23 Şubat 2011 Çarşamba

Defne ve Bebeği

Geçen gün eve gittim ki ne göreyim, bizim küçük kuş yatmış koltuğa, üstüne de “Aydede” sini ( en sevdiği battaniyesi ) örttürmüş Hülya Hanım’ a, kucağında bebeği, emziriyor :)
Evet emziriyor, annecim ben geldim neden gelmiyorsun yanıma dediğimdeki cevabı şu : “Anne ben bebek meme em” ( bebeğimi emziriyorum anne nasıl geleyim :) )
Hülya hanım kahkahayla “Özge Hanım, ismini sor Allah aşkına bebeğinin” dedi, sordum Defne’ ye bebeğinin adını, aldığım cevabı aynen iletiyorum : “ Özde !!“ Evet kızımın bebeğinin adı Özge. Kendi koydu ismini, yani Defne bebeğin annesi Özge, Özge bebeğin annesi ise Defne :). Rolleri değiştik meleğimle. Bir görseniz, “Özge bebek”, Defne hanım’ ın memesi hizasında sıkıca tutuluyor, ara ara hafifçe sallıyor kucağında, kafasını okşuyor, boynundan, kafasından öpüyor emzirirken. Yani ben Defne’ yi emzirirken ne yapıyorsam, Defne aynısını Özge bebeğine yapıyor. Çok eğlendim. Bir de video ya çektim bu halini ama malesef artık video koyamıyorum blog a, dolayısıyla size gösteremeyeceğim. İlerie Defne’ ye gösterilecek bir anı olarak duruyor şimdi.




Bu bebek emzirme merakı bana da yaradı. Baktım yemek yemek istemiyor, “Ama Defne’ cim Özge’ ye süt verebilmek çin biraz yemek yemen lazım” diyoruuuum ve hoppp kocaman açılıyor ağız hevesle :)

18 Şubat 2011 Cuma

Döndüm :)

Döndüm :)

Çook mutluyum kavuştuk kuzumla. İkimiz de çook özledik birbirimizi.
Ayrıyken neler yaşadık, kavuştuk neler yaşadık anlatacağım söz detaylarıyla...
---
5 koca gun gecirdik ayri olarak. Gitmeden onceki gece inanilmaz zordu. Kac kez optum, kac kez kokladim bilmiyorum. Gozlerim dolu dolu surekli, aglamamaya ugrastim ancak itiraf ediyorum bir kez dayanamadim. Yine anlattim Defne ye 5 gun sonra gelecegimi elimle 5 isareti yaparak. Sonra uyuttum yine kucagimda. Pazar sabahi erkenden ciktik evden, tabi uyuyordu Defne goremedim. Pijamasini aldim yanima her gece koklayarak uyudum. Her aksam webcam ile baglandik ve konustuk kizimla. Beni her gorusunde once gozleri parladi, sonra biraz kapris yapti diyebilirim :) ama her seferinde eliyle gosterdi kac gun gectigini, kac gun kaldigini. Bu bittiii bu bittii diye parmaklari kapatip serce parmagini gosterip "anne bu gel gel geeel " seklinde.
Geceleri de cok zor gecmemis. Sadece Ilk gece biraz uyanmis, olur olmaz seylerden aglamis mesela lamba acik diye. Bir de uyurken yatakta bir taraftan diger tarafa donerken "anne gel gel geeel" demis. Her gece yattiginda bir parmak daha kapatip serce parmagini gostermis, " bu bittiii anne bu gel gel geeel" demis.
Kendini de yemeye vermis :) hic yemedigi kadar cok yemis, 5 koca kofte ( izmir kofte patates ve havucuyla beraber) 2 yemek tabagi corba, uzerine 1 tabak pilav ve hepsinin ustune bir koca bardak sut sadece 1 aksamki yemegine ornek mesela :) 5. Gunun sonunda Persembe gecesi babasi ve dedesi ile birlikte almaya geldiler beni havalimanindan. Istanbul a gelirken saatler gecmedi bir turlu, o 3,5 saat bitmedi. Hele son yarim saat oyle uzun geldi ki, indikten sonraki pasaport kontrol, bagaj alimi coook uzundu. Sabirsizliktan oldugum yerde zipladigimi farkettim birden. Veeee kavusma ani :) beni gorduu, "anneeee" diye bagirarak kostu bana ve tabi ben de ona. bavulumu biraktim bir kenara kucakladim, kokladim hemen kuzumu. O da bana sarildi sımsıkı "anneemm" diye. Arabaya bindik sonra hep beraber, koltuguna oturmak istemedi, kucagimda olmak istedi, izin vermedim tabi ama benim de icim gitti onu kucagimda tutmak icin. Yol boyunca bir eliyle elimi tutuyor, diger eliyle de cenemi oksuyordu. daha yolda basladi "anne meme" diye, arabada olmaz eve gidince dedim tutturdu " adoo araba meme" ( hayir arabada meme yapacagim) diye. Neyse ikna ettim eve gidince olacagina. Eve yaklastikca heyecani artti. Evin kapisindan girdigimizde ise artik yerinde zipliyordu "memee memee" diye. Ellerimi yikamami, pijamasini giymesini cok zor beklediii ve ikimizin de coook ozledigi muthis anlar basladi. 3. Dakikada kendinden gecerek gozleri kapanmisti bile. Uzuuunca bir sure emdi keyifle. Sonunda yatagina yatirayim dedim ama hemen uyandi. Beni yaninda istedi yine. Sonunda artik kalkti ve gece 2:30 a kadar kucagimda, yanimda, elimi tutarak oturdu bizimle. Yatiramadim bir turlu. 2:30 da artik bayilircasina uyudu kollarimda. Ertesi gun biraz gec gittim ise. Ben gidene kadar yine hep elimi tutmak istedi bir daha ayrilmama izin vermemek icin. Butun evi surekli el ele gezdik ve bulundugumuz odada baska kimse olsun istemedi. Yanimiza kim gelse gonderdi odadan. Ise gitme vaktim geldiginde biraz problem yasadik yine ama aksam artik gelecegime ikna olunca rahatladi, izin verdi gitmeme.
Daha yeni yeni normale donuyoruz. Ben de surekli kokluyorum opuyorum, o da surekli yaninda olayim istiyor.
Bizim bu ayriligimiz kisaydi ama sunu cok net soyleyebilirim, Allah kimseyi annesinden ve de yavrusundan ayirmasin gercekten cok zordu 5 gun bile olsa. Allah daha fazla ayrilmak zorunda birakmasin bizi...

11 Şubat 2011 Cuma

Seçmeler -9

OYUNBu aralar en sevdiği oyuncakları yapbozlar ve legolar. Döküyor tüm yapbozları ortaya ve hızlıca yapıveriyor hemen.

Legolar da dediğim gibi başka bir keyif aracı onun için. Ne yapıyorsun Defne sorusunun cevabı ise hep aynı : “Ev :)”


AİLE BÜYÜKLERİ
Geçtiğimiz günlerde büyükanne ( benim anneannem ) bizimleydi. Çok güzel vakit geçirdiler birlikte. Anneannemin namazına eşlik etti kızım ellerini dua eder gibi açıp ağzını kıprdattıktan sonra ellerini yüzüne sürüp “amin” diyerek. Hiiç yanından ayrılmak istemedi “Huu anne” sinin :)

Dayımlar da ziyarete gelmişlerdi, kuzenimin askerdeki yemin töreni için. Defne “dede dedo” ( dayı dede ) si ile de çok güzel oynadı, çok eğlendi. Halâ ara ara çağırıyor dayımı “dede dedo del del deel” diye.

Ve de teyzemlerin ziyareti. Defne ısrarla teyzeme abla diyor ve bu durum teyzemin çook hoşuna gidiyor. “Caillou” kitabını alıp alıp teyzemin yanına gitti ve “abla, kayu bitap otu ( Caillou kitap oku ) dedi ona..

BABA - KIZ
Keyfe bakar mısınız?

Küçük kanguru

ZAMAN NE CABUK GEÇİYOR
Minik kuzu,
Ayağındaki terliklerin de özel bir anlamı var, bundan yıllaaar önce ( kaç yıl olduğunu söylemeyeceğim :) ) ben Defne kadarken annem benim için yapmış, biraz yıpratmışım bir tekindeki gözler kopmuş ama yine de dayanmış kullanılacak kadar... üşenmemiş saklamış anneciğim sayesinde de güzel bir anı oldu bize...


TAKMIŞ TAKIŞTIRMIŞ :)
Ne kadar eteği varsa giyme çabasında. Bir görseniz, oturuyor önce yere bacağının önce birini sonra diğerini geçiriyor binbir zahmet. Sonra kalkıyor ayağa popoyu oynata oynata geçiriyor. Süper :)


Bu arada kıyafetlere dikkat, hemen hepsinde bir kedi var, çünkü büzüm küçük hanım kedili olmayan bir şeyi sırtına sokmak istemiyor, zor bela giydiriyorum arada başka kıyafetlerini...

Bir kaç Defne Kelimesi.

Son bir iki yazım biraz iç burucu. İstedim ki biraz neşe katayım hem blog a hem kendime, işte Defne halleri....


Aslında bir çok şey var artık söylediği, ama aşağıdakiler son zamanlarda çok hoşuma gidenler, böyle yarım konuşma halleri çook tatlı oluyor gerçekten.
Papatis : patates
Abamamaman : Abdurrahman :) ( babamın adı )
Maamanadam : Kardan adam
Papat : Kapat
Mamba : Lamba
Ödee : Özge
Ödün : Özgün
ducuk : Sucuk

9 Şubat 2011 Çarşamba

SEYAHAT...

Önümüzdeki Pazar, 5 gün sürecek bir iş seyahatine çıkıyorum. İlk ayrılışımız Defne ile. Ne kadar yoğun duygular yaşadığımı kelimelerle ifade etmem gerçekten çok zor. Minik kuzumu 5 gün boyunca koklayamayacağım, öpemeyeceğim, kucağıma alamayacağım. Allah daha beter ayrılık vermesin diyorum hep içimden. Ama üzülmekten de geri duramıyorum.

Ayrılık ile ilgili benim yaşadıklarım çok yoğun ancak Defne’ nin neler yaşayacağı da çok önemli. Bunun için pedagoglar ile görüşüyorum. Geçen gün görüştüğüm son pedagog beni biraz rahatlattı diyebilirim. Öncelikle bu ayrılığın Defne üzerindeki etkilerini konuştuk. Travmatik bir durum oluşturmayacağını ancak tabi ki üzüleceğini belirtti. Yaşayacağı bu üzüntünün insanın doğası gereği olması gereken bir tepki olacağını, eğer ayrılığa tepki vermiyorsa o zaman kafaya takmam gerektiğini söyledi. Bu düşnce tarzı beni rahatlattı gerçekten. Nasıl daha az üzüleceği konusunda konuştuk. Bu yaşlardaki çocuklar, fiziksel ve duygusal ayrılıkları birbirinden ayırt edemezmiş, yani annesi yanında değilken, annesinin onu unuttuğunu düşünürlermiş. Öncelikle yaşayacağımız bu ayrılık sonrası onu asla unutmayacağımı ona söylemem ve inandırmam gerekiyormuş. “ben 5 gün senin yanında olmayacağım ama sen hep benim kalbimde ve aklımda olacaksın” gibi. Bu süre içinde de mümkünse telefon ile yada görüntülü konuşma yapmanın çok faydalı olacağını söyledi. Kaç gün gideceksem ona baştan söylemem ve somut birşeylere dayandırmamın iyi olacağını belirtti , örneğin 5 adet oyuncağını yan yana dizeceğim gitmeden ve “annecim ben bu kadar gün ve gece gelmeyeceğim” diyeceğim. Evde yanındakiler, her gün bir tanesini kaldırıp “bak annenin gelmesine bu kadar kaldı” diyecekler.

Bir de yatağına giydiğim pijama, gecelik vs koymamım iyi olacağını söyledi. Böylece benim kokumu alarak daha rahat uyuyabilirmiş.

Bu yaşlardaki çocuklar, genelde bu tip ayrılıklar sonrası geçmişe dönebilirmiş, örneğin tuvalet eğitimi tamamlandıysa tekrar altını pisletmeye başlayabilir, ya da kendi kendine yemek yerken yine birisinin yedirmesini ister hale gelebilirmiş. Bu tip tepkiler olursa üzülmemem gerektiğini, normal olduğunu ve kısa sürede düzeleceğini söyledi.

Gelelim süt konusuna. Bahsetmiştim hatırlarsanız, gece emmelerini kesmek gerektiğini düşündüğümden. Bu konuyu da sordum, gelen cevap beni gerçekten çook rahatlattı. Bırakmayın dedi gece sütünü. Nasıl olsa önümüzdeki hafta ayrı kalacaksınız ve döndüğünüzde devam edeceksiniz, bu arada da bırakıp daha fazla acı çekmeyin ikiniz de doya doya emzirin kızınızı dedi. Gözlerim dolarak “ ohhh çok teşekkür ederim, çok rahatladım” dedim. Bu nedenle devam ediyoruz gece emmelerine, ikimiz de çok mutlu bir şekilde.. Bir mendile süt damlatıp yatağına koyun geceleri dedi. Süt kokusu iyi gelirmiş ona. Ben ayrıca deep freeze e de süt depoluyorum önümüzdeki hafta kullanmak üzere.

Dün akşam biraz anlattık babası ile birlikte benim gideceğimi ama sonra yine geleceğimi.ben daga önce zaten biraz bahsetmiştim işe gideceğimi ama bu kez akşamları gelmeyeceğimi. Bu kez babası anlattı : “Defne’ cim 2 gün sonra anne işe gidecek, ama bu sefer akşamları da gelmeyecek, 5 kere aydede çıkacak, anne sonra gelecek, bu sırada anneanne, babaanne ve baba seninle birlikte olacak.” İlk tepki “Anne del del deel” oldu, ( Gitme demek istiyor ). Sonra babası dedi ki, “kızım anne ile birlikte meme de gidecek” Defne hemen başladı : “Anne meme del del del me meme em ( Anne ve meme gitmeyin ben meme emeceğim )
Bunun üzerine ben hemen “kızım” dedim, “ 5 gün sonra geleceğim yanına, seni kucağıma alacağım, öpüp koklayacağım, tamam mı?” Defne kafasını sallayarak “mamam” dedi. İçim acıdı gerçekten ama yapacak bir şey yok. Gece uyuma esnasında neredeyse yarım saat, defalarca şunu tekrarladı, kafayı onaylama anlamında sallayarak : “Anne iş, me baba ev, evet” bense her seferinde şunu söyledim: “Evet annecim, ben işe gideceğim ama hep seni düşüneceğim, seni özleyeceğim. Sen hep aklımda olacaksın” bunu her söyleyişimde de gözlerim doldu, ağlamamak için zor tuttum kendimi görmesin diye.
Sımsıkı sarılıyorum kuzuma kaç gündür sürekli. Daha bir fazla öpüyorum onu ama doyamıyorum ki, biliyorum ayrıldığım anda özleyeceğim ve kavuşacağım anı, Perşembe gecesini iple çekeceğim. Bakalım Defne nasıl atlatacak bu süreci?

8 Şubat 2011 Salı

Ama - Aba - Bebeeek :)

Defne bayılıyor onlara. “Bugün nereye gitmek istersin?” sorusunun cevabı sabit : “Ama, Aba, bebeeek J

Kuzey bebek doğduu, çook tatlı bir bebek. Defne bayılıyor onunla vakit geçirmeye. Geçen gün baktım koşarak yanına gidiyor, “Ne oldu Defne?” dedim, meğer ağzının suyu akmış Kuzi nin, Defne onu silmek için koşmuş , anaç ruhlu, sevecen kızım benim J

Babalar ve çocukları

Defne Kuzey Bebeği ilk kez kucağına aldı, nasıl tedirgin bir ifade var yüzünde, zarar veririm korkusuyla

Bahçede dolaştırıyor Kuzi yi keyifle

Ama çok kısa sürüyor, terkedip ayrılıyor yanından J

Sibel ablası da büyük aşkı ( Defne hafif bir çekingenlik ile her hareketini izliyor Sibel’ in )

Ne güzel uyumuş Kuzey Bebek


Ne yapmalı, nasıl yapmalı?

Offf, çok zor benim için. Önümüzdeki hafta bir seyahate çıkacağım için Defne ile 5 gün ayrı kalacağız. 5 KOCA GÜN...İlk ayrılığımız, Zaten bunun acısı içime oturmuş durumda. Bu konu hakkındaki duygularımıdaha sonra paylaşacağım. Şimdi farklı bir gündemimiz var. 5 günlük ayrılık haliyle Defne’ nin hem benden, hem de memeden ayrılması anlamına geliyor. Bu süreci daha az sancılı atlaması için geceleri yaşadığımız emme seanslarını bitirmek gerekli. Ama sorun şu ki, bunu ne Defne ne de ben istemiyoruz :(

30 yıllık yaşantım boyunca en keyif aldığım aktivite oldu Defne’ yi emzirmek. O anlarda yaşadığım duygu o kadar yoğun o kadar güzel ki, ne bütün geceyi uykusuz geçirmek, ne de zaman zaman Defne kendini kaybedip de ısırmaya başladığı zamanki yaşadığım acı önemli oluyor. Kızımla çok farklı bir bağ kuruluyor o esnada aramızda. Zaten tamamen kesme niyetinde değilim, buna önce benim hazır olmam gerekli “ama sanırım hiçbir zaman hazır olamayacağım ben bu duruma” en az Nisan ayı’ na kadar devam etme niyetindeyim. Önce 2 yaşını doldursun istiyorum ve hatta biraz kışın etkisi, hastalık mevsimi de geçsin, yaza girerken bırakalım memeyi diyorum. Ama önümüzdeki haftaki seyahat öncesi, Defne’ nin gece uykularının daha az sorunlu olması için bu hafta bitmeli gece emmeleri. Tamamen kesmeme nedenimi de yukarıda belirttim.

Dün gece denedim, 1 saat kadar o ağladı, ben ağladım. Olmadı sonunda dayanamadım, pes ettim. Defne şevkle başladı yine emmeye ve tabi anında daldı uykuya. Bu gece tekrar deneyeceğim. Biliyorum en zoru gece memeden kesmek, gündüzleri bir şekilde oyalanıyor çocuklar, zaten ben gün içinde işte olduğum için pek de aramıyor. Ancak geceleri daha bir bağımlı oluyor ve başka hiç birşey onu sakinleştiremiyor.

Farklı yöntemler var aslında salça, sirke sürmek gibi. Ama o zaman bir daha hiç almaz diye korkuyorum o yolu da deneyemiyorum. Gerçekten çaresizim şu anda. Konuştuğum pedagogtan da istediğim desteği alamadım açıkçası. Başka pedagog, doktor arayışındayım bu süreçte bana yardımcı olacak. Bu süreci nasıl halledeceğiz bilmiyorum ama bildiğim tek bir şey var, bitmeli gece emmeleri.

Kendime bool bol sabır ve inanç diliyorum...

4 Şubat 2011 Cuma

İşte Yeni Bir Yaramazlık Girişimi

Ben ne yapacağım bu baba - kız ile :), her gün de tırmanacak yeni bir yer keşfedilmez ki :)


3 Şubat 2011 Perşembe

Bir kaç olay...

Bu aralar trafikteki dikkati inanılmaz diyebilirim. Arabadayken beni yönlendiriyor. Ben de ona ufak sorumluluklar veriyorum bu onu çok mutlu ediyor.
Özellikle bildiği bir yere gidiyorsak ( ev ya da anneannesi ) “Hadi Defne bana yolu tarif et” diyorum. Çok mutlu bir şekilde pür dikkat izliyor yolu. Örneğin sola dönmemiz mi gerekiyor, sol tarafı işaret ederek “Anne bu dön” diyor. Sonra sağa döneceksek diyelim, sağı işaret ederek “anne bu dön” diyor. Diyelim ki bir yol ayrımına geldik ama düz ilerlememiz gerekiyor. “Defne buradan dönecek miyim” diye sorduğumda “Ado anne dön ado” diyor. ( “dön ado” : “dönme” demek ) :)

Akşamları annemlere gidiyorsak eğer Hülya Hanım’ ı da evine bırakıyoruz. Hülya Hanım’ ın ineceği yere yaklaştığımızda “Ülyaa bu in, bay bayyy” demeye başlıyor. Yani onun nerede ineceğini de çok iyi biliyor.

Trafik ışıklarında da beni bilgilendirmeye yönelik sorumluluğu var kuzunun.
Anne: “Defne’ cim şimdi kırmızı yanıyor ne yapmam lazım? “
Defne : “Anne Duğğğ”.
Anne : Tamam kızım teşekkür ederim duruyorum. Peki Defne yeşil yandığı zaman ne yapmam lazım?
Defne : Geç
Anne : Aferin annecim . O zaman Defne bana yeşil yandığı zaman ne yapmam gerektiği söyler misin?
Defne : mamam ( Tamam )
Bu andan itibaren ışık pür dikkat izleniyor eğer sayaç varsa geriye doğru sayılıyor “üüç, ekee, beee” eğer sayaç yoksa da yeşil yandığı zaman hemen haber veriliyor, yüksek sesle, heyecanla ve sevinçle.
Defne : Anne geeeeeeç
Anne : Aferin benim kızıma, teşekkür ederim annecim tamam geçiyorum.
Bu andan sonra Defne’ nin yüzünde aldığı sorumluluğu başarıyla yerine getirmenin mutluluğu okunuyor.

---

Dün akşam eve dönüyoruz arabada. Yaz için yaptığıız tatil planından konuşuyoruz Selçuk ile. Arkadaşlar ile gitmeyi planladığımız bir tatil köyü var, ama diyoruz ki belki oraya yanlız gideriz.
Ben Selçuk’ a dedim ki , “ Olmazsa xx tatil köyüne ikimiz gideriz, onlarla başka bir yere planlarız” Defne hemen atladı muhabbete heyecanla “ anne?, been? “ yani demek istiyor ki anne neden ikiniz gidiyorsunuz ki ben de varım sizin hayatınızda
Ben: kızım sensiz gider miyiz hiç tabi ki sen de olacaksın beraber gideceğiz.
Bunun üzerine Defne’ de bir sevinç ifadesi, gülerek, “anne, baba, Beeen”
Bu olay bana bir şeyi çok net anlamamı sağladı tekrar. Defne her muhabbeti anlıyor, hepsinin içinde, pür dikkat bizi dinliyor. Ve artık benim kızım bir birey :)

---

Araba gelmiş, durakta durmuş oyununu seviyor bu ara. Oturuyor kucağıma, başlıyor sırayla yanaklarıma, alnıma, çeneme dokunmaya : “ağaba, ağaba, ototüs, deldii” Ve tabi burnuma : biiiip :)
---
Anne, baba işten geldiği zaman Defne hemen : Anne, baba, hoşdeldiiin :)
---
Defne seni öpelim mi sorusunun cevabı : Öp meeee . Küçük kuşu öyle bir öpmüşüz ki sanırım, kendi kendine söylediği ilk olumsuz fiil öpme oldu :)

Defne Mutfakta.

Bayılıyor mutfakta benimle iş yapmaya. Hele bir rende yaptığımı görsün, rendenin sesini duysun hemen koşup geliyor yanıma “ben ben” diye . Çekiyor sandalyeyi, sıvıyor kolları ve alıyor elimden hemen rende ve havucu. Havuç bir ısırılıyor, bir rendeleniyor. Görmeye değer, çok eğleniyorum o bunu yaparken. "Sen ne yapıyorsun Defne" diye sorduğumda ise cevap : “ben iş” oluyor.







1 Şubat 2011 Salı

Hangisi Daha Yaramaz?

Resimlere bakın ve söyleyin bakalım hangisi daha yaramaz?

Her daim bir yerlere tırmanmak, kurcalamak isteyen kızımı?



Yoksa bu amacına ulaşmak konusunda onu destekleyen, kışkırtan babası mı?


Ben karar veremedim :)
Defne zaten pini çekilmiş bomba gibi, nereye saldıracağım, nasıl yaramazlık yapayım diye arayış içinde. Aynı yerde iki dakika oturamıyor. Abartmıyorum gerçekten öyle. Ben gün içinde şöyle koltuğa kurulup iki dakika oturduğunu daha görmedim. Sürekli koşturuyor evin içinde bir o yana bir bu yana. Bu kadar harekete nasıl kilo alıyor anlamış değilim. O yetmiyormuş gibi babası nerede haşarılık onun peşinde....Ne demiş büyüklerimiz, armut dibine düşer değil mi ama. Baba böyle afacanlık peşinde koşarsa kızından ne bekleriz ki, bir köşeye geçip oturmasını mı? Mümkün değil, bu ihtimalin gerçekleşme olasılığı yok herhalde :) Ama olsun, zaman zaman yorulsam da ben ikinizin de bu afacan hallerini çoook seviyorum.