Karnemizi aldıktan sonra J, ilk veli toplantımızı da yaptık. Çok heyecanlıydım giderken, bir yığın soru hazırladım bir kağıda not aldım. Önce Sinem “övetmen” sonra da okul pedagogu Sesil hanım ile görüştüm. İkisinin de ortak görüşü, Defne’ nin son derece sosyal bir çocuk olduğu, iletişiminin çok kuvvetli olduğu, kendisini çok güzel ifade edebildiği ve özbakım becerilerinin çok gelişmiş olduğu. Tüm bunları biliyorum aslında ama insanın kendi çocuğuhakkında bir başkasından güzel şeyler duyması gerçekten çok mutlu ediyor.
Sesil Hanım da, Sinem Hanım da çok dikkat ettikleri bir detayı paylaştılar, bir gün bir arkadaşının giydiği elbiseyi çok beğenmiş Defne. Sesil Hanım diyor ki, bu yaş grubu çocuklarda bu gibi bir durumda genelde şu tip bir tepki olur : Bu elbiseden ben de almak istiyorum ya da ben de giymek istiyorum şimdi gibi. Ancak Defne’ nin tepkisi “Nisan’ cım elbisen çok güzelmiş, sana da çok yakışmış, çok beğendim güle güle kullan” şeklinde olmuş. Bu duruma şahit olduklarında çok çok şaşırmışlar. Sesil hanım diyor ki, “Yaşına göre inanılmaz bir olgunluk, gerçekten çok etkilendim” bunu duyunca da ben de çok mutlu oldum gerçekten.
Arkadaşları ile iletişimi çok iyiymiş, paylaşım konusuda çok çok gelişme göstermiş, ince motor yetenekleri çok gelişmiş. “ Kalemi çok güzel tutuyor ve boyama yaparken çizginin dışına hiç taşırmıyor” diyor Sinem Hanım. Geçenlerde bir yapıştırma etkinliği yapıyorlarmış, bir bulutun içini uhu yapıp, pamuklar yapıştıracaklarmış, Defne uhuyu kesinlikle çizginin dışına taşırmadan itina ile içini uhulamış ve pamukları sadece bulutun içine yapıştırmış. Çok hoşuna gitmiş Sinem hanım ın.
“Tam bir öğretmen gibi davranıyor ve adeta benim yardımcı öğretmenim görevini üstleniyor sınıfta” dedi Sinem Hanım. Yemek esnasında ayağa kalkan bir arkadaşına “ Ata, yüpten otuy ama bak yemek yiyeceğiz, yemek yeniyken ( yenirken ) ayakta duyulmaz ki” diyormuş mesela. Ve ya biraz yüksek sesle konuşan bir arkadaşı varsa, “ Ama Nisan cım bağırmaman gerekiy, sesin kısılıy sonra, boğazların aciy” diyormuş.
Evde yaşanan olayları anlatmaya da bayılıyormuş okulda. “Dün akşam bize Sibel ablalar geldi”, “ben artık anne baba odasında yatmıyorum ama sadece haftasonları yatıyorum” gibi gibi her olayı gidip anlatıyormuş J aynı şeyi okul hayatı için de yapıyor mesela. O gün neler yaşadıysa okulda gelip anlatıyor bıcır bıcır. Öğrendiği şarkıları söylüyor her an.
Yaptığım bir şeyi paylaştığımda doğru yöntem konusunda yönlendirdi Sesil Hanım. Zaman zaman çok sinirlendiğinde bana vuruyor. Bir gün dedim ki, bundan sora her vurduğunda, o gece kitap okumayacağız. Ve de vurursa eğer “ vurduğun için kitap okumayacağız bu gece”. Daha vurur vurmaz, annecim yanlislikla oldu, bir daha vuymuycam” diyor ama ben “kuralımız var, Defne’ cim, vurduğun için okumayacağız” diyorum. Üzülüyor ağlıyor ama okumuyoruz. Sesil hanım’ ın yönelndirmesi şu yönde oldu. “bu konuda kuralınız yine olsun ve Defne de bu kuralı bilsin, ama olumsuz mesaj yerine olumlu mesaj verin yani vurmadığı gün “Defne bak bugün bana vurmadığın için kitap okuyabiliriz.” Aynı şey her türlü koşulda geçerli. “yemeğini yemezsen çikolata vermem” yerine, “çikolata yemek istiyorsan yemeğini yemelisin” gibi. Uygulamak zor ama kesinlikle gerekli.
Gece uykusunda nasıl artık tek başına yatmaya geçtiğimizi, odada bir canavar gördüğü zaman canavardan kurtulmak için izlediğim yolu, sütü bırakma sürecimizi , her gece bol bol okunan kitapları, akşamlar birlikte geçirdiğimiz zamanlarda neler yaptığımızı gibi yaşananları paylaştığımda zaten doğru yolda olduğumuzu söyledi ve bu yaklaşımlarımıızın çok net görüldüğünü de iletti Sesil Hanım. Evde Defne ile ilgilenildiği, büyük bir insan gibi dikkate alınıp dinlenildiği belli dedi.
Sesil Hanım da Sinem Hanım da, “örnek çocuk” tanımlaması yaptılar Defne için. Nasıl mutlu oldum anlatamam. Büyütürken gözünün içine baktığımız, aman gelişiminde ters bir etki yaratmayalım diye her bir davranışımızı tarttığımız güzel kuş, emeklerimizin karşılığını veriyor. Vermese de hiç sorun değil tabi ki ancak doğru yolda olduğumuzu görmek bizi çok mutlu ediyor. Çocuk büyütmek gerçekten çok çok keyifli ancak bir o kadar da zor. Bir birey bu dünyada ve her türlü koşula karşı hazırlklı donatmak lazım. Hülya hanım’ ın bu durumdaki aktkısını da unutmamak gerek tabi ki. Aynı paralelde olmasak bu başarıyı elde etmek çok mümkün olmaz.