26 Mayıs 2010 Çarşamba

Defne' nin İlk Bisikleti

Defne son zamanlarda bisikletlerle çok ilgilenir olmuştu. Ne zaman dışarıya çıksak gördüğü ilk bisikletin yanına gidip oynamak, binmek istiyordu.

Bisikletlere ilgisini farkeden dayısı, küçük kuşa ilk bisikletini aldı. Öyle çok sevdi ki, inmek istemiyor hiç üstünden. Müziğini çalıştırıyor, alkışlıyor, gülüyor...

Büyüdü de küçüldü şirin böcek :), bisiklete kendi bindiği yetmiyormuş gibi, bir de ebeveyn kontrollü kısmı ile ittiriyor bisikletini.

24 Mayıs 2010 Pazartesi

21 Mayıs 2010 Cuma

Defne' den Haberler

Uzun zamandır küçük kuştan haber vermiyordum sizlere.

Aslında artık o kadar çok şey var ki anlatılacak, artık inanılmaz hızla gelişim gösteriyor. O yüzden herşeyi anlatmayacağım burada. Sadece birkaç örnek vereceğim.

Defne artık bir birey olduğunun farkında. Kendi zevkleri, kendi tercihleri var. Geçenlerde arkadaşlara ziyarete gidecektik. Ciciannesi ile, hangi kıyafeti giyeceği konusunda anlaştık. Ancak eve geldiğimde, üzerinde başka kıyafetler olduğunu gördüm. Küçük hanm kendisi istemiş üstündeki kıyafetleri. Bir de güzel yakıştırmış ki, beyaz tişört üzerine kırık beyaz bir elbise. Tabi çoraplar da beyaz. Prenses gibiydi yani benim küçük kuşum. Evden çıkma vakti geldiğinde, beyazlar üzerinde kırık beyaz ceketin yakışacağını düşünerek o ceketi giydirmek istedim. Ancak Defne ısrarla dolabındaki başka bir yeleğini gösterdi. Aramızda geçen diyalogu aynen aktarıyorum :)
Anne: Defne’ cim hadi gel beyaz ceketini giyelim.
Defne: (Füme-pembe karışımı yeleğini işaret parmağı ile göstererek) Buuuu
Anne: Ama annecim beyaz ceketin daha çok yakışabilir.
Defne: ( Israrla pembe-füme yeleğini göstererek ): I ıııııı, buuuuuuu
Anne: Tamam hadi yeleğini giyelim o zaman.
Defne: ( Gülerek ve el çırparak ) Hadiii.. ( Adiii)
Yeleğini giydikten sonra da yakışıp yakışmadığına öyle bir bakışı vardı ki, gülümsememek elde değil.

Burada da bitmedi. Sıra ayakkabı seçimine geldi. İki çift ayakkabısı var, biri pembe biri beyaz. İkisini de yan yana koydum ve Defne yere oturdu. İşte aramızdaki diyalog;
Anne: Defne’ cim hangi ayakkabını giymek istersin?
Defne: ( Büyük insan edasıyla sağ elini çenesinin altına dayayarak) Mmmmmmmmm ( Bu arada bir pembeye, bir beyaza bakıyor, karar vermeye çalışıyor yani :) Sonunda kararlı bir şekilde parmak beyaz ayakkabıya uzanıyor: Buuuuu.
Anne: Tamam hadi o zaman beyaz ayakkabıyı giydirsin anne.
Defne: ( Yine gülerek ve el çırparak ): Hadiii..

Öyle şaşırttı ki beni bu yaşadığımız olay. Ben henüz kabul etmedim ama büyümüş galiba benim kızım.

--
Anneannesinin evinde bir tespih buldu ve onu bırakmaz oldu. Tespihi kolye yapıyor kendine süslü hatun :) Daha eve girer girmez neredeyse gidip buluyor ve hemen geçiriveriyor boynuna. Balık burcu süslü olur denirdi de inanmazdım. Öyleymiş gerçekten.
Bir de çantası var ki sormayın, bayılıyor o çantayı da koluna geçirip evin içinde dolaşmaya.

Anneannesi bakmış çok seviyor küçük hanım çantaları, hemen almış ona küçük, sevimli bir çanta..Tabi kolye de vazgeçilmez bir aksesuar :)

--
Herşeyi artık öyle güzel ifade ediyor ki, anneannesinde, bebeklerini salladığı bir beşik var ( beşik değil aslında ama Defne o amaçla kullanıyor :) )Geçen gün onu mutfakta bırakmış. Biz de kimse yokken mutfağın kapısını kapatıyoruz içeriye girmesin tek başına diye. Bir baktım mufağın kapısına vuruyor ve ısrarla kapıyı açmamızı istiyor ( Kapı kolunu işaret ederek ). Ne oldu annecim neden mutfağa girmeyi istiyorsun dediğimde, elini başına dayadı ve “beeee beeee” diyerek sallanmaya başladı. ( Beşikte bebeklerini sallarken muhakkak Beeee Beee diyor ). Anladım tabi beşiğin içeride olduğunu, kapıyı açtım ve hemen koşarak gidip beşiğini aldı sevinçle.
--
Bu arada çok tehlikeli bir şey, artık sokak kapısını açabiliyor !!!. Kapının üst mandalı sürekli kapalı artık açamasın diye..
--
Sitede dolaştııktan sonra hadi eve gidelim dediğimiz anda apartmana yöneliyor, biz sadece arkadan takip ediyoruz, küçük hanım apartman kapısından giriyor, düz yürüyüp sola dönüyor, asansörü geçerek sağa dönüyor, evin kapısının önüne geliyor ve başlıyor kapıyı vurmaya. Evin yolunu biliyor yani ...
--
Kapı vurmak dedim de, kapalı kapılara öyle bir güzel vuruyor ki, eli yumruk yapıyor, hafif hafif vuruyor kapıya. Bir yandan da sesleniyor içerideki kişiye. Örneğin odada babası varsa, “Ba baaa, ba baaa ( çoook cilveli duymak lazım ) del del” diye bağırıyor.
--
Topu bu aralar favori. Eline aldığı gibi babasına koşuyor, adii dell dell ( Hadi gel gel) diyerek. Babası ile top oynamaya bayılıyor. Kahkahalarla gülüyor oynarken.
--
Biraz inatçıyız bu aralar. Öyle dediğim dedik ki, istediği olmadığı zaman hemen ağlamaya başlıyor, “sen bilirsin istediğin kadar ağlayabilirsin ama o ( örneğin anahtar) senin oyuncağın değil, onu sana veremem” diyerek yanından ayrılıyorum, bir bakıyorum tıpış tıpış gelmiş peşimden. Her zaman böyle olmuyor ama bazen yarım saat-1 saat tutturduğu oluyor, dikkati başka şeye kaymıyor. Zor dönemler yani.

--
Geçenlerde salonda oynuyoruz beraber oyuncaklarıyla. Kilosunun ne kadar olduğunu merak ettim ve "Hadi Defne kaç kilo olmuşsun bakalım" dedim. Hemen kalktı, direk olarak banyoya yöneldi, basküle önce bir kez basarak sıfırladı ve üstüne çıkarak tartıldı! Kaç kilo olduğunu sorarcasına da bana baktı. İnanamadım bu yaptığına...

Daha anlatılacak o kadar çok şey var ki, yukarıda da söylediğim gibi her gün yeni birşeyler yaparak mutlu ediyor, sevgiden çılgına döndürüyor bizi. Yanımızda değilken bile babası ile tek muhabbetimiz o. “Ne güzel gülüyor değil mi, çok güzel sarılıyor, ayy canım kızım özledim çok” cümleleri uzayıp gidiyor..

10 Mayıs 2010 Pazartesi

Anneler Günü...


Annedir yüreği fazla dayanmaz
Herkes bıksa benden annem bana doymaz
Öper besler beni unutur kalbinde
Annem burda olsun bana bir şey olmaz
Hergün bakar bana kusurumu görmez
Günler gece olsa o ışığı sönmez
Ellerim büyüdü avuçlarında
Bi tek annem olsun bana bişey olmaz

Bayılıyorum bu şarkıya. Ne zaman duysam, tüylerim diken diken oluyor, gözlerim doluyor. Bir kez daha şükrediyorum Allah' a bana böyle bir duyguyu tattırdığı için.

Dün anneler günüydü. O melek annenin kızı olarak 30. , güzel kızımın annesi olarak 2. anneler günüm. Annelik öyle güzel, öyle keyifli bir duygu ki, kelimelerle ifade etmek gerçekten çok zor. Hayatımın en değerli varlığının gözümün önünde gün be gün büyümesini, gelişmesini izlemek, her yaptığı davranışla keyiflenmek, gururlanmak. Hem de az buz bir gurur değil taa yürekten gelen, öyle yoğun yaşanan, "benim kızım süper" dedirten bir gurur. Eminim her anne benimle aynı duyguları yaşıyordur.

Benim küçük meleğim her gece emme seansı sonrası koynuma sokulmaya, boynuma burnunu dayayarak kokumu içine çekmeye, yanaklarımı okşamaya, defalarca öpmeye, boynuma sımsıkı ( ama gerçekten çok sıkı ) sarılmaya devam ediyor. Ben ise mutluluktan eriyorum o anlarda. Bir önceki gecenin uykusuzluğu, bütün günün yorgunluğu tarih olup uçuyor. Onun bir gülüşü dünyalara bedel. Daha büyük bir mutluluk yoktur bir anne için hayatta diye tahmin ediyorum.

Dün Defne bütün gün "ann neee, annn neee" diyerek dolaştı, ağzından başka kelime çıkmadı diyebilirim. Bana verilen daha değerli bir hediye olabilir mi? Hele gülerek bana uzattığı çiçek yok mu, önüme paha biçilmez hediyeleri dizseler bir dakika bile dönüp bakmam o çiçekten sonra.

Güzel kızım ile geçen sene ilk anneler günümüzü kutlamıştık ama bu sene daha bir farklı. Tamamen bilinçli bir şekilde bana sevgisini belli eden bir melek o şimdi.

Anneler gününün ilk saatlerinde babamız yanımızda olamadı, biz de dede, dayı, anneanne, anne, Defne beşlisi şeklinde kutladık anneler gününü. Hava şansımıza oldukça güzeldi. Kahvaltı için gittiğimiz mekanda Defne mama sandalyesinde oturmak istemedi ve sürekli dolaştı etrafta.
Bu ara favorimiz olduğu üzere şişeden su içti, mevsimin en sevdiği meyvesi olan çilek yedi.











Canım ANNEm, güzel KIZım. İyiki varsınız, iyiki varsınız da bana bu müthiş duyguları yaşatıyorsunuz. İkinizi de çoook seviyorum.

Tabi eşimin annesi, Nermin annemi de unutmuyorum. Seni de çok seviyoruz sevgili babaANNEmiz :)

Defne' nin bugüne gelmesinde ,böylesine sağlıklı ve harika bir bebek olmasında bize çok büyük desteği olan sevgili ciciANNEmiz, Defne kuş seni çook öpüyormuş :)...
iyiki varsınız hepiniz...