31 Aralık 2010 Cuma

YENİ YIL , YENİ UMUTLAR

Yeni yıl, yeni umutlar... Meleğimle kutlayacağımız ikinci yılbaşı. Dilerim, 2011 de 2010 gibi mutlu, keyifli geçsin. Güzel kızımın yüzü bu yıl da hep gülsün..



Yılbaşı Öncesi Hazırlıkları

Bu yılbaşı evdeyiz. Selçuk’ un ailesinin de gelmesiyle neredeyse tam kadro bizdeyiz ( Bora, Yelda ve Özgün katılamıyorlar bize )
Bir kaç gece öncesinden yılbaşı ağacımızı süsledik. Defne de kendi elleriyle taktı süsleri ağaca. Sonra ağaca bir şey yapar mı dedim ama beni yalancı çıkarttı. Gözü gibi bakıyor şimdi. Gidip gidip ışıklarını yakıyor...





Fıstık, Erkan Amca, Sibel Abla ve Kuzey bebek :) ziyaret ( ler )i

Fıstığa bir türlü rahat vermiyor Defne. Kuzeye de öyle. Ya yatağında ufaklığın ya da eli Sibel ablasının karnında.
















Defne Pazara Gider..

Çok seviyor pazarda bizimle beraber gezmeyi. Her Pazar ziyaretinde ise muhakkak mandalina istiyor amcalarından “A maa, nen nen nooo" :)


30 Aralık 2010 Perşembe

Çocukça Bir Yılbaşı Partisi..

Geçen hafta çocukça bir yılbaşı partisine katıldık. Şarkılar söylendi, oyunlar oynandı, yılbaşı kartları hazırlandı, boyamalar yapıldı, cook eğlenildi.












Geçen Cuma

Çok kötü düşmüş küçük kuzu. Hülya Hanım ile dışarıda oynarlarken bir anda koşmaya başlamış ve ayağı takılıp düşmüş. Burnu olduğu gibi yere sürtmüş bu nedenle bütün burun yara içindeydi.
Hızlı bir kantaron yağı tedavisiyle iyileşti yaralar bir hafta içinde. Şimdi sadece ufak bir nokta kaldı. Bir mucize gibi kantaron yağı. Annelerin kesinlikle başucunda olması gerekli diye düşünüyorum..
İçim sızladı onu öyle görünce. İnsan bitaneciğinin kılına zarar gelsin istemiyor hiç, ama çocuk bu, düşmeden de büyümüyor. Allah beterinden korusun...

24 Aralık 2010 Cuma

Afacanlık Peşinde..

En büyük zevklerinden birisi çekmeceyi açıp içini kurcalamak. Bazen baba da destek oluyor :)


Yine annenin ayakkabıları ayağında. Üstelik bana da vermiyor, direk sahipleniyor. Pozlara da bakar mısınız?



Direksiyona oturmuş ,nasıl da mutlu.. ( PS. Tabi ki araba çalışmıyor)

Tuana - Defne

Geçen hafta sonu yakın arkadaşlarımız bize kahvaltıya geldiler. Tuana ile Defne uzun süredir olmadığı şekilde güzel oynadılar birlikte..





Birbirlerinin boyunu ölçerken de çok sevimli görünüyorlardı..



Tuana’ lar ayrıldıktan sonra Defne “ Hişşt Aba Ama” sı ile müzik dinledi..

Defne’ nin Abla , Amca, Abileri..

Defne herkese abla , amca, abi diyor olunca, kimden bahsettiğini farklı şekilde ifade etme ihtiyacı hissetti kendince. İşte Defne’ nin abla, amca, abileri...

BORA : Aa ma (kendi amcası)

YELDA : Aa ma Aa ba : (amcasının eşi, yengesi yani :) , yenge de diyebiliyor ama abla demeyi tercih ediyor Yelda’ ya.)

BUKET: Annannem Aa ba ( Benim kuzenim, İstanbul da okuyor, çoğunulukla anneannesinde karşılaştıkları için adı “Annannem A ba” oldu )

DENİZ : Hişşt Aa ba :) ( çok yakın bir arkadaşımız, bir gün arabada beraber giderken “ Hişşt naber” dedi Defne’ ye , o günden beri adı Hiştt aba )

SERHAT : Hişşt Aba Ama : ( Serhat da bir başka yakın arkadaşımız. Geçen gün Deniz ile beraber geldiler bize , bu sebeple Serhat oldu Hişşt Aba Ama :) )

ARZU : Du Anne Aba ( Açıklıyorum, Tuana’ nın Annesi Abla :) ) Zaman zaman Adu Aba da diyor.


DOĞA: Annanem Abe ( Kuzenim, askerliğin yapmak üzere İstanbul’ a geldi. Geçen gün yine anneannesinde gördüğü için Doğa oldu Annanem Abe :) )

Defne’ nin Müzik Merakı

Müzik dinlemeyi çok seviyor Defne. Akşamları en büyük zevki babasının elinden tutup odasına götürmek ve CD çalar ı açarak oynamak. CD’ leri de muhakkak kendi takıp çıkaracak...



Çağla Abla

Geçen akşam Çağla aba geldi bize. En son görüşmelerine göre çok şey değişmiş, artık ikisi de büyümüş onu farkettim. Eskiden 10 dk sonra kavga başlardı, şimdi saatlerce oynadılar keyifle. Hatta birinden biri oyunu bıraktığında diğeri koştu elini tuttu götürdü tekrar. Çağla bunun yaparken “Gel Defne’ cim oynayalım içeride” diyor. Defne ise “ A ba gel gel geeel” diyor :)

Anne babalar da çocukluğuna döndü o gece. 4 koca insan almışsız ufaklıkların halka oyuncaklarını birbirimize atarken bulduk kendimizi, onlar da şaşkın gözlerle bizi izliediler bu sırada.. :)

Gecenin sonunda Selçuk, “çok yoruldum ben” diyordu mutlu bir şekilde, çünkü bir Defne, bir Çağla Selçuk’ un kollarında uçtular havaya..

Daha sık bir araya getirmek gerekli bu güzellikleri..


2 Yaş...

22 aylığız henüz. Ancak başladık 2 yaş sendromu olaylarına...Bu aralar Defne’ den en çok duyduğum iki kelime : “hayır” ve “ben”!

Ben de varım, büyüdüm, istediğimi yaparım ı oldukça fazla hissettiriyor bize. İstedikleri olmadığı zaman da hırçınlaşıyor, zaman zaman kendini yere atıp yerleri yumruklamaya başlıyor. Böyle durumlardaki tepkim susmak ve tepki vermemek oluyor. Bir süre sonra kendiliğinden sakinleşiyor küçük hanım. Ancak bu söylediğim kadar kolay değil gerçekten. Ciddi bir sabır evresindeyiz şu ara.

Benzer sıkıntıları yaşayan anneler, tecrübelerinizi paylaşın ne olur, bu dönemki yönlendirme çok önemli ve yanlış bir şeyler yapmak istemiyorum açıkçası...

16 Aralık 2010 Perşembe

Babası ile Oynayan Küçük Kuş

Yatırdı Defne babasını yere, saatlerce oynadı bu ikili birlikte. Bana da bu mutlu anları ölümsüzleştirmek düştü keyifle...

Tokalar, oyuncak bebeklerinin gözlükleri takıldı babaya özenle..

biraz da kendine..

Biraz babanın

Biraz Defne’ nin saçları tarandı

Birlikte ne güzel görünüyorlar, çok seviyorum ikinizi de..