20 Mart 2012 Salı

Okulundan görüntüler

Joyfull house, Regilio Emillia eğitim yöntemini kullanarak yürütüyor faaliyetlerini.

Kısaca bilgi vermek gerekirse Regilio Emilia’ dan, Bu yaklaşıma göre çocuklar hayatın anlamıyla ilgili cevaplar aramaktadırlar. Onlara cevabı vermek için acele etmemek, onun yerine cevabı kendilerinini bulması için teşvik etmek gereklidir. Erken çocukluk eğitiminde yapılması gereken, çocuklara gelişimlerini destekleyici ve ilerlemelerini teşvik edici bir ortam yaratabilmek ve kendi fikirlerinin gelişmesine fırsat tanımaktır. Çocukların sayısız yaratıcı, entellektüel ve iletişimsel potensiyelleri vardır ve her birine saygı gösterilmelidir. Çocuklar teoriler geliştiren, bilgi üreten, gözlem yapan, aktif deneyimler edinen, sosyal, duygusal ve zihinsel yönden farklı kaynaklara sahip olan kişilerdir.
Reggio Emilia yaklaşımında, çocuklara somut yaşantılar sunulur, bu sayede yeni deneyimler kazanmalarına yardımcı olunur. Çocuklar araştıran, üreten ve hipotezlerini test eden kişilerdir. Kendilerini ifade ederken çok farklı sembolik araçlardan yararlanabilirler. Örneğim, resim, heykel, müzik, gölge oyunları, dramatik oyun gibi. Reggio yaklaşımında buna “Çocuğun Yüz Dili” adı verilir. Çocukların düşüncelerini ve duygularını herkes tarafından görünür kılmak adına kullandıkları birçok sayıda dile sahip olduklarına inanılır. Bu diller aracılığıyla çocukların sembolik düşünmesi, yaratıcılığı ve iletişim becerileri gelişir. Tüm bunları ise oyunlar aracılıpı ile gerçekleştiririler.

Sinem hanım, belirli periyotlar ile Regilio emilia sunumları düzenliyor okulda. Bu sunumlarda, o ana kadar gerçekleştirmiş oldukları faaliyetler, resimler ile gösterilirken, Sinem Hanım da miniklerin katılımları hakkında bilgiler veriyor.

İlk sunum geçenlerde gerçekleşti,

Miniklerin ilk konuları “Ben kimimi” imiş J bu faaliyette, birbirlerini tanımışlar, kendilerini tanıtmayı öğrenmişler,






İkinci konu ise, vücudumuz imiş,

Önce vücumuzdaki organları tanımışlar bir maket üzerinde, sonra ise bir arkadaşlarını yatırıp onun vücut hatalrını çizerek, içini boyamışlar.






Vücudum konusunda, sınıftaki oyuncak bebekler ile devam edilmiş, önce bebekleri incelemişler daha önce öğrendiklerini kullanarak,  sonra uyutmuşlar onları. Uyurlarken kimse hiiiç ses çıkarmasın uyanmasınlar diye J




3. konu duygularmış;

Defne, dışarıya çıktıklarında ıslanmasın diye arkadaşı “Hodanalp”  (Orhan Alp )’ in tutmuş kolundan, şemsiyesinin altına getirmiş. Kolkola şemsiyenin altında yürürlerken de çok eğlenmişler.



Önce çok gürültü yapılırsa ne olur konusu işlenmiş

 
Sonra ayna karşısında duygularına göre yüzelrinde oluşan değişiklikleri görmüşler. Bu esnada da çok eğlenmişler


 
Maske Partisi
Hepsi rengarenk maskeler götürdüler okula. Çok eğlenmişler partide
 
Mutfak etkinliklleri
Defne çok eğleniyor bu aşamada. Okulda kurabiye yapıyorlar, pizza yapıyorlar. Sonra da eve getiriyor afiyetle yiyoruz hep birlikte...


 
Grup oyunları
Uyku oyunu J

 
Acaba koyunlar nerede J, minikler koyunları arıyor J

 
Spor çalışmaları.
Minik peluşları, diğerlerinin yanına getirmek lazım J


 
Resimler sunumdan bir kaç örnek. Çok keyif aldım sunumu izlerken. Minik kuzunun okulda nasıl vakit geçirdiğine şahit olmak gerçekten çok eğlenceliydi..

18 Mart 2012 Pazar

Küçük kuş tamirde

Boyut yayıncılık, doğumgünü olması sebebiyle, anaokulu dergisi setini cüzi bir ödemeye karşılık gönderdi bize. Bunu yanında da hediye olarak bir çalışma masası geldi eve. Defne ve babası işe koyuldular masayı kurmak üzere. Tornavida ile çivileri sıkıştırdı, kapatıcıları çekiçle yerine monte etti. Bir de güzel yakıştı eline güzel kzıımın. Baba- kız yaparkeni ben de onları izlerken çok eğlendik..





Bir kaç Hikaye...

Geçen haftalarda Selçuk Antalya’ ya gitti hafta sonu bir şirket organizasyonu için.  Gece müzik sesinin yüksek olduğu bir ortamdalarmış, yğksek sele konuşmaktan sesi kısılmış biraz. Sabah telefonla konuşuyoruz, bana dedi ki “aaa, anne babamın sesi kısıymış ( sesi kısılmış ), duy teyefonu kapatayım da bi daha arayalım, sesi düzeliy o zaman” dedi. Reset attı yani bir nevi J

Ellerini yıkıyordu. Sabunu biraz fazlaca kullandı, “fazlasına gerek yok ellerini yıpratır üstelik günah” dedim. Devam etti. Bu kez Selçuk girdi devreye biraz sesini yükselterek “ anneni neden dinlemiyorsun sen, fazla alma diyor sana bak” diye. Defne ellerini yıkamayı bitirdikten sonra gitti babasının yanına, ellerini beline koydu ve şu cümleyi kurdu “ babacım, ben sana benimye yüksek sesye donuşmuycaksın ( konuşmayacaksın ) demedim mi, yüpten bundan sonya benimle donuşuyken ( konuşurken ) sesini yükseytme oluy mu, hatta sadece benimle değil, kimseyle donuşuyken sesini yükseytmeni istemiyorum, damam mi?” J şok olduk kaldık ikimizde.

Doğum gününde, scooter aldık. Ama evde değil,havalar düzelince bahçede oynayacaksın dedik.  Geçenlerde babasından istedi, babsı bu söylediğimizi hatırlattı. Bu olayı Hülya hanım’ a anlatmış, Hülya hanım da “ aferin bak baban gözüme girdi” demiş. Defne hayretle gözlerini açarak “Hüğya annecim benim babam dot ( çok ) büyük, senin gösüne nasıl giyey( girer ),  giyemezki ama” demiş J

Bir kaç sabahtır sabah olunca odanın önüne geliyor,”budün ( bugün ) habtasonu mu, yaniniza deleyim mi” diyor. Ben de haftasonu değil ama gelebilrisin dedim birkaç kez. Baktım her sabah tekrarlanmaya başlıyor,”Defne’ cim, artık hafta sonu hariç gelme olur mu anne-baba odasına” dedim, verdiği cevap karşısında hiç bir şey diyemedim J “annecim, ben sana sormuyo muyum delebiliy miyim diye, sen de isin veyme o saman ben de odama dideyim ( giderim ) tekyay, Hayyah Hayyaaah ( Allah Allahhh) J

Okula giderken hazırlık faslımız çok uzun sürüyor. Kalkmıyor,kalkınca yüzünü yıkatmak istemiyor,  yıkayınca giyinmek istemiyor, giyinince saçını toplatmak istemiyor derken baya  geç çıkabiliyoruz evden. Geçen sabah yine geciktik ama bu kez ben giyiniyordum ve “Defne geç kadık yine annecim” dedim. Bana dedi ki “ama annecim sem geç kaydık diyosun da daha dendin ( kendin) giyinmedin ki, neden bana söylüyosun ki, Hayyah Hayyaaah “ J

Geçenlerde gelmiş okuldan oyuncak telefonu elinde, bir arkadaşı ile konuşuyormuş sözde. Yatma saati de geldiği çin Hülya hanım yatağa götürmeye çalışıyormuş. “Hüğya annecim duy ama teyefonla donuşuyoyum şimdi” demiş önce. Hülya hanım da yolda konuşurdun haydi gidelim deyince, telefondaki sözde arkadaşına “ Ayşecim, kapatmak zoyundayım, Hüğya annem hiç rahat veymiyor bana şimdi, ben seni sonya ayayım” demiş JJ

3. yaşındaki Defne

Uzun zamandır yazmıyordum. 19 kilo ve 104 cm.  İnanılmaz büyüdü. İnanılmaz cümleler kuruyor, inanılmaz yorumlar yapıyor. Bizi çok şaşırtıyor.

Öz becerileri çok gelişti artık. Bu söylediklerim çook uzun zamandır gerçekleşiyor gerçi, 2,5 yaşından beri bu şekilde.

 Yemeğini kendisi yiyebiliyor, kaşığı, çatalı sorunsuz kullanıyor, hiç dökmeden yiyor çorba dahil

Kıyafetlerini, ayakkabılarını, çoraplarını  kendisi giyip çıkarabiliyor.  Tüm kıyafetlerini. Hatta bu işten o kadar zevk alıyor ki, sürekli gidip gidip değiştiriyor üstünü.

Tuvalete kendisi gidiyor, tuvalet sonrası oldukça güzel temizlenebiliyor. ( tabi büyük tuvalet sonrası ben yine devredeyim J ).

Geceleri çişi geldiğinde de artık beni uyandırmıyor. Gerçi ben sesleri duyup uyanıyorum ama özellikle kalkmıyorum. Banyoya küçük bir gece lambası taktık, tüm gece açık kalıyor. Defne gece çişi geldi mi, gidiyor, çişini yapıp, ellerini yıkayıp tekrar yatıyor yatağına.

Banyosunu da kendisi yapabiliyor. Bir güzel vücudunu yıkıyor önce. Sonra saçlarını ıslatıp şampuanı saçına sürdükten sonra başlıyor bir güzel köpürtmeye. “haydi miyye banyoyaaa” şarkısı eşliğinde J sonra da duruluyor saçını. Ben birkez daha yıkıyorum yine de ama yıkamasam da yeterli olacak aslında..

En güzeli ise artık geceleri kendisi uyuyor J bunun uzamasındaki kabahat benim aslında. Ben ayrılamadığım için yanımda uyutuyor, hatta bizim yatağımızda kalmasına izin veriyordum ama en çok ben zararını görüdm bu durumun. Tüm gece uyumadığım içn bağışılık sistemin zayıfladı ve hastalıktan kurtulamamaya başladım.  Baktık olmayacak ( biraz da Selçuk’ un olaya el koymasıyla J ) Defne’ ye anlattık durumu. Hemen de yeni düzene uyum sağladı küçük kuş.  Artık yine tabi hiç vazgeçemeyeceğimiz bir aktivite yapıyoruz , kitap okuyoruz birlikte. Genelde iki hikaye ben, bir hikaye Defne okuyor. Defne yatağında önce bebeklerine bir hikaye okuyor yine, “annecim, sen nasıl bana uyumadan dibap ( kitap ) okuyoysan, ben de bebekleyime okumalıyım ama, onlay da hikaye dinlemek istiyoy “ diyor
Bu esnada odasının ışığı açık, hikayesi bitince bana sesleniyor “ anneee, bitttiii” diye. Ben de gidip odanın ışığını kapatıyorum. Genelde bu sırada gülerek “ annecim ben susadım” diyor ve ben suyunu getirirken odadan kaçıp babasının kucağına gidiyor. Tekrar alıp getiriyorum odaya, bir ihtimal bu kez de “çişim geldi yine” diyor. Tabi hepsi uyumamak için bahane J  Bir kez daha banyoya götürüyorum, suyunu içiyor, sonra yatağına yatırıyorum, öpüyoruuum ve tamaaam odadan çıkıyorum. Benim işim bitiyor artık bu noktada. Artık sabah kadar rahatım. Çoğunlukla bahsettiğim gibi gece de tuvalete kendisi kalkıyor, nadiren beni kaldırabiliyor. Ama eskiye oranla hiiç bir zorluk kalmadı artık.

Dedik ki Defne’ ye, “Defne’ cim anne baba odasına sadece haftasonları ve sabah olunca gelebilrsin, onun dışında odanda, yatağında yatacaksın, tamam mı?” bir kaç gece biraz zorlandı ama alıştı yine hemen. Cuma geceleri düyorum ki, yarın gafta sonu biliyor musun?” Yaşasııın, diyor sabah anne-baba odaına gelicem”. Bazen hafta içi sabahları da kalkıyor kapıya geliyor. “annecim bugün haptasonu mu, Duma mı ( Cuma mı ) , yanınıza gelebiliy miyiiim?” diye J

İphone da yapamadığı yok.  Oyunları açıyor, google da surf yapıp istediği filmleri izliyor, şarkıları dinliyor, hatta ingilizce şarkılara da ingilizce eşlik ediyor, fotoğrafları açıyor, istediğ fotoğrafı büyütüyor, isterse kamera moduna geçirip fotoğraf çekiyor, beğenmezse siliyor gibi gibi... üstelik çook uzun zamandır yapıyor bunları Günde en fazla 15 dk veriyoruz yine bu sürede bile her şeyini öğrendi. 
En son geçen gün anneannesi ile babasını da aramayı öğrettim onu da bir seferde öğrendi, arıyor şimdi kendisi. Bu yeni nesil teknolojide inanılmaz yetenekli, hadi bakalım hayırlısı...

Çok iyi yürekli benim güzel kızım. Kuzeni olacak yakında. Merakla bekliyor zaten. Küçülen kıyafetlerini alıp, “annecim bunu daydeşime veyebiliy miyiim?” diye sordu geçenlerde. İnanılmaz hoşuma gitti. Zaten ne zaman alışverişe çıksak kendini bırakıp kardeşi için bir şeyler almak istiyor. “ bu etek daydeşime çok yakışıy, ayy ne düsel bi pantayon, daydeşime alalım hadi “ gibi..

Çok tatlı oldu, çok güzel oldu. Çok bilmiş oldu. O gülüşü ömre bedel

Seni çok seviyoruz güzel kızım JJJ

13 Mart 2012 Salı

Doğumgünlerim :) :) :)



Bu sene de iki kere kutladık doğum günümüzü.

Doğum gününde giyeceği elbise, ayakkabılar, doğumgünü konsepti Defne tarafından seçildi, beğenildi.
İlk kutlama okuldaydı. Çok heyecanlıydı Defne. “Annemle babam geyicek oduyuma ( okuluma ),  biz oyda domümümü ( doğumgünümü ) kutluycas” dedi sürekli.
 
“domümümde mini maus olsun anne, hem pastamda istiyoyum hem de mini mauslu süsyey ( süsler ) istiyoyum damam mi?” dedi. Çok güzel bir psta yaptırdık minnie mouse karakterli. Sevgili Didem hanım (http://pastacirapunsel.blogspot.com ) yine harikalar yaratmış. Üç senedir doğumgünü pastalarımızı Didem Hanım hazırlıyor. Ellerine sağlık çok da güzel yapıyor gerçekten.



Aldığımız tüm süsleri götürüp teslim etmiştik zaten Sinem hanım’ a. Çok güzel bir ortam hazırlamışlar bize. Rica ettik öğretmeniniden Defne’ nin saçını balık sırtı olarak ördü. Çok yakıştı güzel kızıma. Pudra  rengi sevimli elbisesiyle tam bir prenses gibiydi J

Önce mumlar üflendi, “iyi ki doğduun Defnee” sesleri eşliğinde. Biraz utandı  ilk başta Defne, ama sonra çok mutlu oldu ve üfledi mumlarını.  Sonra pastalar yendi.












Sinem ve Ayşegül övetmen ile birlikte J


Sonra oyun kısmına geçtik. Bize çok güzel süpriz oyunlar hazırlamışlar.  Coşarak oynadılar. Biz de keyifle izledik onları ( kimi zaman biz de katılarak J )











Sandalye kapmaca oyunları çok eğlenceliydi. Selçuk da katıldı bir ara miniklere, ufak sandalyelerde miniklerin arasında dev gibi göründü gerçekten J






Güzel oyunlarının ardından, hediye törenine geçmek üzere Sinem Hanım minikleri sandalyelere oturttu. Beklerken çok sevimli görüntüler verdiler.



önce Defne arkadaşlarına aldığı minik hediyeleri verdi, sonra da arkadaşlarının hediyelerini aldı. 




Küçük boyama kitapları almıştık arkadaşlarına. Hepsi merakla açtı ve kendi çaplarında okumaya başladılar hemen J





Partinin sonlarına doğru minikler ile veda fotoğrafı çekildik.




Son poz yine anne-babadan J ama küçük kuş partin bittiği için çok üzgün.


“anne domümüm bitmesin ben eybisemi çıkaymak istemiyoyum, siz biyaz daha kalın buyda, biz oyunlay oynayalım biyaz daha oluy mu” dedi biz gidene kadar.

Çok eğlendi  minikler.  Biz de çok eğlendik gerçekten. Defne hala sayıklıyor “bi daha domümüm olsun oduyda” diye J


----

İkinci parti ise evdeydi. Bu kez aile arasında. Defne hediyeleri açmak için sabırsızlandı.  Bu fasla geçene kadar Avni ile oynadı ama aklı hediyelerde olduğu için uzun sürmedi.








Hediyeler pastayı üfledikten sonra dediğimiz için , “ben çok acıktım, pasta yemek istiyoyum, hadi pasta yiyelim” dedi durdu. Bahane J derdi bir an önce pasta kesilsin ki hemen hediyelerini açsın J nitekim pasta kesildikten sonra hiç yüzüne bile bakmadı hemen hediyelere saldırdı. Hatta mumu üflerken bile hediyeler başucundaydı. Evdeki doğumgünü pastasını babaannemiz yaptı. çok şık, çok lezzetliydi..









Hemen başladı hediyelerini açmaya küçük hanım..










Her bir hediyeye çook sevindi, öptü herkesi. Ne kadar keyif alıyor çocuklar 
doğumgünlerinden...onların mutluluklarından biz keyif alıyoruz..