26 Ocak 2012 Perşembe

Küçük Kuş' un Okulunda Kurabiye Etkinliği...

Sinem Hanım aradı geçenlerde, “çocuklar ile birlikte veli etkinliği yapmak istiyoruz, ilk veli etkinliğini sizinle yapalım istedik, uygun musunuz” dedi Tabi ki dedikten sonra başladım sormaya, ne yapabiliriz, nasıl olacak, kaçta gelmem lazım gibi gibi. Ortka bir karar ile mutfak etkinliği yapmaya karar verdik. Defne ve sınıf arkadaşları ile birlikte kurabiye yapacaktık. Defne’ ye de bahsettim durumdan ve sabırsızlıkla bekledi okula gideceğim günü. Ve gün geldi çattı. Sabah Defne’ yi yine bıraktım okula, 2-3 saat sonra tekrar okula gitmek üzere. Ama biliyor ya küçük kuş gideceğimi, “Anne zaten geleceksin okuya, neden didiyosun ki şimdi işe,ditme kal buydaaa” zor ayrıldık. Etkinlik saati öncesi, Sinem Hanım ile görüşerek okulda olmayan malzemeleri öğrendikten sonra gerekli olan eşyaları alıp düştüm okul yoluna.  Beni aldı bir heyecan J. Minik kuzuların müzik dersinin bitmesini bekledim. O kadar heyecanlıydım ki anlatamam, sanki hiç kurabiye yapmamışım hayatımda J

Sonra kuzular indiler yukarıdan mutfağa doğru. Tabi Defne beni görünce “Annem delmiiiş, anneciiim, hoşdeldiiin” diyerek koşturdu, sarıldı boynuma. Hepsi takmış aşçı sapkalarını, giymiş önlğkleri pke bir sevimlilerdi.
Hep beraber girdik mutfağa. Önce teker teker tanıştım,              
"merhaba ben Özge, Defne’ nin annesiyim, senin adın ne?” deyip ellerini sıkarak. Biraz çekingen, biraz meraklı hepsi tokalaştı benimle. Defne de hemen uzattı elini gülerek, “Meyaba, ben Defne, Ösge’ nin kızıyım Jdiyerek.. çok da esprili benim güzel kızım J

Sonra başladık kurabiyeyi yapmaya. Önce una dokundular, sonra malzemeleri sayarak onlara koydurdum, hamuru biraz ben yoğrduktan sonra biraz da minklere izin verdim.  Hepsinin önüne biraz hamur koydum başladılar kalıplar ile hamurlarına şekil vermeye













Çok eğlenceli bir aktivite oldu, Defne inanılmaz keyif aldı benim okulunda olmamdan, çok eğlendi, çok güldü. Akşam da kurabiyelerden getirdi eve ikram etti bana ve babasına afiyetle yedik.

23 Ocak 2012 Pazartesi

İpucu :)

Bugün Defne koşarak geldi yanımıza. Süpyizzz aykamda bişey vayyy, bilin bakalım ne vaaayyy ( Süpriz arkamda birşey var, bilin bakalım ne var ). Dedim ki;


"Defne' cim ipucu ver bize istersen."
Defne : İpucu ne demek ki?
Ben : Bir şeyin ne olduğunu söylemeden onun hakkında bilgi vererek karşındakinin anlamasını sağlamaya ipucu vermek denir. Mesela rengini, şeklini söyleyebilirsin.
Selçuk : Mesela Defne' cim, anahtarı anlatmak için ipucu vermek istersen, kapıyı açar.diyebilirsin.
Tamam dedi Defne, hadi dedik yapalım o zaman, koşa koşa geldi yine;
"Size bi süpyizim vayyy, ipucuuu anahtar kapiyi açayyyy" :):):):)
Şu çocukların müthiş beyin yapıları. Öldük gülmekten, kırıldık kahkahadan. Bu arada güzel kızımın bize süprizi ise bir bileklikmiş...

İlk Veli Toplantısı :)

Karnemizi  aldıktan sonra J, ilk veli toplantımızı da yaptık. Çok heyecanlıydım giderken, bir yığın soru hazırladım bir kağıda not aldım.  Önce Sinem “övetmen” sonra da okul pedagogu Sesil hanım ile görüştüm. İkisinin de ortak görüşü, Defne’ nin son derece sosyal bir çocuk olduğu, iletişiminin çok kuvvetli olduğu, kendisini çok güzel ifade edebildiği ve özbakım becerilerinin çok gelişmiş olduğu. Tüm bunları biliyorum aslında ama insanın kendi çocuğuhakkında bir başkasından güzel şeyler duyması gerçekten çok mutlu ediyor.
Sesil Hanım da, Sinem Hanım da çok dikkat ettikleri bir detayı paylaştılar, bir gün bir arkadaşının giydiği elbiseyi çok beğenmiş Defne. Sesil Hanım diyor ki, bu yaş grubu çocuklarda bu gibi bir durumda genelde şu tip bir tepki olur : Bu elbiseden ben de almak istiyorum ya da ben de giymek istiyorum şimdi   gibi. Ancak Defne’ nin tepkisi “Nisan’ cım elbisen çok güzelmiş, sana da çok yakışmış, çok beğendim güle güle kullan” şeklinde olmuş. Bu duruma şahit olduklarında çok çok şaşırmışlar. Sesil hanım diyor ki, “Yaşına göre inanılmaz bir olgunluk, gerçekten çok etkilendim”  bunu  duyunca da ben de çok mutlu oldum gerçekten.
Arkadaşları ile iletişimi çok iyiymiş, paylaşım konusuda çok çok gelişme göstermiş, ince motor yetenekleri çok gelişmiş. “ Kalemi çok güzel tutuyor ve boyama yaparken çizginin dışına hiç taşırmıyor” diyor Sinem Hanım. Geçenlerde bir yapıştırma etkinliği yapıyorlarmış, bir bulutun içini uhu yapıp, pamuklar yapıştıracaklarmış, Defne uhuyu kesinlikle çizginin dışına taşırmadan itina ile içini uhulamış ve pamukları sadece bulutun içine yapıştırmış. Çok hoşuna gitmiş Sinem hanım ın.

“Tam bir öğretmen gibi davranıyor ve adeta benim yardımcı öğretmenim görevini üstleniyor sınıfta” dedi  Sinem Hanım. Yemek esnasında ayağa kalkan bir arkadaşına “ Ata, yüpten otuy ama bak yemek yiyeceğiz, yemek yeniyken ( yenirken )  ayakta duyulmaz ki” diyormuş mesela. Ve ya biraz yüksek sesle konuşan bir arkadaşı varsa, “ Ama Nisan cım bağırmaman gerekiy, sesin kısılıy sonra, boğazların aciy” diyormuş.
Evde yaşanan olayları anlatmaya da bayılıyormuş okulda. “Dün akşam bize Sibel ablalar geldi”,  “ben artık anne baba odasında yatmıyorum ama sadece haftasonları yatıyorum” gibi gibi her olayı gidip anlatıyormuş J aynı şeyi okul hayatı için de yapıyor mesela. O gün neler yaşadıysa okulda gelip anlatıyor bıcır bıcır. Öğrendiği şarkıları söylüyor her an.
Yaptığım bir şeyi paylaştığımda doğru yöntem konusunda yönlendirdi Sesil Hanım. Zaman zaman çok sinirlendiğinde bana vuruyor. Bir gün dedim ki, bundan sora her vurduğunda, o gece kitap okumayacağız. Ve de vurursa eğer “ vurduğun için kitap okumayacağız bu gece”.  Daha vurur vurmaz, annecim yanlislikla oldu, bir daha vuymuycam” diyor ama ben “kuralımız var, Defne’ cim, vurduğun için okumayacağız” diyorum. Üzülüyor ağlıyor ama okumuyoruz. Sesil hanım’ ın yönelndirmesi şu yönde oldu. “bu konuda kuralınız yine olsun ve Defne de bu kuralı bilsin, ama olumsuz mesaj yerine olumlu mesaj verin  yani vurmadığı gün “Defne bak bugün bana vurmadığın için kitap okuyabiliriz.” Aynı şey her türlü koşulda geçerli. “yemeğini yemezsen çikolata vermem” yerine, “çikolata yemek istiyorsan yemeğini yemelisin” gibi. Uygulamak zor ama kesinlikle gerekli.

Gece uykusunda nasıl artık tek başına yatmaya geçtiğimizi, odada bir canavar gördüğü zaman canavardan kurtulmak için izlediğim yolu, sütü bırakma sürecimizi , her gece bol bol okunan kitapları, akşamlar birlikte geçirdiğimiz zamanlarda neler yaptığımızı gibi yaşananları paylaştığımda zaten doğru yolda olduğumuzu söyledi ve bu yaklaşımlarımıızın çok net görüldüğünü de iletti Sesil Hanım. Evde Defne ile ilgilenildiği, büyük bir insan gibi dikkate alınıp dinlenildiği  belli dedi.
Sesil Hanım da Sinem Hanım da, “örnek çocuk” tanımlaması yaptılar Defne için. Nasıl mutlu oldum anlatamam. Büyütürken gözünün içine baktığımız, aman gelişiminde ters bir etki yaratmayalım diye her bir davranışımızı tarttığımız güzel kuş, emeklerimizin karşılığını veriyor. Vermese de hiç sorun değil tabi ki ancak doğru yolda olduğumuzu görmek bizi çok mutlu ediyor. Çocuk büyütmek gerçekten çok çok keyifli ancak bir o kadar da zor. Bir birey bu dünyada ve her türlü koşula karşı hazırlklı donatmak lazım. Hülya hanım’ ın bu durumdaki  aktkısını da unutmamak gerek tabi ki. Aynı paralelde olmasak bu başarıyı elde etmek çok mümkün olmaz.

İlk karne :)

Güzel kızım ilk karnesini aldı J. 24-36 ay aralığı için zihinsel, bilinçsel, dilsel, sosyal, özbakım gelişimleri sıralanmış ve notlandırma üç kategoride yapılmış. ( yapabilmekte, gelişmekte, desteklenmeli )  Maşallah kızıma karnesi gerçekten çok çok çok iyi.

 Sadece bir konuda “gelişmekte” olarak belirtilmiş. O da, “bir başka odadan bir başkasını çağırabilir, bir nesneyi getirebilir” maddesi. Aslında bunu çok çok güzel yapıyor Defne, ben de veli toplantısında öğretmenine sordum, şu cevabı aldım. “Evet Defne bunu çok güzel bir şekilde yapıyor, sadece bir yabancıyı çağırması gerektiğinde biraz çekiniyor ama zaten yaşı gereği bu çekingenlik de normal ve her çocuk aynı şekilde “
Bir de değerlendirme formumuz var, geçtiğimiz dönem baz alınarak Defne nin genel davranışsal durum değerlendirmesi. 




çok büyük bir mutluluk küçük kuşun ilk karnesini görmek gerçekten :)

Miki Mouse Show..

Duyduk ki, Mickey Mouse ve arkadaşları geliyormuş İstanbul’ a. Kaçırır mıyız bu fırsatı hiç, hemen koyulduk yollara..
Arzu ile Emin gelip aldılar bizi. Gidiş yolunda Tuana uyuyordu, Defne yol boyunca sordu, “anne Tuyana ne zaman uyanacak, ben onu çok osledim” diye. Bir ara Emin dedi ki, “Defne’ cim sen araba kullanmak ister misin” Defne’ nin cevabı hemen geldi “ Emin abicim ben daha dot düdüğüm ki ( ço küçüğüm ), düdütler ayaba kuyyanamaslar ki, poyis amcalay kızay onlaya” J
Ora Arena ya vardığımızda Tuana uyandı. Show alanına gitmeden önce bir iki mağazaya girdik. Defne  hemen bir kaç eteğin yanına gidip, “annecim ben bu eteyi daydeşime ( kardeşime ) almak istiyoyum, ayabiliy miyim?” dedi.  Alışverişte  ilk aklına gelen minik kuzeni oluyor hemen çok hoşuma gidiyor J

 İki kafadar, show un başlamasını beklerken boyama yaptılar birlikte. 





Show zamanı geldi. İlk yarı bizim yanımızdan izlediler Miki Mouse ve arkadaşlarının maceralarını ama ikinci yarı özgürlüklerini ilan ederek en önden izlediler. Arada mısır alıp yediler iki küçük prenses











Show çıkışı el elele mağazaları gezdiler yine.



Dönüş yolunda eve yaklaşırken, Emin’ e dedi ki Defne “Emin abicim buyadan U dönüşü yapman lazım” Emin : Sen U dönüşünü nereden biliyorsun” deyince başladı açıklamaya “ babam öğyetti bana, bu yoldan didiyosun, teys duyan baydak gibi ( ters duran bardak ) dönüyosun, kayşı yola geçiyosun buna U dönmek deniyy”

Çok eğlenceli bir gün geçirdik birlikte...Defne çok istedi bize gelsinler ve Tuana ile ibraz daha oynasınlar ama eve dönmeleri gerekiyordu Arzu' ların. Başka bir sefere buluşmak üzere ayrıldık..

18 Ocak 2012 Çarşamba

Annecim Ayabayı Yana paykedey misin yüpten?

Geçen gün Defne kuş ile birlikte arabadayız. Birden dedi ki " Annecim  Ayabayı Yana paykeyey misin yüpten?"
Ne oldu Defne' cim neden park edeyim şimdi arabayı dedim, "Annecim yanda bir dicekçi ( çiçekçi ) göydüm, babamla sana dicek ( çiçek ) almak istiyoyum, yüpten ( lütfen ) ayabayı payket" dedi. Çoook mutlu etti beni. " Canım benim, çok teşekkür ederim almış kadar mutlu ettin beni" dedim, verdiği cevap da ayrı bir güzeldi "Veymiş kaday mutlu edemem ki, daha veymedim ama, baak elleyimde dicek yok ki benim" :)
Güzel kızım, büyüdü, ve bana ve babasına çiçek almayı düşünecek kadar tatlı bir şey oldu...

15 Ocak 2012 Pazar

Geniz Eti :(

Geceleri zaman zaman hırıltılı sesler çıkarıyordu Defne. Kontrolü elden bırakmayalım, götürelim Kulak Burun Boğaz uzmanına dedik.  Açıkçası bir sorun ile karşılaşmayacağımızı düşünüyordum.  Doktor muayene etti, bu sırada Defne de kameradan boğazını görüyor olmaktan çok mutlu idi, kocaman açtı ağzını ve bekledi hiç sesini çıkarmadan. Muayene sonunda duyduğum söz ise irkilmeme sebep oldu;

“Büyükçe bir geniz eti var ve operasyonla alınması gerekli!!!!”

Bir an neye uğradığımı şaşırdım, kısa bir şok anı sonrasında sorular ardı ardına;

“ Bu yaşta yapılabilir mi?” Cevap :  8 aydan itibaren her çocuğa yapılabilir

“Ne kadar süren  bir işlem?” Cevap : 15 dk

“bu yaşta narkoz sıkıntılı değil mi?” Cevap : Tabi ki doz buna göre ayarlanıyor

“İyileşme süreci nasıl?” Cevap : 2 gün okula gitmeyecek, ılık sıvı  ağırlıklı besin tüketecek, ağrı-sızı yok.

“alınmasa ne olur?” Cevap : Söyleyrek sizi panikletmek istemem ama en hafifi şu : Grip hali geçmek bilmez.

“Tekrar büyüme ihtimali var mı?” Cevap : iyi bir operasyon ile alınmazsa evet.

Vb vb vb..

Doktorun odasından çıktığımda dayak yemiş gibiydim. Hülya hanım ile birlikte girmiştik içeriye, ikimizin de çenesi titriyordu, birisi ne oldu diye sorsa hıçkıra hıçkıra ağlayacaktık herhalde. Hiç ihtimal vermezken bir geniz eti durumu çıktı karşımıza. Biraz toparlandıktan sonra Affsane Hanım’ ı aradım ve durumu özetledim. Bu konuşma biraz rahatlattı beni. 
Affsane hanım’ ın yorumu şöyle idi;

“Geniz  etini aşağıdaki durumlar gerçekleşirse alırız, yoksa bekleyebilriz. Ya da bu durumlar oluşursa yeniden değerlendiririz.

1.       Bir dönem ( örneğin bir kış ) 4 veya daha fazla kulak enfeksiyonu geçirirse. DEFNE’ DE BU DURUM YOK. Bırakın 4 kereyi, 1 kere bile kulak enfeksiyonu geçirmedi. Çok şükür şu ana kadar doğru dürüst antibiyotik bile kullanmadı ( 3 yıllık ömründe toplam 2 kez sadece )
2.       Geceleri nefessiz kalarak aniden uyanırsa . DEFNE’ DE BU DURUM YOK.
3.       Gün içinde burnundan nefes alamayıp ağzından nefes alıyorsa ( ağzı sürekli açık ise) DEFNE’ DE BU DURUM YOK
4.       Uykusunu alamadığına dair belirtiler gösteriyorsa, ( göz altları şiş ve mor, gün içinde yorgunluk ve huysuzluk vb ) DEFNE’ DE BU DURUM YOK
5.       Çok sık grip oluyor ve iyileşmiyorsa. DEFNE’ DE BU DURUM YOK             

Hal böyle olunca biz de operasyon fikrini askıya aldık. Durumu gözlem altında tutacağız tabi ki, bir-iki ay sonra başka bir doktora daha gideceğiz, sonra belirli periyotlar ile ( belki 6 ay ) doktor kontrollerine devam edeceğiz  ve tabi bu arada yukarıda saydığım durumlardan biri ya da bir kaçı yaşanırsa hemen doktora koşacağız. . Ama şu an için operasyona gerek olacak bir durum yok çok şükür...

12 Ocak 2012 Perşembe

Anneanne ile patates baskısı

Defne anneannesinin evinde çok mutlu. Ne zaman gitse boya malzemeleri çıkıyor, sulu boya yapılıyor anneanne ile birlikte uzuun uzun.  Ben küçükken okulda ödev olarka verilen tüm patates baskı resimlerini annem yapardı. Şimdi benim minik kızım yapıyor patates baskıyı annem ile..



9 Ocak 2012 Pazartesi

Kuzey Bebeğin Doğumgünü



Defne’ nin çook çok sevdiği Kuzey bebek, geçtiğimz günlerde 1. Yaşını kutladı. Çok keyifli bir ortamda girdi ilk yaşına Kuzey. Minikler Gymboree nin keyifli atmosferinde çok eğlendiler.











İyiki doğdun Kuzey bebeeek JJJ



2 Ocak 2012 Pazartesi

DUTYAN kimdir???

Sinpaş Aqua City sitesinin önünden her geçişimizde Defne : "biz servisle buyda "Dutyan" ı indiriyoruz, sonra Batu iniyor sonra ben iniyorum" diyor. Kimdir bu Dutyan bir türlü anlayamasık Selçuk la. Her seferinde soruyoruz? " Biz : Defne cim arkadaşının adı Turhan mı?
Defne : Hayır Dutyan
Biz: Şükran?
Defne : Hayııır, Dutyan diyoyum ya
Biz : Batuhan?  Tufan? Doğukan? vb vb vb
Defne: artık iyice sinirlenerek, Dutyaaan, neden anlamıyosunuuuz?
olmadı bu iş, sonunda öğretmenini aradım ve öğrendim gizemli arkadaşının adını
Meşhur Dutyan aslında " Kutluhan" mış :)
Öğrendik, hem Defne rahat etti ,hem de biz...

Yılbaşı Gecesi

Yeni yıl yeni umutlar :)

Babannemiz ve dedemiz de geldiler Akhisar dan.  Anneanne, dede ve “dedo” nun da katılımıyla keyifli bir yılbaşı gecesi geçirdik. Defne, anneannesinin diktiği  mini mouse kostümü ile başladı geceye.






“noel baba” nın getirdiği hediyeleri açmak için sabırsızlandı, hediyelerin başında bekledi :)



Önce bir-iki hediyesini açtırdık sadece. 




Gecenin ilerleyen saatlerinde kostüm değiştirdik ve tabi hediye açmaya devam J




Noel baba nın, “Dayla abla dantasi” getirdiğini görünce yaşadığı sevinç dünyalara bedel  J



Babasıyla takıp yılbaşı süslerini, bizi eğlendirdiler




Fotoğrafları yok malesef L, ama herkesi teker teker oynamaya kaldırdı, bir de yönlendirdi J, “dede şimdi sen oyna, tamam anne sıra sende,dedo ama hadi oynaa,  babaaa hadi kalk ama sen oynamadan olmaz, kızarım bak sana J

Yılbaşı kutlaması sonrası  minik kuş artık yorgunluktan bitap bir halde babasının kollarına attı kendini


Çok güzel bir geceydi. Amca ile Yelda abla katılamadılar bize Yelda ablanın işleri dolayısıyla, onlarsız bir yanımız eksikti. Ama umarım önümüzdeki sene bir de ufak kardeş ile :) ( Yelda abla ile Bora amcanın minik melekleri ) yapacağız kutlamayı...