına yardımcı olacak, hem de otururken keyifle oynayacağı bir oyuncak aldım. Chicco Baby Steps Activity Walker.
Oldukça fonksiyonel bir oyuncak. Hareket ve el becerileri gelişimine oldukça destek olabilecek şekilde tasarlanmış. Otururken oynayabileceği bölümde, bir kaç farklı renkte top üstteki delikten atılıyor ve her ki taraftaki ışıklar yanıp sönerken melodik sesler çıkarıyor. Ayrıca ön taraftaki turuncu bölüme, farklı şekilleri atabiliyor. Sağ ve solundaki kısımlara vurarak ışıkları ve sesleri aktif hale gelebiliyor. Oyuncağa tutunup yürümeye başladığında ise yine sesler ve ışıklar aktifleşiyor

Şu ara sadece otururken oynayacağı kısmını kullanıyoruz çünkü oyuncağı sürerken adım atması gerekiyor ki şu an için oldukça ileri bir aşama. O yüzden bu konuda zorlamıyoruz Defne’ yi. Ancak oyuncağın tekerlek kısımları kilitlenebiliyor. Böylece ayakta tutunarak durabiliyor.

Her yeni şeyde yaptığı gibi, yine tabi olabilecek tüm parçalar ağza gitti. Toplar büyük olduğu için kocaman açması gerekti kızım ağzını :)


Bu arada ilk kez toka taktım nasıl yakışmış mı? :)

İLK DİŞ( LER ) İMİZ PATLADI :)

Son günlerde sık sık kontrol eder olmuştuk. Alt dişler kaparmış, kaparmak ne kelime koca iki tepecik oluşturmuş durumdaydı zaten. Ve 22 Ekim Perşembe akşamı yani Defne tam 7 ay 12 günlükken muradımıza erdiiiiik.

Anneanne, dedeyi ziyarete gitmiştik. Babası ile dedesi kızımla oynarken bizde anneannesi ile birlikte arka odadaydık Birden Selçuk “Aaaaa dişi çıkmış” diye bağırdı. Tabi elimde ne varsa hemen bırakıp koştum. Hemen parmağımı sürttüm veeeeee eveeeet, minik keskin noktayı hissettim. Minik kuzumun dişi çıkmıştı nihayet. Sevinç çığlığı attım hemen. Çok heyecan verici, duygu verici bir olay. Bunu ancak anne olan anlar herhalde. 7,5 ay önce karnımdaydı ve şimdi ilk dişini çıkarıyor. Miniğime sarıldım ve gözümden yaş gelmeye başladı. Babası ise şaşkın, çünkü sadece beni kandırmak için dişi çıktı demiş ( ya da bana öyle dedi :), çünkü dişini ilk gören olma gibi bir takıntım vardı ), gerçekten çıktığını görünce ne yapacağını bilemedi.. Hemen ağzını açtırma çalışmaları başladı tabi, güldürmek için dördümüz karşısında ne yapacağımızı bilemedik ve minik kuşun kahkahasıyla tavşan diş ( aslında sadece dişin ufacık bir kısmı) göründü. Sol alt diş. Öyle tatlı ki anlatamam. Ufacık beyaz bir nokta. Ama sağ alt da oldukça kaparmış durumdaydı o gün. Zaten hemen ertesi gün o da göründü. Henüz dişi ile fotoğraf koyamıyorum çünükü makine ile belli olmayacak kadar ufak. Ama ilk fırsatta kızımın dişli hali ile tanıştıracağım sizi...

DEFNE KUŞUN MENÜSÜ

Yemek süreci oldukça dikkat özen gerektiğinden çok heyecanlı bir süreç. Bu yüzden yemek konusunu biraz daha detaylı anlatmak istiyorum.
Kahvaltıda anne sütü içerisine, tahıl karışımı veya tam buğday ekmeği ile, 1 tatlı kaşığı tuzunu almak üzere suda bekletilmiş keçi peyniri, bir çay kaşığı tereyağı ile 1 tatlı kaşığı pekmez veriliyor. 8. Aydan itibaren bunlara, başlangıç olarak ¼ sonra arttırarak en son 1 iyi pişmiş yumurta sarısı ile suda bekletilmiş siyah zeytin ilave edeceğiz. Ancak tabi teori her zaman pratiğe uymuyor. Defne, pekmez yoğun olunca kahvaltısını beğenmedi, ben de pekmezi biraz daha az vererek alıştırıyorum şu anda. Yavaş yavaş arttırarak gerekli miktara ulaşacağız, önemli olan Defne kuşu kahvaltıdan soğutmamak :)

Öğle öğünümüz sebze üzerine kurulu. En az bir kırmızı, bir yeşil, bir beyaz sebze içerecek şekilde çorbamızı şekillendiriyoruz, içine pirinç, mercimek, bulgurdan, irmik birisi ilave ederek, en son 50 gr kuzu eti ile tatlandırıyoruz. Zeytinyağı ilave etmek de unutulmayacak. Patlıcan haricinde yasak bir sebze yok. Hepsinin alerjen etkisi teker teker gözleniyor ve her zaman mevsim sebzesi veriliyor küçük kuşa. Tabi ki yemek günlük pişiyor. En sevdiği öğün sebze öğünü Defne’ nin, genelde şikayet etmeden yediği tek öğün. Ara öğünümüzde meyve ve/veya yoğurt var. Yine mevsim meyvelerini cam rendeden geçirip istersek sade, istersek yoğurt ile karıştırarak veriyoruz. 8. Ayda turunçgilleri oldukça kontrollü bir şekilde ilave edeceğiz meyve menümüze.
Yoğurt ile hiç aramız yok, ağzına yoğurt tadı geldiği anda bırakıyor yemeyi. Biz de azar azar veriyoruz bıktırmamak için. Meyveleri de genelde kokteyl halinde veriyoruz. Bu aralar favorimiz yarım elma ve yarım armut. Yoğurt sonrası savaştan çıkmış gibi oluyoruz.


Akşam öğünü ise tahıl karışımını anne sütü ile vermek şeklinde. Ancak ben ilaveten biraz daha sebze veriyorum akşam.
Tabi aralarda mümkün olduğunca anne sütüne devam..

Suyla pek aramız yok. Bardağı görünce süt olduğunu sanarak saldırıyor ancak suyun tadını alınca çıkarıyor hemen. Ben de alıştırmak için, piegon magmag bardağının içine su koyup oynaması için eline veriyorum. Kendisi tutabildiği için mutlu oluyor, ağzına kendisi götürüyor ve böylelikle birkaç damla da olsa içiyor. Hatta alıştırma bardağı başlıpı kullanmadan direk bardaktan içmekten çok daha fazla keyif alıyor. Ancak her taraf sırılsıklam oluyor tabi ki :)
Çok keyifli ama bir o kadar da yorucu Defne’ ye yemek yedirmek. Çoğu zaman güzel yese de zaman zaman ağız kilitleniyor. O zaman bir şey yedirmek mümkün değil. Ancak keyifle yemek yediği anlar apayrı bir mutluluk oluyor bizim için.

7. AY DOKTOR KONTROLÜMÜZ

7. ay kontrolü ile Doktor teyze ziyaretlerimizi ayda birden iki ayda bire düşüreceğiz. Bir sonraki ziyaretimiz 9. Ayda olacak.

Füsun Hanım, yine rutin kontrollerini yaptı ve Defne kızın gelişimini çok iyi buldu. Maşallah kızım hem fiziksel hem de aktivite gelişimde, ileri bir aşama gösteriyor.

Bu ayki ziyaretimiz sonrası kahvaltılara ve sebze yemeklerinde kuzu eti ilave etmeye başladık. Gıdalar ile ilgili detayları daha sonra paylaşacağım...

Bu ayki kontrol sonrası Defne kuş 8730gr ve 74 cm olmuş.

7.AY GELİŞİMLERİ

Zaman ne çabuk geçiyor. Sanki daha dün doğmuş gibi ama Defne 7 aylık oldu bile..Her geçen gün de serpilmeye devam ediyor.

Emekleme işleri tam gaz :)


Çoğu zaman gayet hızlı bir şekilde emekliyor ancak çok çabuk sıkılıyor hemen ayağa kalkmak
istiyor. Ellerinin ve ayaklarının üzerinde bir duruşu ( köprü kuruşu :) ) var ki görmeye değer .
Tabi yorulduğu da oluyor

Bu ay içindeki en önemli gelişme ayaklanması oldu. Biraz sabırsız davranıyor bizim kız.Destek bulduğu anda ayağa kalkıyor. Geçenlerde gece uyuması için yatağına yatırdım. Bir ara ses gelmeye başladı içerden gidip yanına uyumasına yardımcı olayım dedim. Odasına girdiğimde bir şok yaşadım. Artık ayağa kalkmaya başladığı için yatağının parmaklıklarını yükseltmiştik. Odasına gittiğimde Defne ile göz göze geldim! Yatağının yan korumalarına tutunarak ayağa kalkmış, ağzını parmaklığa dayamış boncuk boncuk bana bakıyor, tabi beni görünce sevinçten ellerini bıraktı ve hooooooop yatağın içine düştü :) Tekrar yatağına yatırdığımda aynı şeyi bu kez gözümün önünde yaptı. O kadar seri bir şekilde ayağa kalkıyor ki inanamadım. 1-2 saniye içinde önce dizlerinin sonra ayaklarının üzerinde kalkıyor... Maşallah kızıma benim :) Hatta artık her an ayakta. Yatakta yatıramaz, uyutamaz olduk minik kediyi. Çok da keyif alıyor çevreye farklı bir açıdan bakarken


Bu aralar “baba” diyor. Hem de öyle tatlı diyor ki :) Baaa ba, baaa ba, babababababa şeklinde sürüp gidiyor. Tabi babası bu işe bayılıyor. Aslında ikimizde farkındayız henüz bilinçli baba demediğini ama çok hoşumuza gidiyor.

Çıkardığı sesler de değişiyor gün be gün. “ ebbbüüüüü, ayyyyyy, day day, heeeeeeey , eeeeeyyyy" bu aralar favori seslerimiz...Bir de çığlık atması var tabi. Tüm siste inliyor Defne' nin çığlığıyla :)

Sevindiğini, korktuğunu, heyecanlandığını yani kısacası tepkilerini çok güzel ifade edebiliyor mimikler ve seslerle..

Yemek yerken ki hali çok güzel. Mama sandalyesine oturup hele de önlük bağlandığında başlıyor “mam mam mam” heceleri. Yemek boyunca da devam ediyor. Her yeni kaşık “haaaam” sesleri eşliğinde minik dudaklara kavuşuyor. Yemek bittiğinde de önlüğü götürüyor ağzına döküldenleri yemek için :) Tabi her zaman böyle güzel gitmiyor yeme seansları. Bazen ağzı bir kilitliyor, bir şey yedirebilene aşkolsun. Ağzının içine bir şey girmesi mümkün değil.

Kucağımıza alırken de “hoooooop” diyerek açıyor elleri bir an önce almamız için :)

Çok da oyuncuyuz... Mama sandalyesinde otururken kafasını arkaya yaslıyor, birden tekrar çıkarıyor, ceee e oynuyor bizimle :)

Her hali öyle güzel ki, anlatmakla bitmez, yaşamaya doyulmaz....

SİBEL TEYZE ile ERKAN ABİ BİZE GELDİ...

Annemle babamın arkadaşları Sibel abla ile Erkan abi bize geldiler, Ben de tabi yine kucaktan inmedim...


TUANA İLE KEYİFLİ KAHVALTI

Anne ve babanın arkadaşları Esen abla ve Serdar abi, İzmir’ den geldiler. Fırsattan istifade anne, babanın üniversite arkadaşları bir araya geldi, Biz de Tuana ile birlikte olmaktan çok mutlu olduk