22 Mart 2010 Pazartesi

Haftasonu..

Yoğun ve hareketli, bol güneşli, güzel mi güzel bir haftasonu geçridik.

Cuma günü, doktor kontrolü sonrası cicianneyi bıraktıktan sonra, büyükanneyi de alarak Özgürlük Park’ ına gittik havanın güzelliğin fırsat bilerek. Çocuk bahçesine götürdük Defne’ yi. Hayatında bir “ilk” i daha yaşadı. Salıncağa, kaydırağa bindi güzel kızım. Daha önce salıncak için denemelerimiz olmuştu ( kış başında ) ama henüz küçük olduğu için korkmuştu, daha sonra ise havaların soğuk olması nedeniyle çıkaramamıştık. . Şimdi ise korkmak ne kelime, ne kadar hızlı sallarsam o kadar fazla gülücük attı etrafa.

Daha yeni yürümeye başlayan o değilmiş gibi, elimden bırakıp koşturdu kaydırağa, kendi başına gitmek istedi her yere. “Dur kızım, yavaş ol meleğim, koşma annecim” cümleleri arasında bir oraya, bir buraya koşturdu durdu.

Kaydırağı da ayrı bir sevdi, hiç ayrılmadı başından hep binmek istedi. Emekleyerek yukarı tırmanmaya çalıştı aşağıdaki resimde de görüleceği gibi..









Parktan çıkıp ayakkabı almaya gittik beraber. Ancak parktaki yorgunluktan dolayı daha arabaya biner binmez uykuya daldı. Büyükannesi yanında kaldı küçük hanımın, ben de ayakkabısını almaya gittim. Doktorun tavsiyeleri ve arkadaşların önerilerinden yararlanarak, “Kifidis” marka ayakkabı aldım. Tam da doktorun istediği gibi altı yumuşak ve bilekten kavrıyor. Oldukça da sağlıklı ve üstelik sevimli bir ayakkabı. 21 numara kızımın ilk sokak ayakkabısı :) Bizim ayakkabılar arasında yerini aldı bakar mısınız :) . Anneler anlar beni, o kadar güzel, o kadar heyecan verici ki o minik ayakkabıları bizimkilerin yanında görmek..


Cuma gününü anneanne, dede ziyareti ile sonlandırdık.

Cumartesi , yine güzel bir güne uyandık ve havanın güzelliğini fırsat bilerek yine attık kendimizi dışarıya. Mekan yine Özgürlük Parkı. Biz çok seviyoruz orayı, şehrin içinde nefes aldığımızı hissediyoruz. 3 km lik yürüyüşten sonra ( Defne tabi ki arabasında, çevreyi pür dikkat izleyerek, gördüğü her kedi için “miyavvvvv, miyavvvv diye çıldırarak :)) soluğu çocuk parkında aldık. Defne yine saldırdı salıncak ve kaydırağa bu kez babası ile parka gelmiş olmanın keyfini yaşayarak.




Sonra çimen ve toprakla tanıştı Defne. Korkar mı acaba dedik ama tam aksine oldukça ilgisini çekti . Yere bıraktı kendini, uzun uzun dokundu toprağa ve çimenlere..Kızımın doğayla bu kadarcık da olsa içiçe olabilmesi çok mutlu etti bizi. Umarım bu tür aktiviteler, ilerleyen günlerde artarak devam eder.



Cumartesi akşamı, yakın arkadaşlarımız Bahadır ve Gözde ziyareti ile devam etti. Defne, Gözde ile saklambaç oynadı çoook çok eğlendi, kahkahalar attı bizi de eğlendirdi..

Pazar sabahı,Defne uyanınca babamız kalktı ve kahvaltısını yaptırarak kızımla ilgilendi. Ben de saat 10’ a kadar uyumanın keyfini sürdüm. Kalktığımda, minik kuş yatağında klasik müzik eşliğinde mışıl mışıl uyuyordu.

Akşam üstü yine her zamanki mekanımıza gittik. Bu kez çocuk parkına gitmedik, daha doğrusu gidemedik çünkü daha ilk turumuzu atarken Defne pusetinde uyuyakaldı ve uyanmaması için durmadan tam 3 tur ( 4,5 km ) yürümek zorunda kaldık. Keyfili bir bahar akşamı ailece oldukça keyifli bir yürüyüş yaptık yani.

Akşam ise yakın arkadaşlarımız Erkan ve Sibel' lere gittik. Defne yine herkese gülücük attı. En çok da Erkan ve Sibel’ in tatlı kedileri Fıstık ilgisini çekti. “ Miyavvv miyavv” diye bütün akşam peşinde dolaştı “Fıstık’ ın”. Duymalısınız ama, o kadar sevimli "miyavvv" diyor ki, gülümsememek elde değil.

Eve gelince ise sıcak bir banyonun ve keyifli bir masajın ardından yorucu ama bir o kadar da keyifli haftasonunun kimbilir hangi kısımını rüyalarında görmek üzere mışııl mışıl uykuya daldı.

Oldukça güzel bir haftasonu idi Defne’ nin algılarının gelişimi açısından. Bütün bir yazı benzer aktiviteler ile geçirerek Defne’ nin fiziksel, zihinsel, sosyal gelişimine maksimum katkıyı sağlamak dilekleriyle biz de sonlandırdık hafta sonunu..

12. Ay doktor kontrolümüz..

3 aylık uzun bir aranın ardından, geçen Cuma doktor kontrolüne gittik. Maşallah güzel kızıma herşey gayet yolunda. Artık herşeyden yiyebiliyoruz. Zaten son 1 aydır özellikle akşam yemeklerinde bizim yemeklerimizden veriyorduk Defne’ ye ( az tuzlu hatta mümkün olduğunca tuzsuz) . Menümüze süt, yumurta beyazı ve bal da eklendi.

Süt olarak günlük süt vermenin daha uygun olduğunu söyledi Affsane Hanım. Biz de hafta sonu ilk denememizi yaptık, pek beğenmedi tadını şimdilik, ama anne azimli :), küçük küçük denemelere devam. Eminim sütü çok sevecek güzel kızım, ben çok seviyorum ne de olsa :)

Upuzuun bir soru listesi ile gittik Affsane Hanım’ a. Sağolsun, büyük bir samimiyetle her bir sorumuza tek tek cevap verdi. En önemli konumuz, henüz yeni yürümeye başlamış olan küçük prenses için ayakkabı seçimi oldu. Tabanı, elimizle kıvırdığımızda ayakkabı ikiye katlanacak kadar yumuşak olmalı ayrıca bileği kavramalı şeklinde tavsiyeleri oldu doktorumuzun.

Defne’ ye henüz televizyon izletmiyoruz algıları zayıflattığı için. Ancak Akıllı Bebek CD setlerinin izlenebilirliğini sorduk doktorumuza. O da günde yarım saati geçmemesi kaydıyla izletebileceğimiz söyledi. Ancak ben hala endişeliyim açıkçası. Belki de hiç izletmem.

Diğer bir önemli konumuz ise Defne’ nin kakasını söylemesi idi. Defne bir süredir kaka yapmadan önce ağzı ile “brrr” yaparak, kaka yapacağını söylüyor bize. Bu durumda tuvalet eğitimine başlamanın ne kadar doğru olduğunu sordum. Benim bildiğim ve araştırdığım kadarıyla, bu aylarda henüz anal kasları yeteri kadar gelişmediği için tuvalet eğitimine başlamak çok da doğru değil. Doktorumuz da aynı şeyleri söyledi. Eğitim şeklinde olmasa da, sadece söylediği zamanlarda lazımlığa oturtabileceğimizi ama şu an için çok da gerekli olmadığını söyledi, çok sıcak bakmadı bu duruma yani...

Uyku, yemek düzeni ve aklımıza takılan diğer ufak tefek soruları Affsane Hanım yanıtlarken, Defne de ciciannesi ile birklikte muayenehanenin içinde tur attı, oyuncaklarla oynadı, duvardalara yapıştırılmış kedi resmine bakarak, miyav ( miyavvvvvvv ) demeyi öğrendi.

Oldukça rahat bir muayene geçirdik, ( aman maşallah benim kızıma, dilinizi ısırmanızı rica edeceğim okurken :) ) hiç sorun yaşatmadı taki aşı vurulana kadar ( kızamık, kızamıkçık, kabakulak karma aşısı, nadir de olsa görülen yan etkisi, 5-7 gün sonra vücutta bir iki döküntü, hafif soğuk algınlığı ve /veya bir gece süren ateş imiş. Bakalım yaşayacak mıyız bu yan etkileri , temennimiz hiç yaşamamak tabi, üst dişler de çıktı çıkacak, hepsi denk geldi yani.. ) aşı koluna girer girmez bastı yaygarayı, ama aşı çıkınca da hemen gülerek yine kedi resmini gösterdi doktor teyzesine “miyavvv” diyerek ( buradaki “a” ince çıkıyor ve dudaklar karşıya doğru uzuyor..)

Boyumuz 81 cm, kilomuz 10920 gr olmuş. Boy persantili 98’ de, kilo 90’ da ilerlemeye devam ediyor. Oldukça uzun gidiyor boyu, babası hep der, seni geçecek ama umarım beni geçmez diye. Yürekten katılıyorum bu dileğine :), şaka bir yana sağlığı yerinde olsun da boyu, kilosunun önemi yok. Doktor teyzesi, boyu bu hızla uzamaya devam ederse her ay ayakkabı değiştirmek zorunda kalabilirsiniz dedi ( Amman n’olur yine dilinizi ısırın, maşallah, maşallah :) )

Bir sonraki randevu 4-5 hafta sonra aşı yaptırmak için. Pnömokok aşısının 4. dozu vurulacak. Genel kontrol için yaptırmamız gereken kan- idrar tahlilini de bu kontrolde yaptıracağız sanırım ( İdrar için bu sefer de poşeti bağlayıp çıkmıştım evden ama küçük hanım kıpır kıpır olduğu için yine kaydırmış ) Kan tahlilini ise hiç yaptırmak gelmiyor içimden. Durduk yere çok canını yakacağız ama zaman ilerledikçe yaptırmak daha zor olacağından bir an önce halletmek gerekli.

Hastaneden , yine girişte olduğu gibi çevredeki herkese el sallayarak, öpücük göndererek ayrıldık...

16 Mart 2010 Salı

Küçük Melek Büyüdü de Ev İşlerine Yardım Eder Oldu..

Çok marifetli benim kuzum. Artık kendi kıyafetlerini kendisi yıkıyor :) Bir heves atıyor çamaşırları makineye, girmeyenleri ittiriyor içeriye. Arkasından makineyi çalıştırmak üzere düğmeye basmayı da ihmal etmiyor :)

Aile Boyu Saadet

Doğum günü partisinin akşamında evde de kutlamaya devam ettik.

Gün boyu hareketin ardından yorgun düştü küçük kuş ve eve gelir gelmez 2 saatlik deriin bir uykuya daldı. Uyandığında ise keyfi son derece yerindeydi.









15 Mart 2010 Pazartesi

Defne artık tam tamına yürüyor...

Tam da doğum günü partisinin yapıldığı gün. 1, 3,5,8,10...20 adım... Yürüyor Defne eller yukarıda ayakların arası ( ve ağız :) ) açık. Bütün evi dolaşıyor bu şekilde..

Hedefe kilitleniyor ve ilerliyor. Gerekirse dönüyor bile...

Artık bitti bu iş, hadi hayırlısı. Daha bir hareketli günler bizi bekler... :)

Defne için de bizim için de oldukça heyecanlı bir gelişme. Küçük hanım, yeni keşiflere çook daha hızlı ulaşacak. Biz ise kızımızın büyümesinin gururunu yaşayacağız.

PS. Bir sonraki doktor kontrolümüzün ana gündem maddesi sokak ayakkabısı seçimi olacak...

Doğum Günü Partimiz

Bir gün öncesinden başladı telaşlı ve güzel hazırlık. Anneanne, babaanne, büyük anneanne ve anne tarafından hazırlandı tüm ikramlar.

Balonlar şişirildi, parti mekanı süslendi, Defne hazırlandı ve parti başladı...

Tüm parti boyunca gayet keyfi yerindeydi Defne' nin. Herkese gülücük attı, pastasını üflemeye çalıştı ( gücü yetmedi, bizim desteğimizle söndürdü mumu :) ), "İyi ki doğdun Defneee" sesleri arasında ağzını kocaaman açarak kahkahalar attı ve alkışladı, gelen hediyelere çok sevindi, bir heyecan her birini ayrı ayrı aç ( maya çalış) tı. Balonlarla oynadı. Çok çok çok güzeldi, rüya gibiydi, prenses gibiydi...

Bu güzel heyecanımızı paylaşan, yanımızda olan dostlarımıza çok çok teşekkür ederiz...


11 Mart 2010 Perşembe

İlk Doğum Günü Kutlamamız, İlk Doğum Günü Pastamız..

Dün gece, anneanne, babaanne, dede, dayı ve ciciannenin katılımıyla ilk doğum günü partimizi yaptık. Gün içinde fazla uyumamış küçük kuş, akşamüstü 1 saat kadar babasının güvenli kollarında mışıl mışıl uykuya daldı. Yanaklar kıpkırmızı, gözlerde hafif uyku mahmurluğu yüzde bir gülümseme ile uyandığında artık akşamki partiye hazırdı.

Keyifli bir yemek sonrasında ( tabi Defne' de bize eşlik etti, artık akşam yemeklerinde bizim yemeklerimizden yemeyi tercih ediyor :) ), kutlama için hazırlıklar başladı. Defne' ye anneannesinin diktiği şipşirin güzel mi güzel kıyafetini giydirdikten sonra yine anneannesinin yaptığı "1" ve "D", "E", "F", "N", "E" yazılı kurabiyeler ile annesinin hazırladığı doğum günü pastasını masaya getirdik. Pastaya "1" şeklindeki mum kondu ve büyük an için herkes masanın etrafına toplandı. Defene mumu uzaktan görünce üflemeye başladı ama yanına gelince vazgeçti. Zaten son zamanlarda ne zaman mum görse başlıyor hemen "puffff pufff" yapmaya, ama iş gerçekten üflemeye gelince vazgeçiyor..

Bizim de yardımımız ile mumu üfledikten sonra hemen gülerek alkışlamaya başladı "İyi ki doğdun Defffffneeeeee" sesleri arasında..

Güzel kızım, ömrün hep böyle neşeyle, gülücüklerde geçsin. İyiki doğdun meleğim..






10 Mart 2010 Çarşamba

BUGÜN BİZİM DOĞUM GÜNÜMÜZ

9 Mart 2009... Son kontrol için doktora gittiğimizde anladık artık zamanın geldiğini, o geceyi hastanede geçirdik baban ile beraber gözümüzü bir dakika bile kırpmadan..

10 Mart 2009, saat 07:46 ve hayatımda duyduğum en müthiş ses ile dünyam değişti. Yeni bir yaşama başladık o anda seninle beraber. Hemşire teyze seni kısacık bir dakika yaklaştırdı yanıma, kokunu çektim içime ve o an anladım senden asla bir daha kopamayacağımı, hayatımın en merkezine oturduğunu..

Sevgilerin en büyüğünü, mutluluğun en fazlasını tattırdın bana bir yıl içinde. Doğduğun gün teyzem “neler hissediyorsun ?” diye sorduğunda “Çok seviyorum” demiştim. O da, daha da çok seveceksin demişti bana. O gün anlamsız geldi bana bu söz, daha büyük bir sevgi olamazdı ki, zaten kalbimden taşacak gibi hissediyordum sevgini işte. Ama zaman ilerledikçe anladım, her geçen gün daha da çok seviyorum seni güzel kızım.

Artık benim 2 doğum günüm var. İlki kendi doğum günüm. İkinci ve çook daha özel olanı senin doğum günün, seninle birlikte anne olarak doğduğum gün. Bugün senin hayatının, benim ise anneliğimin 1. yılı. Sen her geçen gün hayatı adım adım öğrenirken, ben de anne olmayı öğrendim. Geriye bakıp beraber geçirdiğimiz 1 yılı düşündüğümde, aklıma hep tatlı gülüşün, sıcacık kahkahaların, ilk kez yaptığın her şeyde yaşadığım heyecanlar, mutuluklar geliyor...Ömrün böyle kahkahalarla ,sağlıkla, neşeyle geçsin prensesim..

Bu sabah, sanki bir şeylerin farklılığını sezmişçesine erkenden uyandın. Saat tam 07:46’ da aldım kucağıma öptüm , öptüm, kokladım, sarıldım. Varlığının nasıl müthiş bir duygu oluşunu yine yeniden taaa içimde hissettim. Sen de benim anneliğimin ilk yılını kutladın yüzümü iki elinin arasına alıp yanağıma sımsıcak bir öpücük kondurarak...

İYİ Kİ DOĞDUN MELEĞİM, İYİ Kİ DOĞDUN GÜZEL KIZIM, BABAN VE BEN SENİ ÇOOOOK SEVİYORUZ...


3 Mart 2010 Çarşamba

Yürümeye hazırlık....

İlk adım,

Desteksiz birkaç dakika ayakta durma,

Desteksiz uzuun süre ayakta durma,

Bir-iki adım,

Ellerinden tutarak bütün evi dolaşma,

Bizim teşviklerimizle üç-dört adım atmaca

Derkeeeeeeen...

DEFNE ARTIK TAMAMEN KENDİ İSTEĞİ İLE 5-6 ADIM ATIYOOOR :):):)

Koltuğa tutunarak kalkıyor ayağa, geriye dönüyor veeee başlıyor yürümeye..

Dengeyi sağlayabilmek adına eller havada, tabi yüzde bir gülümseme ile, ayakların arası açık, küçücük küçücük adımlarla...

Yaşını karşıladı yani küçük kuş :)

1 Mart 2010 Pazartesi

Keyifli Cuma

Geçtiğimiz Cuma, annemle Arzu teyze bebek güvenlik malzemeleri almak üzere İkea' ya gitmeye karar verdiler. Biz de fırsattan istifade Tuana ile biraraya gelmenin mutluluğunu yaşadık. Gerçi pek bişey bulamadılar, annem sadece priz koruyucu aldı ( Bu ara yaramazlığı arttırmışım, aklım fikrim prizlerdeymiş)

İkea dönüşü Optimum' a uğradık, keyfili birkaç saat geçirdik Tuana ile..


Resimleri ben yapmadım yanlış anlamayın :).

Hani annem bana söz vermişti, balon alacaktı ya, aldı. Aldı ama ben 3 dakika içinde patlatmayı başardım balonu. Bu resim de patlatmadan hemen önce ( sanş eseri ) çekilebildi..