18 Ağustos 2010 Çarşamba

Yaşasın Babamın Doğum Günü...

15 Ağustos babamızın doğum günü idi. Defne, yanağına sıcacık bir öpücük kondurarak kutladı babasının doğum gününü. Bütün gün ise aramızdaki diyalog şu şekilde idi;

Anne: Defne, bugün kimin doğum günü?

Defne: ( Gülerek ) Ba baaaaaa.

Bütün gün, alkışlar eşliğinde “İyiki doğduuun ba baaa, iyi ki doğduun ba baa, “ şarkısını söyledik.
Pasta mumu üflenirken tabi ki Defne yine başroldeydi ve mumlar belki 5 kez yakıldı, Defne tarafından tekrar söndürüldü alkış ve gülümsemeler eşliğinde.

İyi ki doğdun sevgili babamız, seninle biz çoook mutluyuz :)





11 Ağustos 2010 Çarşamba

Didim Tatilimiz...

Bu seneki ikinci tatilimiz için adres Didim oldu.
Gidiş yolunda her zamanki gibi Ortaklar’ a uğrayıp çöp şiş yemeyi ihmal etmedik. Defne orada ilk kez bir kuzu gördü yakından. Çok da sevdi bu minik kuzuyu :)

Babası her gün duş aldırdı kızımı. Defne bayıldı su ile oynamaya..


Denizde ilk gün simit ile yüzsün dedik. Ama kıyıda da oynamak istedi sürekli ve her an denize düşme tehlikesiyle kolluklar kolunda olsun dedik. Baktık bir denize girmek istiyor, bir kenarda oynamak istiyor, hem kolluk, hem simit değişik bir durum oluştu :)







Yine kum, kova, kürek seanslarımız yaşandı sıklıkla..














İlerleyen günlerde anneanne, dede ve dayı da katıldı bize.



Bikiniler de pek bir yakıştı kızıma :)


Kuzenimiz Didem’ in kızı Alya ile denizde çok iyi anlaştılar..



Denizde geçen 1-2 günün sonunda, artık Defne’ ye yüzmeyi öğretmenin zamanı geldiğine karar verdim. Öğretmek sadece 3 dakikamı aldı. Kolluklar kolundaydı zaten, ona sadece, ağzına su girmemesi için kapalı tutması gerektiği söyledim ve nasıl kapatacağını gösterdim. Hemen aynısını yaptı. Sonra da onu bırakacağımı ve kendisinin su üstünde rahatlıkla durabilieceğini söyledim. Ben onu bırakınca ellerini ve ayaklarını hareket ettirmesini ( çıp çıp yapmasını :) )söyledim. Sonrasına buyrun siz bakın :)




Tüm aile bireyleriyle denize giriyor olmak ayrı bir keyif verdi Defne’ ye.





Masada oturup da her armutu bir kez dişleyip bırakması görmeye değerdi.


Beyhan teyzesi ailemizin gözlemecisi. Didim’ e senelerdir her gidişimizde muhakkak uğrar gözlemesini yeriz Beyhan ablanın. Defne de çok sevdi Beyhan teyzesinin gözlemelerini..

Tatilde her gün bahçelerden çiçek koparıp , “Ann neee” diye seslenerek bana getirdi, yanağıma sımsıcak bir öpücük kondurarak verdi. Daha mutlu bir an olamaz benim için herhalde. Beni çook mutlu eden başka bir olay daha var; sıcaklarla birlikte ayakkabısı hafiçe ayağına vurmuştu Defne’ nin. Dedesi canı acımasın, çabuk iyileşsin diye her gün kantaron yağı sürdü ayağına. Bir gün bein elimde uıfak bir yara gördü Defne. Önce hemen gelip elimi öptü iyileşsin diye, sonra da “De dee” diye dedesine seslendi, kantaron yağını gösterdi, sonra benim elimi gösterip “Ufff” diyerek, oraya yağı sürmesi için işaret etti. Nasıl sevindim, nasıl gözlerim doldu anlatamam. Benim küçük kuşum büyümüş de artık annesini düşünür olmuş :)

Yine çok keyifli bir tatilden oldukça mutlu bir şekilde ayrıldık. En kısa zamanda benzer tatilleri tekrarlamak dilekleriyle...