23 Temmuz 2012 Pazartesi

Bir Lunapark Keyfi

İlk kez lunaparka götürdük Defne' yi. Çok sevdi ancak dönme dolapta korktu biraz

Çarpışan arabalarda kendisi verdi parayı..
 

Çarpışan arabaları çok sevdi.



Tekrar geleceğimize söz vererek ayrıldık lunaparktan

16 Temmuz 2012 Pazartesi

Haftasonu Havuz ve yine yaptı yapacağını :)

Havalar çok sıcak gidiyor bu ara. Bunaldık, duramadık evde ve Cumartesi günü FB Orduevi havuzuna gittik. Defne bir heves, bir heves. Hazuz alanına girdik ve duyduk ki, çocuk havuzuna bir çocuk büyük tuvaletini yapmış!! Parçalar temizlenmiş ve sözde havuz ilaçlanmış ama su tamamen değişmediği için mümkün değil güvenip de sokamam Defne' yi artık oraya. Büyük havuzu da 7 yaş altına yasak normalde ama bu durumda başka alternatif yok oraya girecek.
Önce çocuk havuzuna gitmeyi istedi çok, durumu anlatınca ikna oldu hemen. Taktı kollukları ve arkadaşlarımızın ikizileri Boran, Deniz ve ikizlerin ablaları Öyküm ile birlikte girdi büyük havuzuna. Biz de kenarda oturduk onları izliyoruz. Bir keyif, bir keyif anlatamam. Kısa bir süre sonra cankurtaran kızcağız geldi bizim çocukların yanına.Biz de izliyoruz uzaktan. Önce ikizlere sordu kaç yaşında olduklarını. yedi cevabını alınca Defne' ye döndü hemen. Defne cevap verdi : " Döyt yaşındayım ben" Bu arada birlikte oturduğumuz arkadaşımız ( Meltem  ) da bana diyor ki, sen de git istersen konuşmaya. "yok dedim gerek yok Defne halleder :) "
Cankurtaran kız, "Ama, senin bu havuza girmemen gerekiyor 7 yaşından küçüklerin çocuk havuzuna girmesi gerekli. Normalde belki o anda birçok çocuk ya ağlayarak havuzdan çıkar, ya da annesine seslenir. Bizimki ise, kendinden son derece emin kıza şu cevabı verdi : "Abyacım, cocud havuzuna kaka yapmışlay, şimdi oyda mityoplay ( mikroplar ) vay, ben oyaya giyeyim ( gireyim ) de mityoplay ağzıma mı geysin benim, sonya hasta oluyum sen benim hasta olmamı mı istiyoysun, buyaya da ( buraya ) giymezsem, bu sıcakta napayım ( naparım ) ama ben dimi ama " :) Daha güzel ifade edemez kendini herhalde :) Kızcağız ne diyeceğini şaşırdı, "Annen nerede senin?" diye sorabildi sadece. Ben hala müdahil değilim olaya bilinçli olarak ve Defne' nin hakkını savunmasını keyifle izliyorum. Defne "Aykanda ( arkanda ) " diye beni gösterince kız benim yanıma geldi ve çıkarmam gerektiği söyledi. Normal şartlarda zaten sokmadığımızı ama bugün diğer havuza güvenemediğim için büyük havuzunda olduğunu söyledim. Eğer çocuk havuzunun girilebilir düzeyde hijyen olduğuna dair ellerinde bir rapor varsa oraya da sokacağımı ama o raporu görene kadar sokmayacağımı belirttim. Güvenliği ile ilgili tüm sorumluluğu üzerime aldığımı da söyleyince kız, "Havuz müdürümüze konuyu aktaracağım" dedi ve gitti.
Yarım saat kadar sonra havuz müdürü geldi yine önce Defne' nin yanına ve çıkması gerektiğini söyledi. Defne aynı şeyi ona da tekrarladı hiç bir şekilde çekinmeden ve özgüven tam bir halde  "Amcacım ama şimdi öbüy havuza giyeyim de bana mityoplay ( mikroplar )  mı delsin, hasta oluyum ama ben sonya ( sonra ) , ben buyda dittatyi oluyum ( Dikkatli olurum )  sen hiç meyad etme oluy mu"  bu esnada ben gittim sonra yanlarına ve çekincemi ilettiğimde, hak verdi havuz müdürü ve izin vererek ayrıldı yanımızdan.

Defne' nin bu hakkını savunur ve müthiş özgüvenli hali inanılmaz hoşuma gitti açıkçası. Gurur duydum kızımla. Umarım ömrü boyunca bu hali devam eder ( ve edeceğine de inanıyorum )

Saat 15:30' dan saat 19:00 a kadar sürekli havuzdaydı çok eğlendi kuzucuk. Eve dönüş yolunda da "bugün sizinle çod düzel ( güzel ) vakit geçiydim, çod teşettüy edeyim size" diyerek bizi yine mest etmeyi başardı.

12 Temmuz 2012 Perşembe

Trafik ve Defne :)

Bazen öyle laflar ediyor ki, hiçbir şey diyemiyoruz haklısın kızım demekten başka :)


Birkaç örnek;

Arabada gidiyoruz, trafik sıkışık Selçuk kullanıyor arabayı ve birisine sinirleniyor ağzından şu laf çıkıyor Selcuk’ un : “Geri zekalı”

Defne hemen arkadan müdahale ediyor ; “Babacım, biliyosun ki ben sizi öynek alıyoyum, yüpten benim de deyizekayı dememi istemiyosan, benim yanımda deyizedalı deme oluy mu “ !!!! :)

--
Arabada gidiyoruz birlikte, biraz hızlı gidecek olsun hemen müdahale geliyor: “babacım, yüpten ayabada benim de olduğumu unutma oluy mu, ayabayı dittatyi duyyan ( dikkatli kullan ) hıslı dideysen ( hızlı gidersen ) eyer kaza yapabiliyiz, damam mi !!

11 Temmuz 2012 Çarşamba

Defnoş' un İlk Yüz Resmi

Parça parça yüzün kısımlarını çiziyordu, ancak bütün ve anlamlı olarak çizdiği ilk yüz resmine bayıldım :), kimin çizdin diye sorduğumda cevap hazırdı : Babamı tabi ki!!!
E başka kimi olablir, hayatındaki tek aşkı babası küçük hanımın :):):)

İşte şaheser karşınızda :)

Anne Sen Hiç Ölme Oluy mu

Geçenlerde arabada gidiyoruz tüm aile. Defne' nin üniversiteye gitmesi ile ilgili bir muhabbet yapıyoruz, o sırada sordu Defne;
"Anne ben büyüyünceye kaday beni kim yetiştiyecek, sen mi yetişiyeceksin?"
Ben : Evet annecim tabi, babayla birlikte yetiştireceğiz seni.
Defne : Anne sen sakın hiç ölme oluy mu
Şok!!!
Bir an kalakaldım, hiç beklemediğim bir soruydu. Ve o kadar da derindne hissediyordu ki üzüntüsünü, çenesi titremeye başladı, ağladı ağlayacak, ellerimi sıkıyor ağlamamak için.
dedim ki, "Defne' cim bu benim vereceğim bir karar değil, herkes bir gün ölür ama kimin ne zaman öleceğini Allah baba bilir. Önemli olan o gün gelene kadar birbirimizi kırmadan günlerimizi mutlu geçirmek."
cevabı hemen geldi : "eğer sen ölüysen asıl o zaman beni çok kıyaysın ( kırarsın ) ama, sakın ölme bana siz vey tamam mı?"
yine aynı şeyi tekrarladım, "benim elimde olmadığını, benim asla onun yanından ayrılmak istemediğimi ama daha ölümün bize uzak olduğunu söyledim."

gerçekten nasıl cevap vereceğimi bilemediğim, zorlandığım ve çok etkilendiğim anlardan birini yaşadım, yaşadık Selçuk ile birlikte. Tereddütümüzü ona yansıtmadan toparlamaya çalıştık ve o an için başarılı olduk sanırım. Ama arada "sen sakın yaşlanınca da ölme oluy mu? " şeklindeki soruları devam ediyor. Yine sakin bir şekilde anlatıyorum konuyu.

Okul pedagogumuz Sesil Hanım' a sordum böyle bir durmda nasıl yaklaşmamız gerektiğini, mümkün olduğunca olayı somut hale dönüştürerek aktarmak ( bitkilerin yeşermesi, solması ve yaprakların dökülmesi gibi ),  rahat bir tutum göstererek ve olayın doğallığını vücut diliyle de belli ederek anlatmak gerektiğini belirtti. Aslında ne yapmamızdan ziyade, ne yapmamamız gerektiğini daha çok anlamış oldum. Örneğin, "yaşlanınca ölürüz,  hastalanınca ölürüz" gibi cevapların genelleme yapmasına sebep oalcağı için sakıncalı olduğu söyledi ( her yaşlı hemen ölür ya da her hasta olan ölür gibi ). Ayrıca ölünce toprak oluruz, Allah sevdiklerini yanına alır gibi ifadeler de yanlışmış bu yaş grubu çocuklar için ( toprak fobisi, Allah ı sevmemek gibi sonuçlar doğururmuş )

Bir kez daha bu tip bir soru / durum  ile karşılaştığımda nasıl tepki vereceğimizi daha iyi bilir haldeyiz şu an. Yine de hazırlıksız yakalanan birine göre fenaatlamamışız durumu...

Seçmeler-16

Sitede çok mutlu Defne. Arkadaşları ile çok güzel vakit geçiriyor. Kendi yaşıtları ile bolca vakit geçirmesi benim de çok hoşuma gidiyor.. En sevdiği arkadaşları Ada ile Azra :) Bir araya geldikleri anda  kaydırağın üstüne çıkıp evcilik oynuyorlar muhakkak..







uyku sonrası bir fıstık :)
 


 Dayısının kulaklığına el koydu, müzek dinlerken çok keyif aldı :)


Atlıkarınca zamanı...
 

Kokoş Defne :)
 


Mısır yemeyi de çok severiz :)
 

Fıstığım benim.


Hüğya anne ile birlikte servis bekliyorlar :) Gözlükler de pek bir yakışmış...
 

Dede-torun çiçek sulamaktan çok keyif alıyorlar.



Anneanne ile oyun zamanı ( eldeki oyuncaklar annenin oyuncakları :) )


Yorgun prenses...


O minik ayakları yerim ben...